ARVEN “Uyandın mı prenses?” Kulağıma çalınan ses kabusun devam ettiğinin habercisi gibiydi. Dolan gözlerimi kırpıştırmak zorunda kaldım. Bir kez daha farklı ama diğerlerine benzeyen bir yerin içindeydim. Kaç saatir ellerindeydim hesabını yapamıyordum artık. Kafamın içinde büyük bir uğultu ve karmaşa hakimdi. Düşüncelerime yön veremiyor, mantıklı bir şekilde hareket edemiyordum. Uzatılan suyu bu kez itirazsız aldım. Boğazım kurumuş toprak gibiydi. Konuşmayı geçtim, yutkunmama bile izin vermiyordu artık. Ellerim ilk kez bağlı değildi. Ölü gibi uyuyor olmamdan sanırım bu kez bağlamaya gerek duymamışlardı. Uzatılan bardağı alıp doğrulurken kimseye bakmamaya çalıştım. Göz teması kurmak bile istemiyordum. Kurtarılma umutlarım her geçen zaman biraz daha azalırken, neden herkesin geç kaldığı

