burası dünya 2

438 Kelimeler
-evet arkadaşlar, diye söze başladı. Ulu camii Osmanlı padişahı Yıldırım BAYEZİD tarafından 1396 yılında inşası başlatılmış ve 1399 yılında yapımı tamamlanmıştır. Eliyle Ulu Camii işaret ederek, arkamda duran bu muhteşem mimari yapıt kapalı namaz kılma alanı bakımından ülkemizin en büyük camilerinden olup 5000 metre karelik alan üzerine kurulmuş sekizgen kasnaklara oturan toplam yirmi adet kubbeye sahiptir. Caminin beden duvar kalınlığı yer yer iki metreyi geçmektedir. Soğuktan sesi biraz titremiş gibi olmuştu. Hava güneşli ama sabah ayazı olduğu için bu soğukta yüksek sesle konuşup, bir kitleye hitap etmeye çalışmak ve herkesi bu konuşmada tutabilmek bir hayli zor olmalıydı. Sesini biraz daha yükselterek, rivayetlere   göre Hızır a.s’mın vav harfi önünde namaz kıldığı söylenilir. Ve uraya gelen ziyaretçilerde bunu baz alarak vav harfi önünde namaz kılmaya özen gösterirler. Kalabalıktan yumuşak ve hala uykusu açılmayan bir ses ‘’ demek siz o yüzden vav harfi önünde namaz kıldınız. Bizde yerinizi almayalım diye de bize bunu o an söylemediniz değil mi hocam ?’’ deyince kafalardan kısa kısa gülüşmeler duyuldu. Cengi hoca tebessümle yetinerek, bu cami Bursa’nın simge yapısı halini almıştır, diyerek konuşmasını tamamladı. Bursa’da ikinci durağımız olan Koca Çınarı görmek için otobüslerimize bindik. Koca Çınar’a vardığımız zaman hiç beklemediğim bir manzarayla karşılaştım. Ben yalnızca isminin Koca olduğunu zannediyordum. Oysa ismi gibi kendiside hakikaten koca çınarmış. Yaklaşık yirmi dakika kadar etrafı gezip koca çınarı devasalığını hayretler içerisinde izledikten sonra yeniden toplanmış Cengiz hocamızı dinliyorduk -neredeyse Osmanlı ile yaşıttır bu koca çınar. 600 yıllık geçmişe sahip olan bu çınar adını Osmanlının ilk köylerinden biri olan in kaya köyünden almıştır. Çapı üç, yüksekliği ise 35 metre olup ülkemizin en yaşlı ağaçlarından biri olmasının yanı sıra dünya çapında da bir üne sahiptir. 13 tane ana kolu, diyerek gözle seçilebilir olanları eliyle işaret etti. 9.2 metrelik çevresi bulunan bu koca çınarın dallarının kalınlığı ise ortalama 3-4 metre civarında ve neredeyse genç bir ağacın gövdesi kadardır. Böyle devasa bir çınar haliyle yerel halkada maddi getiride bulunuyor. Köylüler bu çınarın ziyaretçi akını fırsat bilip el işi eşyalarını sergileyip satmaktadırlar. Cengiz hoca bunları anlatırken herkesin gözü bir Cengiz hocaya bir ulu çınara kayıyordu. Bu çınarın benim için en önemli yanı ise Osmanlının tüm dönemlerine şahitlik etmesiydi. Bursa’dan ayrılıp Çanakkale’ye doğru yola çıkmıştık. Daha yola çıkmadan önce gideceğimiz şehirler arasın da beni en çok heyecanlandıran Çanakkale olmuştu. Çünkü burada yarım milyona yakın şehit vermiş, toprağı şehitlerimizin kanıyla sulamıştık. Ve şimdi anaların evlatlarını henüz çocuk yaşta cepheye gönderdiği, saçlarını kınaladığı topraklara doğru yol alıyorduk. Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyi kadar ırk ayırt etmeksizin tüm imkânsızlıklara rağmen vatan aşkını kalbine yerleştirmiş, genç yaşlı, herkes kesimden insanın canını feda ettiği topraklara…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE