bc

Aşiretin Delisi +21

book_age18+
1.8K
TAKİP ET
23.9K
OKU
adventure
revenge
dark
forbidden
love-triangle
contract marriage
one-night stand
reincarnation/transmigration
family
HE
escape while being pregnant
time-travel
teacherxstudent
love after marriage
system
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
pregnant
arranged marriage
shifter
curse
playboy
badboy
kickass heroine
brave
sporty
neighbor
stepfather
mafia
single mother
gangster
heir/heiress
blue collar
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
mystery
scary
bold
loser
lucky dog
single daddy
werewolves
vampire
detective
game player
campus
city
medieval
mythology
office/work place
pack
small town
magical world
high-tech world
another world
ABO
cheating
childhood crush
disappearance
enimies to lovers
lies
rejected
secrets
soul-swap
superpower
rebirth/reborn
dystopian
harem
poor to rich
war
musclebear
ancient
love at the first sight
affair
friends with benefits
polygamy
surrender
addiction
assistant
actor
substitute
Pharaohs
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

❗ 21 yaş ve üzeri için tavsiye edilir.

‼️ Tetiklenebilecek olaylar, sahneler ve unsurlar yer almaktadır.

🔞 Cinsel içerikli sahneler detaylıca anlatılmaktadır.

👉🏻 Nefret ve düşmanlıkla başlayan bir aşk anlatılmaktadır.

👉🏻 Mafya ve Askeri kurgum dışında, ilk kez bir kitabımda şehir ismi geçiriyorum. Aşiret kökenli bir kurgu olacağı için isim vermem gerekliydi. Kötü karakterler geçtiği zaman o şehrin insanları kendini rahatsız ya da kötü hissetmesin istemiştim. Yine de iyi ya da kötü insanları bir şehirle bağdaştırmamak gerektiğini unutmayalım. Şimdiden açıklamamı yapmış olayım istedim.

*********

Başka bir an ya da başka bir durum olsaydı, bu yakınlık ikisini de etkileyecek kadar çekim alanında ve özel alanlarını işgal edecek mesafedeydi. Ama ikisi de bakışlarıyla birbirine meydan okuduğu için bu çekimi fark etmediler.

"Söyle! Niye susup vazgeçtin!?" diyen Kahraman, Mavi'nin o mavi gözlerini izledi dikkatle.

Mavi dişlerini sıkarken Kahraman'ın göğsüne koyduğu elleriyle itip uzaklaşmasını sağladı. Öfkeyle aldığı serin soluklar göğsünün inip kalkmasına neden oluyordu. "Sakın bir daha yaklaşma bana!"

Kahraman onun neyi kast ettiğini anlamadı. Cevap vermekten kaçındığı için bunu bir bahane olarak kullandığını sandı. O yüzden yeniden girdi genç kızın burnunun dibine. Yüzüne karşı; "Söyleeeeee! Demin ne diyecektin de vazgeçtin!?" diye bağırdı.

Mavi aynı sinirle karşılık verdi. "Tanıdım evet! O aşiretin delisi sensin belli ki! Onu diyecektim oldu mu!?"

Kahraman'ın göz kapağı sinirle seyirmeye başlarken Mavi de çileden çıkmıştı. "Sen kimsin ki benim Ali'şime, bana deli dersin haa! Asıl deli sensin işte!

İnsan anlayıp dinlemeden, öyle birden silah mı çeker! Gelir önce bir sorar insan gibi. Senin karşında bir kadın ve melekler kadar masum bir çocuk var bir kere. Silah çekmek nedir!?

Hadsiz, terbiyesiz!"

Camın önünde bekleyen Haris zippusunu yakmış, ateşe vereceği anı kollarken Mavi ve Kahraman'ın bağırışlarını duymuş onları dinliyordu.

Kahraman kısık çıkan sesiyle; "Bitti mi!?" dediğinde Mavi fazla ileri gittiğini anladı. Bir anlık sinirleri boşalmış rahatlamıştı ama, şimdi karşısında boğadan hallice öfkeyle kızarmış olan Kahraman'a bakıyordu.

