Hikayesi YAZARBOZAR
author-avatar

YAZARBOZAR

HAKKINDAquote
🧿Dreame Özel Yazarı🧿 🧿2025'in Yükselen Yıldız Yazarı🧿 ❤Güncel haberlerden haberdar olmak için beni takip edin. İnstgram ve tktok adresim👉🏻 dreame.yazarbozar ❤Hikayeyi ben başlatırım, beraber bitiririz 👍🏻 ❤Kadına Şiddet ❌ Bolca aşk ve Çokça duygu ✅ ❤Her Kitapta farklı duygular, farklı heyecanlar, farklı mesajlar... Ama hep mutlu sonlar🤌🏻💘🥳💯 ❤Her hikaye tadında kalmalı kafasıyla işler, olayları sakız edip sündürmeden, heyecanını kaçırmadan doruk da bırakmayı severim. ❤"Vur deyince öldüren", "the yargıcı", "ezberleri bozan" lakaplarıyla anılırım okurlarım arasında. Adalet bakanı olmam için yoğun bir baskı var😅 ❤Her kitabımda bir duyguyu esas alıp işlerim ama aşk her zaman olur. ❤Son uyarım da okurlarımın isteği üzerine. Bağımlılık yapıyormuşum efendim. Ona göre okumanız için bu uyarıyı vermeliymişim. Benim değil, okurlarımın sözleri bunlar. Egoist ya da kibirli olarak görülmek istemem. 💞Buraya kadar okuyup beni dinlediğin için teşekkür ederim sevgili okur. Haydi kitabını seç ve okumaya başla lütfen💜 Kitap tanıtımlarına bakmayı da unutma ❤
bc
Başlık Parası +21
Güncellenme zamanı Jul 3, 2026, 02:19
🔞21 ve altındaki yaşlar için tavsiye edilmemektedir! ✅Bu kitapta yer alan konular, gerçek hikayelerden esinlenilmiştir. 💥Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar yer almaktadır. 👉🏻 6-7 çiftin hikayesi işlenmiştir. 🔥Yetişkin içerikli sahneler, detaylı bir anlatıma sahiptir. ❗Bu hikaye 1990'lı yılların başında geçmektedir. ****** Duvağımı düzeltip başımı öne eğdim. kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ama Ecevit ağam donmuş gibi kapının önünde beklemeye devam etti. Ellerimin içi terliyordu. Ne yapacaktım ben? Ne yapmalıydım? Kalkıp karşılamam mı gerekiyordu yoksa? O yüzden mi kapıda beklemeye devam ediyordu? Başımı kaldırdığım sırada, usulca bir adım attı. Tahta kapı kapanırken gıcırtısı tüylerimi diken diken etti. Ceketini çıkardığını fark ettiğim an alt dudağımın içini ısırdım. Kalbim gümbürderken attığı adımları tam önümde durdu. Pantolonunun cebinden bir künye çıkardı. Elinde tutup bakmaya devam ederken, konuşmaya başladı. "Benim yüzümden adın çıktı köyde... Benim yüzümden kaçıp gidemedin Esmer. Belki o gece sözlün olduğunu bilseydim daha başka şeyler olabilirdi. Ne bileyim tahmin edemedim işte... Sonunda ikimiz de bu evliliğe mahkum olduk. İstedim ki hiç bir şey içinde ukde kalmasın. Düğünün en güzel düğün olsun. Seni döven ailene de daha fazla bırakamazdım... Sonuç olarak buradayız. Bu künye de yüz görümlülüğün... Sana evli bir kadının yaşamak isteyeceği ne varsa yaşattım ama... Benden kocalık bekleme Esmer.. Ben yaralı bir adamım. Seni ancak bu kadar mutlu ederim. Bu odadan çıktığımızda herkes bizi karı koca sanacak. Hiç kimse bilmeyecek... Ama bu kapının içine girdiğimizde sana anca arkadaş olurum. Abin olurum diyeceğim de, aramızda nikah var. O artık olmaz... Dayak yemezsin bu evde. Ben ne dersem üstüne söz söyleyemezler de.. Ama sen de beni utandırma olur mu?" Sözlerini bitirene kadar kalbim atmayı, ciğerlerim ise nefes almayı unutmuştu sanki. İçimde yeşeren tüm endişelerim, paniklerim... Bir kaç dakikalık konuşmasıyla yitip gitmişti işte. "Olur mu Esmer?" Hafifçe çattığı kaşlarıyla sorduğu soruyu anlamadım. "Ne olur mu ağam?" Omuzları düşerken ellerini de indirdi. "Kızım ben iki saattir ne anlatıyorum karşında? Sen beni adam yerine koyup dinlemiyor musun yoksa?" Endişeyle hemen oturduğum yerden kalkıp duvağımı kaldırdım. "Haaa yok ağam! Haşa o nasıl söz? Olur tabii. Olmaz mı? Sen ne dersen o olur Ecevit ağam. Ben hiç seni utandırmam. Vallaha bak. Adına leke sürdürmem. Ananla atanla iyi geçinirim." Ben konuşmaya devam ediyordum ama o öylece bana bakıyordu. Şu an ne düşündüğünü anlayamadığım için susmak zorunda hissettim kendimi. Hala bakmaya devam edişi, yanaklarımın kızarmasına sebep oldu. Acaba çok mu hevesli görünmüştüm? Rahatladığım çok mu belli oluyordu? Keşke bir şey söyleseydi. Boğazını temizlerken bakışlarını aşağıya indirip elindeki künyeye baktı yeniden. "Uzat hadi kolunu da. Takayım bileğine. Kilidi sıkı biraz. Düşmesin diye kuyumcu sıkıştırmış. Yani İsmail Efendi öyle dedi. Yoksa ben gidip almadım yani." Ben zaten bileklerimi kaldırmıştım ama, o hala açıklıyordu. Bana mı konuşuyordu yoksa kendi kendine mi anlamadım. "Anladım Ecevit ağam." dediğimde başını kaldırıp bir kez daha baktı yüzüme. Bilezikleri itip bileğimde boş yer açtı. Künyenin kilidini taktığında epey bol oldu. Elimi çevirip bıraktığımda, bol künye bileğimden düştü. Ecevit ağamın kaşları çatılırken bir bileğime, bir de yere düşen künyeye baktı. "Hiç mi bir şey yiyip içmiyorsun sen? Bu ne böyle? Zaten atın üstünde gelirken uçacaksın diye korktum!" Yutkunup ona baktım. O yerdeki künyeyi alıp cebine attı tekrar. İşaret parmağını bana sallayarak konuşmaya başladı. "Bu künye bileğine olana kadar yiyip içeceksin. Aynı odada kalacağız. Hasta falan olup da ıhlama sakın odada! Hiç hasta nazı falan çekemem!" Ona bakakaldım. Her zaman öfkesiyle ve siniriyle nam salan adam bu mu diye? Oysaki tanıştığımızdan beri hep benim iyiliğim için hareket etmişti. Kimse dinlemiyor muydu ki onu da, içindeki yarayı görmüyordu? Gerçekten içinde yatan Ecevit'in kim olduğunu anlamıyorlar mıydı? O iyiydi. İyi bir adamdı... "Deli misin kızım sen? Ben sana kızıp laf söylüyorum. Sense gülümsüyorsun?" şaşkın bir şekilde söylediği sözlerle anladım gülümsediğimi. Farkında bile değildim ki... Silkelenip kendime geldim. Başımdaki duvağı temelli çıkardım. Sofra beziyle kasnağı koyup siniyi de üstüne koydu. "Oyalanma da gel hadi otur karşıma." dedi. Beraber mi yiyeceğiz? Ben anlamayan bakışlarla ayakta durmaya devam ederken, o ekmeği bölüyordu. "Bekleyecek misin daha orada? Tek seferde söyleyince anlamıyorsun sen galiba Esmer ha?" Ciddiydi. Alay etmiyordu. Dalga da geçmiyordu? "Önce erkekler yer ağam. Sen ye ben sonra yerim. Hem zaten aç da değilim..." Burnundan sert bir soluk verip; "Esmeeerr!" diye bağırdığında korktum. Babam gibi döver miydi beni? Abim gibi tekmeler miydi? Kalbim korkuyla kasılırken ellerim titredi. Ters bakışları ellerime değdiğinde iyice arttı titreyişim. Burnunun kemerini sıkarken gözlerim doldu. Daha sessiz bir tonda...
like
bc
Zayıf NOKTA +21
Güncellenme zamanı Nov 22, 2025, 15:07
🔞21 Yaş ve altı için tavsiye edilmemektedir. ❗Bu kitap, bir Mafya kitabıdır. 💥Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içermektedir. ‼️Yetişkin içerikli bölümler ve işkence sahneleri detaylı anlatılmıştır. İşkence sahnelerinde ikaz verilmiştir. ❤ Keyifli okumalar dilerim.❤ "Bu kararını daha çok sevdim." dedi ve videonun sesini sona aldı. Öpüşme ve inleme sesleri yankılanmaya başladı. Bir eli omuzumu okşuyor, diğeri ise göğüs çatalıma doğru inmeye başlıyordu. Çıkmazda gibiydim. Biraz daha devam ederse, yine o karanlık denizime, kayığımın içine saklanmam an meselesiydi. Onunsa nefes alışverişi hızlanmıştı. "Asyaaa, duyuyor musun? Ben seni öpünce hemen kaçmıştın. Bak şimdi sevgilin iki kızı birden yalıyor. Madem bakamıyorsun, ben sana sesli anlatacağım. Hem de bunları ilk elden tecrübe etmeni sağlayacağım. Merak etme!" Fısıltılı sözleri tüylerimi diken diken etmişti. "Şimdi bir kızın amına ağzını dayamış vakumluyor. Ooofff! Diğer kız Kerem'in sikini nasıl da emiyor! Görmek istersin bence bunları!" Terbiyesizce anlattıkları ben yakmaya başlamışken, eli göğsümü ovalamaya başlamıştı. Sesler, Ateş'in nefesi, ellerinin dokunuşu... Tüm bunlar birleşip nabzımı hızlandırıyordu. Videodaki kızın inlemeleri çığlıklara dönüşmek üzereydi. Ateş'in eli bir göğsümü bırakmış, diğerine geçmişti. Kerem'in erkeksi hırıltılarını, Ateş'in nefes sesleri kesiyordu. "Asyaaa... Hırçın bakire! Kızın ne kadar zevk aldığını görsen sen de isterdin eminim! Sen de benim sikimi emmek ister misin? Belki bunun bedelini ona ödetmek istersin! Hımmmm... Ne dersin?" Titriyor, bu terbiyesiz sözlere cevap veremiyordum. "Cevap vermek için açmazsan o güzel ağzını, sikimi yalamak için açacaksın Asya!" Kafamı iki yana sallarken, o göğsümü sıktı. "Hayır, lütfen. Yapamam Ateş..." Sözlerimle eli bluzumun içine girdi ve mememi sıktı. Kendimi kontrol edemedim. İnleme sesimi duyduğu an dudaklarıma kapandı. Öpüşü, o günkü gibi yumuşak değil, fazlasıyla hırçındı. Dudaklarımı bırakıp kulağımın dibine geldi. "Sakın açma gözlerini! Sadece sana yaptıklarımı hisset acemi kız. Boşalıyorsun bak! Ben senin amını pantolonunun üstünden avuçlayıp okşarken, sen külotuna boşalıyorsun. " Sözleri, nefesi ve ellerinin hareketleri dediklerini doğruluyordu. Kulak mememi emip, yalarken inlemelerimi tutamaz hale gelmiştim. Bu nasıl bir şeydi böyle? Ateş ile aramızda bir ilişki bile yokken, yaşadığımız bu şeyler nasıl bu kadar etkileyebilirdi beni? Eğilip göğsümü çıkardı. Ağzına almasıyla iki büklüm oldum. Bağlı olan ellerim karıncalanıyor, ona temas etmek istiyordum. O da sesler çıkarıyor, zevk aldığını belli ediyordu. Çıkardığı hırıltılı nefesleri ve şapırtı sesleri beni daha fazla tahrik etti. Daha fazla dayanamadım. Çığlıklarım odayı kaplarken, o mümkünmüş gibi daha da hızlandı. Gökyüzünde uçan bir kuş gibi rahatlamış, adeta havada süzülüyordum şimdi. O da göğsümü bırakmıştı. Nefesi yüzüme vuruyordu. Bir kaç saniye sonra, o gökyüzünden yere çakılmıştım. Videodaki sesler devam ediyordu. Gözlerimi yavaşça açtığımda Ateş ile yüz yüze geldik. "Bu toyluk... Bu organik tepkiler... Bu ilkler..." Kafasını iki yana salladı. "Sen artık benimsin Hırçın kız. Ve sen bunu seve seve kabul edeceksin. Yoksa da ben sana sike sike kabul ettireceğim!" Bu sözlerden sonra tekrar dudaklarımı öpmeye başladı. O duygular gidince, artık öpüşüne karşılık veremez olmuştum. Ama o öpmeyi bırakmadı. Karşılık alamadığı öpüşmeyi bir kaç dakika sonra sonlandırdı. Geri çekilip baş parmağıyla dudaklarımda bıraktığı nemi sildi. O sadist gülümsemesi yine dudaklarına kurulmuştu. "Sana hayatında yaşamadığın öyle şeyler yaşatacağım ki Asya! Sen bile, yeni seni tanıyamayacaksın! İçinde bir panter saklı. Ellerin bağlı olmasaydı çoktan her yerimi çizmiştin vahşi kız. 26 yıllık dokunulmamış, el değmemiş hormonlarına, bu arzuları doyasıya yaşamanı sağlayacağım! Bunu çok seveceksin eminim." Konuşma boyunca ellerinin teması kesilmemiş, yüzümde gezindirmeye devam etmişti. Elinde bir oyuncak misali, oynuyordu benimle. Bense zaafımın korkusuyla ona 'dur' bile diyemiyorum...
like
bc
[❤️‍🔥🔥 6] Ayrılan YOLLAR +21
Güncellenme zamanı Oct 28, 2025, 09:28
🔞 21 yaş ve altı için tavsiye edilmemektedir. ❗ Yoğun cinsellik içerir. Grup seks ilişkisi işlenmiştir. ‼️Yetişkin içerikli sahneler gerçekten ciddi anlamda detaylı bir anlatıma sahiptir. 💥 Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar bulunmaktadır. 👉🏻 Tüm bu maddeler senin için sorun teşkil etmiyorsa, keyifli okumalar dilerim. 👉🏻 Açıklama: Bu kitap ayrılan bir çiftin yeniden karşılaştıkları ana dek ayrı ayrı yaşadıkları zamanı anlatmaktadır. Bir yanda hayaller uğruna heba edilen hırslar, şehvet ve arzular... Diğer yanda ise kaybettiğini sanıp hayata yeniden başlayan bir adamın saf aşkı bulması... Bir kitap ama iki hikaye. Finali tahmin eden kimse çıkmadı. Dreame'deki en farklı kurgulardan birini okumak üzeresiniz. ❤❤❤ Dudaklarımı öyle bir vakumlayıp öpmüştü ki, daha önce öpüştüğümü bile unutturmuştu bana... Arkama geçip, iyice yayılmış olan Çağatay'ın dizlerine doğru oturdu. Kalçalarımı yoğururken ben hala içimdeki doluluğun keyfini çıkarıyordum. Bir parmağı arka deliğime doğru ilerledi. "Siktir Çağ, bu sürtük arkadan hiç vermemiş!" Elimle onu itmek için arkaya doğru hamle yaptım. Tuttuğu elimi belme yasladı. Diğer elimi de yakalayıp iki kolumu birden, tek eliyle sırtımda sabitledi. "Sakin ol! Madem amını Çağ'a verdin! Götünü de ben sikeceğim. Kardeşimin siktiği deliğe gireceğimi düşünmedin herhalde?" Kulağımın dibinde fısıldadığı cümleler dişlerimi sıkmama neden oldu. "Abi şanslısın bakıyorum da! Bakire değildi benim taraf! Sen keyfine bak." İştahla emmeyi bıraktığı göğsümü, sözleri bitince tekrar ağzına aldı. Hoyratça emiyor, çekiştirip uzatıyordu. Çağrı, arka tarafıma parmağını sokmaya çalışırken odaklanamıyordum. Her yerden istilaya uğramış gibiydim. Her yerimde eller geziniyor, dudaklar ve nefesler temas ediyordu. "Rahatla! Bırak kendini! Biraz sonra sikmediğim bir kulağının arkası kalacak Defne!" Parmağı içeri girmişti. Çok tuhaf hissediyordum. Parmağını oynatıp orayı genişletmeye çalışıyordu galiba. Biraz sonra parmağını çıkarıp oraya bir şey sürdü. "Şimdi Çağ!" Çağrı'nın sözleriyle, Çağatay hızlandı. Göğsümü bırakıp beni kendine doğru çekti ve deli gibi öpmeye başladı. Öpüşmenin ortasında, arkamdaki Çağrı hareketlendi. Bu kez girmeye çalışan parmağı değil, erkekliğiydi. Kasılacak zamanı dahi bulamıyordum. Çağatay makine gibiydi. Alttan erkekliğini hızla sokuyor, elleriyle göğüslerimi sıkıp ovuyordu. Ağzı da dudaklarımı yer gibi ama, oldukça ıslak bir öpüşmeyle esir almıştı. "BIRAKK!" Çağrı'nın sesiyle durmuş, dudaklarımı da bırakmıştı. Tam o anda, erkekliğinin hepsini sokmuştu. İçime kızgın demir sokmuş kadar canım yanmıştı. Canımın acısıyla attığım çığlık, boğazımı acıtmıştı. "Ohhhhh! Bağır güzelim. Her gece böyle bağıracaksın!" Canım yanıyordu. Bu çok acıydı. Barış bekaretimi aldığı gece bile o kadar nazik ve yumuşaktı ki, acısını bile hissetmemiştim. Şimdi bu arkamdaki adam hayvan siker gibi sokuyordu erkekliğini. Attığım çığlıklar umurunda bile değildi. Hızla sokup çıkarmaya devam ediyordu. Çığlığımın yerine ağlayışlarım gelmişti. Ne var ki ona kafa tuttuğum için geri adım atamıyordum. Saçlarımdan kavrayıp biraz yükselmemi sağladı. Gözleri yüzümü taradı. Göz yaşlarımı gördüğünde kibirle gülümsedi. "Sana, seni zevkten ağlatacağımı söylemiştim Defne!" Sert bir şekilde içime girdi. "Umarım bir daha bana kafa tutmazsın. Ama ne olur tut! Böyle çok zevkli oldu. Daha önce hiç bu kadar iyi çığlık atan olmamıştı, değil mi Çağ?" Hastaydı bu adam. Egoist olduğu kesindi. Acıyla attığım çığlıklarımı, zevkten sanacak kadar da kibirliydi. "Evet abi! Ben de duramıyorum artık! Sikmem lazım! Devam edeyim mi? Tamam mısın?" Ben yokmuşum gibi konuşuyorlardı. Duygularım onlar için önemli değil miydi? "Et koçum! Sonuna kadar kökle! O çığlıklar bu gece hiç susmayacak!" Bu sözlerden sonra, ikisi aynı anda sokup çıkarmaya başladı. İçimdeki doluluk hissi çok fazlaydı. Arkamın acısı bir yangın gibiydi. Yanıyordu. Acıyordu. Ama onlar durmuyor, hızla devam ediyordu. Çağrı göğüslerimi tutup sıkarken ensemi yalıyor, kulağımın memesini emip çekiştiriyordu. Boynumdaki tasmayı çekerek ona yaklaştırdı başımı. Çağatay dudaklarımdan koparken, Çağrı öpmeye başladı. Orada öylece oturup sikilmekten başka bir şey yapamıyordum. Bir süre sonra ben de alışmıştım. Çağatay'ın yumuşak ve duygulu dokunuşları, Çağrı'nın sert ve arzulu tavırları beni de yükseltmişti. Kaç kez orgazm olduğumu sayamamıştım. Hala yaşadığım şeyin gerçekliğini sorguluyordum. Aklım yerinde değil gibiydi. Karma karışıktım... "Kaç kişiye siktirdin kendini?" Yükselen bütün duygularım, sözleriyle aniden yere çakıldı. "Orospu mu sandın sen beni? Nasıl bir soru bu?" Sözlerimle kahkaha atmaya başladı. Gülüşü sonlanınca bana baktı. "Tam şu an bir orospu gibi görünüyorsun güzelim. İki kardeşin arasında tost olmuş durumdasın ya hani? İki siki birden yemeyen orospular da var! Kıymetini bil ve minnettar ol lütfen!" Ağzımı açıp da cevap veremedim. Ben donmuşken ikisi hızlanıp boşaldı ve beni orada öylece bir başıma bırakıp gittiler. Ünlü olduğum zaman
like
bc
Seçime Zorlananlar +18
Güncellenme zamanı Sep 7, 2025, 15:48
