Çelik'in evden çıkmasıyla birlikte sessizlik çöktü. Feride, Gül'ün mutfaktaki tıkırtılarını dinleyerek salonda oturuyor, için için kaynıyordu. Dünkü akşamın aşağılanması hâlâ ensesinde sıcak bir nefes gibiydi. Gül, tek hamlede onu "geçici heves" konumuna düşürmüştü. Buna katlanamazdı. Gül, tepsiyle salona girdi. Çelik'in dün akşamki viski bardağını topluyordu. Feride'nin önünden geçerken, göz ucuyla onu süzdü. O bakışta ne küçümseme ne zafer vardı. Daha çok, bir taşın soğukluğu gibiydi. Bu, Feride'yi daha da çıldırttı. "Mutlu musun?" diye patladı Feride. "Çelik, dün gece bana dönmedi bile. Senin o numaraların işe yaradı." Gül, bardağı tepsiye bıraktı. "Numara dediğin, benim gerçeğimdi. Ben evin hanımıyım. Sen de bunu herkese göstermem gerektiğini öğrettin." Hafifçe döndü. "Kahve ister m