Yine de duruşundan ödün vermeden; "Bitti." dedi tek seferde.

Kahraman başını salladı usulca. Mavi'nin üstüne doğru bir adım attığında Mavi onun sakinliğinden korktu. Silahını da kaldırmıyordu artık. Üstüne yürümeye devam ettikçe temas etmemek için geri geri adımlamaya başladı. Çok değil iki adım sonra zaten sırtı duvara değince gidecek başka yeri de kalmadı.

Haris kulaklarını dikmiş, can kulağıyla onları dinliyordu ama oluşan sessizlik yüzünden çakmağı ateşe atıp atmamak arasında gidip geliyordu.

Kahraman genç kızın kaçacak yeri kalmayınca dudağının bir kenarını kıvırdı. Kulağına doğru yaklaşırken Mavi'nin göğsü korkuyla inip kalkmaya devam ediyordu. Ellerini duvara yaslayıp ayakta durabilmek için güç almaya çalıştı.

"Bana bir daha deli dersen, gerçekten delirdiğimde ortalığı nasıl ateşe verdiğimi de görürsün Mavi!"

Fısıltılı tehditi, Mavi'nin içinde korkulu haykırışları uyandırsa da, Mavi ağzını açıp tek kelime edemedi.

Kahraman geri çekilip başıyla içeriyi işaret etti. "Şimdi geç içeriye. O akıllı kardeşine anlattır ne duyduysa."

Mavi korkuyla kuruyan dilini damağını ıslatmak için dudaklarını yaladı ama işe yaramadı. "Senden korkuyor. Ben öğrenir anlatırım sana."

Kahraman alayla baktı. "Ezberlettiğin yalanları söylemeyeceğini nerden bileceğim? Yanımdayken soracaksın, o da yanımdayken cevap verecek!"

