Evdeki sessizlik hazırlıkların telaşıyla bölünüyordu. Her ses kalbimde bir çatırdamaya sebep oluyordu. Can'ın en sevdiği peluş köpeğini valize son bir kez sıkıştırırken parmaklarım titredi. Bu küçük yumuşak oyuncak onun gece boyunca huzurla uyumasının garantisiydi. Şimdi ise benim için ondan ayrı kalacağım günlerin sessiz tanığı olacaktı. "Gizem." Ses kapının eşiğinden gelmişti. Andaç orada gölgelerin içinde durmuş beni izliyordu. Yüzündeki ifadeyi tam çözemiyordum; bir karışım: koruyucu bir içgüdü, derin bir endişe ve... evet, bir parça suçluluk. "Onları da yanımıza almamız gerektiğini düşünüyorum" dedi. "Yanımızda olsun. Gözümüzün önünde. Buradan İstanbul'dan uzaklara giderken... içim hiç rahat etmiyor." Gözümün önünde. Bu söz içimdeki tüm annelik içgüdülerini harekete geçirdi. Eve

