ARVEN Uyku diye bir şey yoktu aslında. Bilincim, ince bir iple dünyaya bağlı duruyordu fakat bedenim çoktan karanlığın çukuruna gömülmüştü. Göz kapaklarım ağır, nefesim hırıltı gibi ve içimde, derin bir kuyuda çırpınan artık aşinası olduğum tanıdık korku vardı. Sanki biri göğsümün üstüne oturmuş, nefesimi elinde tutuyordu. Her hareket benim için bir miktar daha zorlaştı. Parmaklarımın ucu uyuştu ve bileklerime kadar yayılan bir boşluk hissi beni sardı. Kollarımın bağlı olduğunu hatırlamak bir çabaydı, hatırladıkça acı veriyordu ama acı azalınca hatırlamak da zorlaştı. Gözlerim açık kalsın istiyordum fakat göz kapaklarım kurşun gibi ağırlaştı, kirpiklerim birbirine yapıştı ve dünya bir ağacın gölgesine çekilir gibi karardı. Soğuk, ilacın etkisinde bile hissediliyordu, taş zeminin nemi de