💋 +18 yaş ve üzeri için uygundur. ❤ Bir çok çiftin ve ailenin hikayesi işlenmiştir. 💞 Sürpriz çiftimizi okuduğunuzda bana da haber verin 🫶🏻🫶🏻 🔥🔥🔥 " Tanımıyorum seni ! Derdin neyse söyle çözelim, lütfen bunu yapma. Aileme zarar verme ! Derdin neyse onu benimle çöz! Söz veriyorum ne istersen yapacağım. Ama ailem olmaz ne olur kes şunu ! " " O zaman seni öldüreyim Nazlı! Ne dersin kabul mü? " Yürüyüp tekrar karşıma geçip, kalçasını masaya yasladı. " Tamam kabul! Yeter ki aileme dokunma ! " Sözlerimi bitirip, gözlerimi kapattım. " Onların değil, benim kafama sık hadi ! bekliyorum. " İçim volkan olmuş, patlıyordu. Bir insan bu kadar acımasız, bu kadar zalim olmamalıydı, olamazdı! "Yok. Bu teklifini beğenmedim. Senin bu acıyı yaşaman lazım! Ölürsen bu acı hemen geçecek. Üstelik senin acını da, bunu yaşamayı hiç hak etmeyen ailen çekecek. " Gözlerimi açıp karşımdaki adama baktım. Bu adamın benimle derdi neydi ? Gözleri kısılmış, bir elinin işaret parmağını dudağına vurup duruyordu. Bir anda gözleri parladı ve keyifli bir şekilde dudakları kıvrıldı. Gözlerini kısarak bakışlarını bana çevirdi. Düşüncelerine bir son vermiş, aldığı kararı benimle paylaşmak üzere gibi duruyordu. " Madem seçemedin, sana bir teklif daha sunmak istiyorum Nazlı kız! Şimdi elimizde ne var bakalım. " Tekrar yürüyüp arkama geçti. Sandalyenin arkasında, sırt kısmını tutup bana eğilmişti yine. " Ben senin kardeşlerinden birini feda etmeni istiyorum ama sen seçim yapmıyorsun ! Onun yerine beni öldür diyorsun doğru muyuz ? " Hemen kafamı salladım. " Evet tercihim hala aynı! " İçim titriyor, tanımadığım bu adamdan korkuyordum. Beni kaçırdığı yetmezmiş gibi bir de ailemde ki herkesin kafasına silah dayayacak kadar da manyaktı. Neyse ki onlar bu durumun farkında değildi. Henüz böyle bir dehşeti yaşadıklarının farkında değildiler . " Ama senin acı çekmen gerekiyor sevgili Nazlı. Ölemezsin! Bunun yerine başka bir teklifim var. Duyunca heyecandan bayılacaksın ! " " Tamam dinliyorum seni ! Her ne istersen iste yapacağım, aileme elini sürmeyeceksin Tamam mı? " Keyifli bir kahkaha attı. Nefesi boynuma vurmaya başladı. Burnunu boynuma sürtüp kulağıma yaklaştı. Sesini iyice kısıp dibime kadar girmişti. " O halde benimle yirmi dört saat geçireceksin güzel Nazlı. Buna gece de dahil ! Sana istediğim her şeyi yapacağım. Ve sen de senden ne istersem onu yapacaksın! "
like
bc
Aşiretin Delisi +21
Güncellenme zamanı Jul 25, 2026, 16:05
❗ 21 yaş ve üzeri için tavsiye edilir. ‼️ Tetiklenebilecek olaylar, sahneler ve unsurlar yer almaktadır. 🔞 Cinsel içerikli sahneler detaylıca anlatılmaktadır. 👉🏻 Nefret ve düşmanlıkla başlayan bir aşk anlatılmaktadır. 👉🏻 Mafya ve Askeri kurgum dışında, ilk kez bir kitabımda şehir ismi geçiriyorum. Aşiret kökenli bir kurgu olacağı için isim vermem gerekliydi. Kötü karakterler geçtiği zaman o şehrin insanları kendini rahatsız ya da kötü hissetmesin istemiştim. Yine de iyi ya da kötü insanları bir şehirle bağdaştırmamak gerektiğini unutmayalım. Şimdiden açıklamamı yapmış olayım istedim. ********* Başka bir an ya da başka bir durum olsaydı, bu yakınlık ikisini de etkileyecek kadar çekim alanında ve özel alanlarını işgal edecek mesafedeydi. Ama ikisi de bakışlarıyla birbirine meydan okuduğu için bu çekimi fark etmediler. "Söyle! Niye susup vazgeçtin!?" diyen Kahraman, Mavi'nin o mavi gözlerini izledi dikkatle. Mavi dişlerini sıkarken Kahraman'ın göğsüne koyduğu elleriyle itip uzaklaşmasını sağladı. Öfkeyle aldığı serin soluklar göğsünün inip kalkmasına neden oluyordu. "Sakın bir daha yaklaşma bana!" Kahraman onun neyi kast ettiğini anlamadı. Cevap vermekten kaçındığı için bunu bir bahane olarak kullandığını sandı. O yüzden yeniden girdi genç kızın burnunun dibine. Yüzüne karşı; "Söyleeeeee! Demin ne diyecektin de vazgeçtin!?" diye bağırdı. Mavi aynı sinirle karşılık verdi. "Tanıdım evet! O aşiretin delisi sensin belli ki! Onu diyecektim oldu mu!?" Kahraman'ın göz kapağı sinirle seyirmeye başlarken Mavi de çileden çıkmıştı. "Sen kimsin ki benim Ali'şime, bana deli dersin haa! Asıl deli sensin işte! İnsan anlayıp dinlemeden, öyle birden silah mı çeker! Gelir önce bir sorar insan gibi. Senin karşında bir kadın ve melekler kadar masum bir çocuk var bir kere. Silah çekmek nedir!? Hadsiz, terbiyesiz!" Camın önünde bekleyen Haris zippusunu yakmış, ateşe vereceği anı kollarken Mavi ve Kahraman'ın bağırışlarını duymuş onları dinliyordu. Kahraman kısık çıkan sesiyle; "Bitti mi!?" dediğinde Mavi fazla ileri gittiğini anladı. Bir anlık sinirleri boşalmış rahatlamıştı ama, şimdi karşısında boğadan hallice öfkeyle kızarmış olan Kahraman'a bakıyordu. Yine de duruşundan ödün vermeden; "Bitti." dedi tek seferde. Kahraman başını salladı usulca. Mavi'nin üstüne doğru bir adım attığında Mavi onun sakinliğinden korktu. Silahını da kaldırmıyordu artık. Üstüne yürümeye devam ettikçe temas etmemek için geri geri adımlamaya başladı. Çok değil iki adım sonra zaten sırtı duvara değince gidecek başka yeri de kalmadı. Haris kulaklarını dikmiş, can kulağıyla onları dinliyordu ama oluşan sessizlik yüzünden çakmağı ateşe atıp atmamak arasında gidip geliyordu. Kahraman genç kızın kaçacak yeri kalmayınca dudağının bir kenarını kıvırdı. Kulağına doğru yaklaşırken Mavi'nin göğsü korkuyla inip kalkmaya devam ediyordu. Ellerini duvara yaslayıp ayakta durabilmek için güç almaya çalıştı. "Bana bir daha deli dersen, gerçekten delirdiğimde ortalığı nasıl ateşe verdiğimi de görürsün Mavi!" Fısıltılı tehditi, Mavi'nin içinde korkulu haykırışları uyandırsa da, Mavi ağzını açıp tek kelime edemedi. Kahraman geri çekilip başıyla içeriyi işaret etti. "Şimdi geç içeriye. O akıllı kardeşine anlattır ne duyduysa." Mavi korkuyla kuruyan dilini damağını ıslatmak için dudaklarını yaladı ama işe yaramadı. "Senden korkuyor. Ben öğrenir anlatırım sana." Kahraman alayla baktı. "Ezberlettiğin yalanları söylemeyeceğini nerden bileceğim? Yanımdayken soracaksın, o da yanımdayken cevap verecek!" Mavi tek kelime bile edemeden yürüyüp salona girdi. Dizleri titrese de, neyse ki bunu saklayabilmişti.
like
bc
Beşik Kertmesi +21
Güncellenme zamanı Jul 16, 2026, 12:08
❤️ 18 yaş ve üzeri için tavsiye edilir. 💕9 çiftin aşkı işlenecektir. ❗ Yetişkin içerikli sahneler detaylıca anlatılmaktadır. 👉🏻 Bu kitapta kötü karakterlere yer verilmemiştir. 👉🏻 Bu hikaye 2010'lu yıllarda geçmektedir. 👉🏻 Başlık Parası kitabımın çocuklarının kitabıdır. Ancak ondan bağımsız da okunabilir. Yine de önce okumanız bence hoşunuza gidecektir. Hem de kurguyu daha iyi benimsemenizi sağlayacaktır. ❤️ Keyifli Okumalar Dilerim❤️ Aykız minderde kalmış, Mahir'in karşısına geçmesini bekliyordu. Utanma duygusunu saklamak için, işi alaycılığa vurdu. "Ne o? Seni devireceğim için utandığından mı gönderiyorsun hemen herkesi?" Mahir öyle güzel gülümsedi ki ona, Aykız onu izlerken ne dediğini bile unuttu. "Rakibim sen olursan, ben sana hep yenilirim Aykız..." Aykız'ın olmayan tükürüğü boğazına kaçtı. Kızın ocağı yanıyordu zalımın oğlu! Böyle iltifatları madem biliyordun, bunca zaman kıza niye zorbalık ettin derlerdi adama! Yani Aykız konuşabilse belki derdi... Aykız burnundan hızlı nefesler alıp verirken sinirini saklayamıyordu. Topraklarını işgal edecekti bu adam! Zaten dün öpmese bile, dudaklarını etkisi altına almıştı. Yetmezmiş gibi de tüm gece düşündürüp durmuştu! O yüzden kızgındı. "Kendine bahane arama! Beni ciddiye al. Sonra yenilince avans verdim havalarına girme sakın!" Mahir ciddiyetle baktı. Başını sallayıp kollarını iki yana açtı. "Gel o zaman. Yapış yakama. Ayağım sendelediği an, senin kazandığını varsayacağım." Aykız boğazını temizledi. Nefeslerini düzene koydu ve Bir eliyle Mahir'in kol manşetini, diğer eliyle de yakasını tuttu sıkıca. Sağ bacağını Mahir'in iki bacağının yanından atıp yüklendi ama Mahir'in saçının teli bile oynamadı. Bir kez daha denedi. Bir kez daha. Bir daha... Pes etmeden yaklaşık on kez onu düşürmek için çabaladı. Olmayınca yılgınlıkla yumdu gözlerini. Buraya geldiği ilk gün o ergen çocuğun dikkatini dağıtması geldi aklına. Adının çok güzel olduğunu vurgulamış, Aykız'ın dikkatini dağıttığı gibi de kızı mindere yapıştırmıştı. Aynı taktiği denemeye karar verdi. Belki biraz utanacaktı ama; Savaşta her yol mübahtı. Mahir'e iyice yaklaştı. Bakışlarını sakınmadan dudaklarına dikti. Zaten dünden beri aklından çıkmamışken, fırsatını bulduğu gibi baktığı iyi olmuştu. "Niye bu kadar yakışıklısın?" Bakışların odağındaki köfte dudaklar iki yana kıvrıldı ve beyaz dişler meydana çıktı. Aykız tam o an yüklenip Mahir'in sendelemesine neden oldu. Ya da Mahir bıraktı kendini? Mahir sırt üstü düşmeye karar verirken, yalnız düşmeyeceğini de planlamıştı. Aykız'ın belinden tutup ikisinin düşmesini sağladı. "Aaaayyyy!" diye bağıran kız, genç adamın sert göğsüne düştü. Mahir hiç beklemeden dönüp kızı mindere düşürdü ve üstüne çıktı. Aşkta da her yol mübahtı... Ağırlığını bırakmadan kızın üstüne uzandı ve; "Peki sen neden bu kadar güzelsin Aykız?" dedi. Aykız'ın inip kalkan göğsü, burnundan aldığı nefeslerle yetinemedi. Dudaklarını araladığı gibi, Mahir eğilip genç kızı dudaklarından öptü.
like
bc
Tefecinin Koynunda +21
Güncellenme zamanı Jun 24, 2026, 12:03
❤️21 yaş ve üzeri için tavsiye edilir. 🔥Yetişkin içerikli sahneler ve işkence sahneleri detaylı bir anlatıma sahiptir. ❗Yaş farkı içermektedir. ‼️Yaşanmış olaylardan esinlenilmiştir. ❤️Hikaye 2000'li yıllarda geçmektedir. 👉🏻 Keyifli Okumalar Dilerim... **** Bahar şortunun paçasındaki ipleri koparırken; "Babamın kefil olduğu bir adam varmış. Borcunu ödemiyor mu?" diyen sesi titredi. Hakim; "Bunlar seninle konuşacağım mevzular değil. Şimdi geldiğin gibi git buradan." diyerek koltuğuna oturacaktı ki, Bahar uzanıp onun elini tuttu iki eliyle. "Ne olur. Benimle konuş. Annemle babam ödeyemez borcu. Ben halledeyim. Sen borç kaç paraysa söyle bana. Ben girer bir işte çalışır, öderim her ay senetleri..." Hakim geri dönüp bakarken; "Ödeyemeyeceğin kadar büyük bir meblağ bu." Bahar ellerini kaldırıp; "Özür dilerim. Gerçekten. Oturup konuşalım. Senetleri ben imzalayayım. Aileme zarar verme lütfen." derken çaresiz gibiydi ama uzlaşmanın da bir yolunu bulmak için çaba sarf ediyordu. Hakim başını yana doğru eğdi. "Toplam iki milyara yakın borcu sen mi ödeyeceksin?" derken, küçümseyici ve alaycı bakışlarıyla; Bahar'ın ümitlerini bir bir kırıyordu. Bahar'ın gözleri şaşkınlık ve şokla dondu. Bu kadar yüksek bir meblağ beklemiyordu açıkçası. Nefes dahi almayan kızın üstündeki bakışlarını çekmeyen Hakim, bekliyordu. Az sonra direnci kırılan kız, tam da istediği kıvama gelecekti. "Tam olarak nasıl ödemeyi planlıyorsun Bahar? Malum doğru anlayışlarımız baya farklı." diyerek kızın boş bakışlarını üstüne çekti. Bahar yutkunup kafasından geçen ihtimallerden birini seslendirdi. "Hayatım boyunca çalışır öderim. Yemin ederim. Biz kimseye borç yapmadık bugüne kadar. Valla bak. Sana da öderiz borcumuzu." Dediğinde Hakim sahte bir kahkaha attı. "Senetlerin vadesi var küçük kız..." Başını eğip Bahar'ın yüzüne yaklaştı. "Senin de gördüğün gibi ben sadece mafya kılıklı bir adam değilim. Düpedüz kötü adamım. Git dedim hadi. İstemiyorum seni." derken ciddiydi. Bahar; "Gidemem! Sen söyle o zaman ne yapayım? Ne yaparsam ailemden uzak duracaksın?" derken, çaresiz hali yerini sinire bırakmıştı. "Beni mi istiyorsun? Al o zaman. Bak sana geldim. Söylediklerin oldu işte. Koşa koşa çıktım o yokuşu. Bu kez isteyen ben, reddeden sensin, kabul! Özür dilerim o sözlerim için. Ama buradan gitmem için, önce seninle anlaşmamız lazım..." derken oldukça kararlıydı. Hakim kıstığı gözleriyle bakışlarını Bahar'ın gözlerine dikti. "Daha önce hiç öpüştün mü?" derken, elini kaldırdı ve baş parmağıyla kızın alt dudağına dokunup okşadı. Hemen arkasına geçip, bir eliyle tüy gibi çıplak kolunu okşarken, kulağına yaklaştı. "Mesela göğüslerini kimseye gösterebildin mi? Annen bile olsa?" diyen fısıltılı sesi, Bahar'ın omurgasına bir titreme gönderdi. Diğer eli çıplak olan bacağa dokunmuş, kot şortun kenarından yukarı çıkarken; "Kadınlığındaki tüyleri aldırmak için bile olsa, bacaklarını bir başkasına ayırabildin mi?" deyişi, Bahar'ın nutkunu durdurmuştu. Daha terbiyesizce konuşurdu aslında ama, Bahar'ın bu kadarını bile kaldıramayacağını düşündüğü için en edepli olan şekliyle soruyordu. Bir anda elleri ve nefesi Bahar'ın üstünden çekilince, Bahar yere düşecek gibi hissetti kendini. Başı dönüyordu şu an. Bunlar nasıl sözlerdi... Ne cüretle... Karşısına geçen Hakim yine ellerini cebine sokmuş, alaycı ifadesiyle ona bakıyordu. "Şu sözlerimle bile kuş gibi titriyorsun karşımda. Borcu ödemek için koynuma bile giremeyecek kadar toysun. O yüzden boyundan büyük işlere kalkışma. Altı boş vaatlerini de alıp git buradan." Konuşma bitmiş gibi masasına döndü ve koltuğuna oturup çayından bir yudum aldı. Bahar'ı yok sayıyormuş gibi görünse de, aslında tüm dikkati onun üstündeydi. Bahar ise donup kaldığı yerde düşüncelerini düzenlemeye çalışıyordu. Bu borcu ödemesi için koynuna girmesini mi istiyordu yani? Yutkunup kuruyan ağzındaki rahatsızlığını gidermeye çalışsa da, başaramadı. "Vaatlerim boş değil... Bu borcun karşılığında koynuna girmem gerekiyorsa, girerim o zaman." derken, sinirini bitirmişti. Sadece Hakim'e karşı kırgın bakıyordu. Hakim inanamaz gibi baktı Bahar'a. "Kanıtla o halde. Gel ve beni öyle bir öp ki, koynumda beni tatmin edebileceğini göster bana. Borcuma karşılık vereceğin çaba, borca denk mi bilmeliyim..."