Mavi tek kelime bile edemeden yürüyüp salona girdi. Dizleri titrese de, neyse ki bunu saklayabilmişti.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. "Bir kızı bin kişi ister, ben kime verirsem de o alır hanım."
Keyifli Okumalar Dilerim... Evin salonunda sessizlik hakimdi. Cemşit ağa az önce bekar olan büyük oğlu Kahraman için kızı istemiş; kızın babasının dudaklarından çıkacak cevabı bekliyordu. Meraklı değildi. Nasılsa kızını verecekti. Çünkü haber gönderdikleri gibi; "Buyursun gelsinler." cevabını almıştı. Diyarbakır'ın köklü aşiretlerinden Demir aşiretiydi onlar. Nesilden nesile aktarılan bu bağlılık, zamanla onları güçlendirmiş, yıkılmaz bir kale gibi dimdik ve güçlü bir aile haline getirmişti. Tıpkı soyisimleri gibiydiler. Karşısındaki aile bir aşiret mensubu değildi. Ancak kendi işinde yükselip iyi bir isim yapmıştı burada. Bu adamı harcamayacak, şirketler grubuna bir yenisini daha; bu kez aile bağlarıyla ekleyecekti. 27 yaşındaki Kahraman'ın başını işten güçten kaldırıp da kimseye baktığını görmemişti. O halde bu evlilik işinde onun gönlünü beklemek yerine, görücü usulü halletmeliydi. Bu yüzden iki gün önce masada kararını açıklamış, oğlunun karşı çıkmasına müsaade etmemişti. Hoş bu iki gün içinde de Kahraman itiraz etmek için tek bir laf bile etmemişti. Kahraman şimdi sessizdi. Kahveyi sunan gelin adayı kızı beğenmişti. Ama bir tık yakasının dekoltesi açıktı. O gördüyse, diğerleri de görmüş olmalıydı. Bu durum canını sıksa da, şimdilik bir şey demedi. Kızı istenen Sefer Bey eşine baktı. Eşinin başını yavaşça onaylar biçimde salladığını görünce, bakışlarını Cemşit ağaya çevirdi. "Sözlerinizle bizi şereflendirdiniz ağam. Lakin belki haddimi aşıyorum. Ancak cevabı vermeden önce ben de sizden bir şey isteyeceğim." Cemşit ağanın kaşları merakla havalandı. "De hele Sefer. İstediğin nedir?" Sefer Bey boğazını temizledi. Derin bir nefes alıp girdi söze. "Oğlum Cihat'ı tanır bilirsiniz. Siz Kahraman'a Gülbeyaz'ı istediniz, biz de sizin Ebru'yu Cihat'a isteriz. Çifte düğün kurar, aile bağlarımızı güçlendiririz. Ne dersiniz?" Cemşit ağa berdel yapmak isteyen adama baktı. Karşısındaki adam akıllıydı. Onun düşündüklerini Sefer Bey de düşünmüş olmalıydı ki, o da bu evlilikleri istiyordu. Eşine bakmadan başını olumlu anlamda salladı. "O halde yarın da siz bize buyrun, bir kahvemizi için. Sonrasında da söz yüzüklerini takar, hayırlı olsun deriz." Yüzler güldüğünde, kapının kenarında elindeki gümüş tepsiyle bekleyen Gülbeyaz elini kalbine yasladı. Heyecanla atan kalbi, Kahraman ile evleneceği için çırpınıp duruyordu. "Gülbeyaz!" diye seslenen babasıyla elindeki tepsiyi bir kenara bıraktı. Masumiyetini göstermek ister gibi giydiği beyaz renkli elbisesiyle bir melek gibi görünüyordu. Elleri titremesin diye eteğinin kenarlarını tutup sıkarak içeri girdi. "Hayırlı olsun kızım. Öpün bakalım ellerimizi." diyerek işaret etti. Kahraman az önce elleri öpüp yerine geçerken, Gülbeyaz'ı izledi. Genç kız elleri öpmek için eğilirken boştaki eliyle de yakasına kapatıyordu. Bu durum hoşuna gitse de, az önce kahve tepsisini tutan elleri dolu olduğu için muhtemelen bu hareketi yapamamıştı. Kardeşi Kurtuluş, abisine doğru eğildi yavaşça. "Bakıyorum da şimdiden gözünü alamıyorsun abi?" Kahraman'ın kaşları çatılırken kardeşine dönüp bakması, Kurtuluş'un susmasına neden oldu. Gülbeyaz elleri öpüp geri çekilince, Cemşit ağa; "Bize müsaade." diyerek ayaklandı. "Malum, yarın da bizim kızı istemeye gelecekler." diyerek güldü. Sefer Bey ve eşi misafirleri uğurlarken Gülbeyaz salonda kaldı. Camdaki perdeyi aralayıp Kahraman'ı bir kez daha görmek için heyecanla baktı. Evden çıkan Kahraman direk arabasına bindi. Merak edip de başını çevirip bakınmamıştı bile. Gülbeyaz'ın heyecanı sekteye uğrarken üzüntüsü başladı. Acaba onu beğenmemiş miydi? Cemşit ağa ve eşi Sümbül Hanım kendi araçlarında konağa dönüyorlardı. Araba giderek merkezden uzaklaşıyor, köydeki büyük ve eski konağa doğru yol alıyordu. Sümbül Hanım dayanamadı. "Kızı vermekle iyi mi ettik acaba ağam? Başka isteyenleri de vardı." Cemşit Bey tespihini çekerken başını geriye attı. "Bir kızı bin kişi ister, ben kime verirsem de o alır hanım. Sen bunları düşünme. Ebru'ya da söyle, yarına güzelce hazırlanın." . . . . Devam edecek...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Unscentable

read
2.0M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
770.6K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.9M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
995.7K
bc

A Warrior's Second Chance

read
369.0K
bc

Not just, the Beta

read
353.7K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook