“Peki ya Çelik, senin kasabada benim hakkımda konuştuğunu duyarsa?” “Duysun,” dedi Gül, omuz silkti. “Sadık karısı, efendisinin namusunu korumaya çalışıyor. Bundan daha doğal ne var?” Sonra, Feride’ye döndü. Gözlerinde o bildik, kemirici ışık vardı. “Ama sen, Recep’le yazışıyorsun galiba? Bakkalın yeğeniyle. Dikkat et. O çenesi düşük heriftir. Sana yazdığı her mesaj, başkasına da yayılır.” Feride’nin kanı çekildi. Nasıl bilebilirdi? Pencereden mi görmüştü? Yoksa… Recep’le arasında bir bağ mı vardı? Bu kadın her yerdeydi, her şeyi biliyordu. “Sen… sen beni izliyorsun,” diye kekeledi. Gül, hafifçe gülümsedi; buz gibi, zalimce bir gülümsemeydi. “Bu evde olan biten her şeyi bilirim. Bu benim evim. Sen ise misafirsin. Geçici bir misafir.” Camı parlattı, kovayı aldı, Feride’nin yanından geçe