like
bc
Emir Komuta +21
Güncellenme zamanı Feb 7, 2026, 08:51
🔞21 yaş ve üzeri için tavsiye edilmektedir. ❤️‍🔥Cinsel içerikli sahneler gerçekten ciddi anlamda detaylı bir anlatıma sahiptir. 💘Keyifli okumalar dilerim... *********** Sesleri kısık ama arzuları yüksekti. Konuşmaları odadan taşmasın diye fısıltılı bir ton kullanmaları, konuşmanın seyrini değiştirdi. "Çatıda olsaydık yerdin... Buradan nasıl yiyeceksin ki! Keşke çıkabilseydik..." Demir itiraz eden sevgilisine eridi. "İstersen yeniden rahatlamanı sağlayabilirim sevgilim..." Deniz yutkundu. Merakla bekleyemeden konuştu. "Nasıl yapacaksın ki bunu? Aramızda bir kat var?" Demir derin bir nefes verdi. "Kalk önce kapını kilitle. Annene yakalanmak istemezsin yavrum." Deniz heyecanla aralık duran kapısına baktı. Kriz geçirirse diye kapısı hep aralık yatıyordu artık. Ama uzun süredir iyi hissettiği için, kısa süren tereddütün ardından kapısını kilitledi. "Kilitledim." Heyecanla konuşunca, sesi bir tık fazla çıkmıştı. "Şşş! Sessiz ol. Yatağa uzan şimdi ve gözlerini kapat." Demir de gözlerini kapatmış, Deniz'i kendi yatağında uzanırken hayal etmişti. "Yattım Demir. Ben hala anlamadım ki ne yapacağımızı." Demir'in burnundan çıkan gülme sesi, Deniz'in bu işlerden ne kadar uzak olduğunu anlayışındandı. "Dünkü dokunuşlarımı hatırlıyor musun?Bu kez onları hayalinde canlandırıp zihninde yaşayacaksın." Baş çavuş adını verdiği erkekliğinin hazır ola geçmesiyle, konuşmasını devam ettirdi. "Yaşayacağız!" Deniz heyecanlandı. "Tamam. Yapalım o zaman." Demir fısıltıyla Deniz'i yönlendirmeye başladı. "Üzerinde sadece iç çamaşırların kalana kadar soyun hemen." Deniz telefonu yatağa bırakıp hızla üzerindekileri çıkardı. Telefona gelen hışırtı sesleri, Demir'in dişlerini sıkmasına sebep oldu. Şimdi orada olmak ve onları kendi çıkarmak isterdi... "Çıkardım." Deniz'in heyecanlı sesini işiten Demir; "Üzerindekileri tarif et bana." dedi. Baş çavuş seyiriyor, bir el at dercesine baş kaldırmaya devam ediyordu. "Siyah tüllü iç çamaşır takımım var." Demir'in nefes seslerini işiten Deniz, o nefesleri boynunda hissetti. Sanki telefondan çıkıp kulağına ve boynuna doğru esiyordu. "Üzerinde siyah benekler var. Tenim belli belirsiz belli görünüyor..." Duyduklarıyla Demir de etkilenmiş, baksırıyla birlikte şortunu dizlerine kadar indirmişti. "Güzel! Çok güzel kızım. Onları bir gün ben çıkaracağım... Şimdi boştaki elini göbeğinin üzerine koy ve yavaşça kendini okşayarak göğüslerine doğru ilerle." Sesindeki şehveti duyan herkesi titrerdi. Komutan mesleği sayesinde sözleri bir emirdi. Ve Deniz onun en sadık askeriydi. Anında dediklerini yaptı. "Sütyenimin üzerinden okşuyorum..." Demir o eli kıskandı. Onun yerinde olmak isterdi oysa ki... "Hayır! Sen değil... Ben okşuyorum güzelim! Memelerin avucuma girmek için can atıyor! Görüyor musun?" Deniz gözleri kapalı, üzerinde Demir'i hayal ederken dünkü ezilme hissini hatırladı. Şu an sanki gerçekten üzerindeydi. Demir'in sözleriye sırtı kavislendi. Göğüslerini Demir'in avucuna itmek için can atar gibi... "Eveeeett..." Hızlı hızlı alıp verdiği soluklarla devamını istiyordu. "Sağ memeni serbest bırakıyorum. Sütyen onu sıkıştırmış, serbest kalınca nasıl da kabardı bak." Deniz hemen sağ göğsündeki sütyeni aşağıya çekiştirip memesini serbest bıraktı. "Eveeett..." "Baş parmağım tomurcuğun üzerinde geziniyor. Ucu dikleşmiş, ağzıma girmek için sabırsızlanıyor!" Doğruydu. Deniz tam şuan da bunları harfi harfine yaşıyordu. "Eveeett..." Demir ağzında biriken tükürüğü yuttu. "Ağzıma alıp emeceğim şimdi onu! Ama bu kez daha sert! Memenin etrafında mor izler bırakacağım güzelim!" Öyle heyecanlanmıştı ki, elini baş çavuşa attı. Öyle sertleşmişti ki, üzerindeki damarlar bile kabarmış, sözlerin ve bu heyecanın etkisine ortak olmuştu. "Bırak sevgilim... Her yere izlerini bırak! Offff! Sana sürtünmek istiyorum Demir... Sızlıyor orası." Deniz dudaklarını ısırırken, sağ memesini tıpkı Demir'in dün yaptığı gibi hunharca yoğuruyordu. Kasıklarında başlayan yangın, ince bir sızıya dönüşmüştü. "Neresi sızlıyor yavrum? Adını söyle bana." Demir boşalacaktı neredeyse. Deniz'in üzerinde olduğunu, aletini ona sürttüğünü hayal etti. "Özel bölgem..." Deniz'in daha kısık çıkan sesiyle Demir bu cevabı kabul etmedi. "Hayır bebeğim. İsmini söyle hadi bana." Deniz yutkundu. "Kadınlığım." dedi. Yine kabul görmedi. "Alt tarafım." dediği anda Demir sinirlendi yeniden. "Söylemezsen, seni yarım bırakırım Deniz!" Kendi de yarım kalacaktı. Bu konuştuklarından çok daha fazlasını yaşarken çekinmeyen kız, bunları söylerken çekiniyordu. Ama bu kez Demir'in tehditi işe yaradı. Ve Deniz tüm cesaretini topladı. Tüm bedeni ateşlerde yanarken kuruyan dudaklarını yalayıp ıslattı.
like
bc
Bahtı KARA +21
Güncellenme zamanı Oct 2, 2025, 05:08
🔞 21 yaş ve altına tavsiye edilmemektedir. 💥 Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar ve sahneler yer almaktadır ❗ Ayrılan Yollar +21 kitabındaki Defne'nin, kız kardeşi Selvi'nin hikayesidir.Ancak bağımsız da okunabilir. 👉Yetişkin içerikli sahneler detaylı anlatılmıştır. 👉🏻 Kitabın yarısı acıklı yarısı ise baldan tatlı bir anlatıma sahiptir. ❤ Keyifli okumalar dilerim ❤ Sakin olmalıydım. Sakinliğimi koruyabilmeli ve Selvi'yi korkutmamalıydım. İlk gecemizi her hatırladığında karımın yüzü tebessüm etmeliydi. Ama kendime nasıl hakim olacağım konusunda hiç bir fikrim yoktu! Selvi'nin üzerine çıkıp dirseklerimin üzerinde durdum. Dudaklarımı öperken sanki bana büyü yapıyor gibiydi. Öylesine acemiydi ki... Bu bile aklımı başımdan alıyordu. Ağzımda emip çekiştirdiğim dudaklarını yavaşça bıraktım. Bir elim yanağına giderken bir kez daha öptüm. Ağzıma alıp bırakıyordum. Altımda kıpırdandı. Dilimle yaladım dudaklarını. Bir kez daha öptüm. Fazlaca ıslak bir öpüşmeydi... Dudaklarım çenesine indi. Boynuna ilerlerken o da ellerini saçlarımın arasına sokmuştu. Sessiz evde onun ve benim nefes sesimizden başka da çıt çıkmıyordu. Boynunun köküne ilerledim. Kokusunun kaynağı burasıydı. Dilimle gezdim önce tüm tenini. Dudaklarım sulu ve kararlı öpücüklerini bıraktı geçtiğim her yere. Selvi altımda kıpırdanıyor, beni mümkünmüş gibi daha fazla tahrik etmeye devam ediyordu. Kulak memesini dişlediğim an, ağzından kaçan sesini hemen kesti. Kulağından mı huylanmıştı? Bu kez kulağını dişleyip emdim. "Immmmhhhh Halil..." dediği anda bir kez daha yaptım. "Yapmaa..." Fısıltılı sesi sanki bir kez daha yap diyordu. "Bu gece benim olacaksın Selvi... Bunu tenindeki her yer öğrenecek boncuk gözlüm." Yavaşça ağırlığımı üzerine bıraktım. İniltili sesini kısmaya çalışsa da, onu duyuyordum. Sözleri beni bitiriyordu . Kendimi tutmak, giderek daha da zorlaşıyordu. Hemen altımda yatarken üzerinde incecik bir gecelik vardı. Sütyen takmamıştı ve göğüs uçlarını ona temas eden göğsümde hissediyordum. Nefesim kesilecek gibiydi. Yeniden dudaklarını öpmeye başladığım sırada, bir elim yavaşça beline dokundu. Onu okşayarak yukarı doğru çıktım. Kalbim ağzımdaydı sanki. Az sonra göğsüne dokunacaktım. Önce göğsünün alt kısmındaki eğimi fark ettim. Parmaklarım yavaşça bir tümseye tırmandı. Dudakları öpüşmede daha baskın bir hale geldi. O da etkileniyordu. Ben böyle olduysam, o nasıl olmuştu? Önce elimin altındaki memesini genişçe okşadım. Boğuk bir inilti ağzından daha kaçıyordu ki, iki dudağını da ağzıma aldım. Avucumun içindeki memesini sıkarken, kendime engel olamadım. Bende ki film tam bu esnada koptu. Sakin kalmam artık mümkün değildi... Onu kendime katıp Selvi Kara yapmalıydım bir an önce. Diğer elimde öbür memesine gitti. Öpüştüğüm dudakları dişlerimin arasında hırpalanıyordu. Dilimi ağzına soktuğumda, Selvi'nin sırtı kavislendi. Sikimi ona sürttüğümde anında bana yanıt verdi. Ahhhhh bu çok ateşliydi... Yatak gıcırdıyor, durmadan sürtünüp hareket eden bedenlerimizle çarşaf yerinden sökülüyor gibiydi. "Selvi'mmm..." Dudaklarından kopup ona yalvardım sanki. "Halil'im.." diyen sesi arzuya bulanmıştı. Öyle istekli söylemişti ki; Halil olmaktan, daha doğrusu onun Halil'i olmakta gurur duydum. Islak öpüşlerim boynuna inmiş, deli gibi ona sürtünürken geceliğinin yakasına kadar ilerlemiştim. İçimde bir hayvan zincirlerini kırmıştı. Öfkeliydi. Bunca zaman onu tutsak ettiğim için bana kızgındı. Beni ele geçiriyor, sakinliğimi kontrol edemez hale getiriyordu. Koynundaki memeleri benden saklayan geceliğe düşman kesildim. Çıkaracak kadar sabredemezdim. Dizlerimin üzerinde yükselip geceliğin yakasından tuttuğum gibi ikiye ayırdım. Çıkan yırtılma sesiyle Selvi irkildi. Bakışlarım memelerine değdiği an kulaklarım uğuldamaya başladı. Gözlerim gördüğü göğüslere eriyerek baktı. Üzerine kapanıp sol taraftakini ağzıma aldım. Selvi altımda kıvranıyor, sesler çıkarıp duruyordu. Kendine mani olamıyordu. Onun seslerini duymak beni daha istekli bir hale getiriyordu. Elleri yeniden saçlarıma karıştı. Başıma bastırması, sonunda onunla bunları yaşayabilmek nabzımı hızlandırıyordu. Beğeni dolu hırıltılarım odadan taşıyordu ama kendimi tutamıyordum... Diğer memesini aldım ağzıma bu kez. Emdiğim ucunu sertçe bırakıyor, çıkan sesin odada yankılanmasını sağlıyordum. Bunu hem benim hem de Selvi'nin kulaklarının duymasını, şahit olmasını istiyordum. Salyalarım akıyor, Selvi'nin ateş gibi sıcak tenini yıkıyordu. Avuçlarım onları ovalarken memelerinin altındaki şişkin kısmın çizgisinde dilimi gezdirdim. Karnı titriyor, göbeği hareket edip duruyordu. Yırtılan gecelik, göbek deliğinin altına kadar yırtılmıştı. Ellerimi kısa süreliğine çekip kalan yerleri de yırttım. Hay sikeyim! Aklımı yitirecektim şimdi. Altında kilotu yoktu! Ay parçası gibi tertemiz amıyla bakıştığım an dizlerimin bağı çözüldü sanki.
like
bc
Mecbur Kalanlar +18
Güncellenme zamanı Sep 8, 2025, 14:03
💋 🔞 21 Yaş ve altına tavsiye edilmemektedir. ❗ Yaş farkı içermektedir. ‼️Yetişkin içerikli sahneler ciddi anlamda detaylı bir anlatıma sahiptir.Bunu bilerek başlayınız lütfen. 💥 Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar barındırır. 👉🏻 Manipülasyon içeren bir kurgudur. 👉🏻 Açıklama: Bu kitabın başrolündeki erkek karakteri bariz sapık yazılmıştır.Amacım: yaş farkı olsun ya da olmasın, bu şekilde yaklaşan erkeklerin; sevgi değil de faydalanma amacı güttüğünü, genç kızların ya da annelerinin bunu fark etmelerini sağlamaktı. Ailelere de kızlarından bir dirhem sevgiyi çok görmeleri durumunda, bu sevgiyi dışarıda ararlarsa başlarına ne gelebileceğini anlatmaya çalıştım. Ancak o dönemki okurlarımın yoğun isteği üzerine, onları kırmayıp mutlu son verdim. Sapık kişiye yeterince acı çektirip, pişman ettirerek, süründürdükten sonra mutlu son verilmiştir.Lütfen bu bilgiyi okuyarak kitabı okumaya başlayınız. ❤❤ Bölümlerden bir kesit ******* Yanıma oturduğunda sımsıkı sarıldı bana. Çok sıkı olmasa da bende karşılık verdim sarılışına. Ama o bırakmıyor hala sıkmaya devam ediyordu. "Ömer nefesim kesiliyor bırak artık!" Sesimle kendine gelmiş gibi bıraktı beni. Hemen dudaklarıma kapandı. Kısa, ıslak ama etkili bir öpücüğün sonunda; "Özledim seni bebeğimm. Bütün gün aklımdaydın." dedi. Ellerimi göğsüne koydum. "Konuşmamız lazım Ömer." Beni geçip boynumu emmeye başlamıştı bu seferde. "Dur be adam bana bak!" "Özledim diyorum kızım asıl sen bana bak." diyip elimi erkekliğine bastırdı. Şok oldum. Adeta kalakaldım. İlk defa bir erkeğin özel bölgesine dokunuyordum. Üstelik onun eli, benim elimin üzerinde yukarı aşağı götürüp iyice hissetmemi sağlıyordu. Bir kalp ritmi gibi de nabız hissi geliyordu elime. Tekrar bana yaklaştı. Elimi çekmeme izin vermeden diğer elini göğsüme doğru atıp elbisenin yakasını çekiştirmeye başladı. Bunlar bana hiç doğru gelmiyordu. Beni kullanıyormuş hissine kapıldım. Gözlerim doldu. "Dur lütfen!" Sesimin titremesiyle durdu hemen. Geri çekildi. "Bebeğim canını mı yaktım? Ne oldu bitanem? Gözlerin doldu ne oluyor Sena?" Kendimi kapıya taraf çektim. Sırtımı kapıya yasladığımda aramızdaki mesafe açılmıştı. "Konuşmamız lazım diyorum. Sen sadece beni elleyip öpmenin derdindesin! Ben artık beni kullanmaya başladığını düşüneceğim neredeyse!" Sözlerimle gözleri karardı. Bakışları değişti. O kendini benden daha da geriye çekti. Şimdi ikimizde kapıya yapışmış halde birbirimize bakıyorduk. İkimizin de gözünde hayal kırıklığı vardı ama onda bir de öfke vardı. "Bunu bana nasıl söylersin Sena? Seni nasıl sevdiğimi, nasıl anlamazsın? Hadi hareketlerimi ya da davranışlarımı yanlış anladın. Gözlerime de mi bakmadın kızım? Görmedin mi oradaki değerini?" Şimdi neden ben suçluymuşum gibi oldu? Ben mi yanlış yorumladım yani... "Ömer; 35 yaşında ve özel bir okulun müdürü!" Sert sözlerimle tek kaşını kaldırdı. 'Bu ne demek' dercesine. "Senin hakkında bu kadarını biliyorum. Başka da bir şey bildiğim yok. Nerede oturursun? Nerelisin? Kaç kardeşsin? En sevdigin yemek ne mesela? Hangi mahallede oturuyorsun? Normal sevgililer bunların çoğunu bilirler. Sen de benim hayatımın her anını biliyorsun. Evimin içine, yatağıma dahi rahatlıkla girebildin. Söylesene ben senin hakkında adın, yaşın ve işin dışında neyini biliyorum? Ne zaman yalnız kalsak, konuşmak yerine beni öpüp elliyorsun. Zaten başka da zamanımız olmuyor! Ne geziyoruz, ne oturup konuşuyoruz! Birbirimizi tanımak için hiç bir şey yapmıyoruz!" Derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Hislerimi sözlere dökünce aslında ne kadar doğru hissettiğimi de anlamış oldum. Biraz daha sakinleştiğimde devam ettim. "Biz sevgili olsak da ağırdan alalım demiştim sana Ömer. Ama bırak ağırı, her seferinde ileri gittik. Tabi ki yakınlaşacağız, ama bu ilk haftadan mı olmalıydı? Böyle hissediyorsam sebebi sensin. Sen böyle hissetmemi sağlıyorsun! Bana sormadan okulumu değiştiriyorsun. Babamdan ne farkın kaldı söyler misin bana!" Kelimelerim tükenmişti. İçimdeki bütün şüphelerimi ve düşüncelerimi adeta kusmuştum. Uzunca bir süre durdu ve bana baktı. Hayal kırıklığı dolan gözlerini benden hiç ayırmadı. Rahatsız olmaya başlayacağım sırada konuşmaya başladı. "Bana böyle sapık muamelesi çekeceğin aklımın ucuna dahi gelmezdi. Zaten aramızdaki yaş farkı beni fazlasıyla üzüp geriyordu. Ben seni çok sevdiğim için, seninde aynı şeyleri istediğini ve arzuladığını sanmıştım. Sabah anlattığın olayda da beni istediğini belirtmiştin. Ama madem böyle hissettin, peki! Bu ilişki burada bitmiştir." Duyduklarım kulaklarımı uğuldatıyordu. Ben ayrılmayı değil onun niyetini öğrenmek ve onu birazda olsa frenlemek istemiştim. Şimdi onu tamamen mi kaybedecektim yani? Hayır... Hayır olamazdı. Ömer bu dünyada beni seven tek kişiyken onu kaybedemezdim...
like
bc
İŞGAL EDİLEN KALPLER
Güncellenme zamanı Mar 15, 2025, 15:45
👉🏻Tamamlanmış hikayedir. 🥰🥰🥰 Hastane kapısına doğru giderken çantama bakınıyordum. Tam kulaklık takıp şarkı dinleyerek yürüme günü diye içimden geçiriyordum ki omuzum yerinden söküldü. Evet evet bildiğiniz söküldü. Çarpmanın etkisiyle çantam elimden düşmüş, içindekiler yere saçılmıştı. “ Arkadaşım, dağ başımı burası yürümeyi de mi öğrenemediniz?” diye çıkışıp yere eğildim. Dökülen eşyalarımı toparlarken bana çarpan kişi de yere eğilmiş yardım etmeye çalışıyordu. “ Pardon, çok özür dilerim. Kafam çok dalgın sizi görmedim.” Deyince ona baktım. Şu an klasik romantizm sahnelerini yaşadığıma inanabiliyor muyuz peki? Ne kadar şaşkın da olsam lafımı sokmazsam kendimi eksik hissederdim çünkü. “ Oooo röntgen bey! Hâlbuki siz içimizi bile bir bakışta görüyordunuz. Şimdi beni nasıl göremediniz. Çok şaşırdım doğrusu! İyi misiniz tansiyonunuz falan mı düştü yoksa?” Sesimi duyduğu an oda bana bakmıştı. Kafasını birden kaldırdığı için oluşan yakınlık hiç beklemediğim bir şeydi. Ancak kendimi geri çekmedim. Bu adam bu kadar yakışıklı mıydı? Beyaz teni bebeksi duruyordu. Cildi bakımlı ve sağlıklı duruyordu. Yanakları, dudakları, gözleri, dudakları, kaşları, dudakları, sakalları, dudakları… Dudakları o kadar güzeldi ki ruj reklamlarında oynasa yok satardı. Kalem ile çizilmiş gibi güzel bir çerçevesi vardı. Dolgun ve etli görünüşü beni mıknatıs gibi kendine çekiyordu. Yasak bakışlarım beni utandırmasın diye dikkatimi başka yöne verdim. Ona karşı içimde nedensizce büyük bir öfke vardı. Ama anlam veremediğim bir şekilde gözlerine bakakalmıştım. Yutkunma isteğimi güçlükle bastırdım. Gözlerimi tekrar yere dökülen eşyalarıma çevirdim. “Hah! Yine mi siz? O gün bir sinirle esip yağdınız gürlediniz. O anlık sinirle yaptınız sandım ama şu an görüyorum ki genel mizacınız sinirli. O günde cevap verememiştim çünkü beklemeden gittiniz. Sizden bahsettiğimi sandınız ancak sandığınızın aksine başka birinden bahsediyordum. Manken gibi olup olmadığınıza da bakmamıştım açıkçası. Kaç gündür …” Konuşmaya devam ederken bir yandan da eşyaları topluyorduk. Tam o esnada ikimizin eli de kulaklığıma gitti. Ben kulaklığın kabını avucumda tutuyordum, oda benim elimi tutuyordu üstten. Konuştuğu cümleyi yarıda bıraktı. Bakışları tüm yüzümü turladı. Gözlerinden anlam çıkaramıyordum. Normalde insanları hemen çözen yapım bu adamda tıkanmış, hata vermişti resmen! O bana baktıkça yanaklarımdan vuran ateş kızardığımı hissettiriyordu. Tanrım ben neden utanıyordum ki şimdi! . Bakışlarımız birbiriyle buluştu. Elleri sıcacıktı. Bu kış mevsiminde nasıl bu kadar sıcak olabilirdi. Çocukken dışarıda soğuktan sonra eve gelince sobanın dibine çökerdik. O sıcaklık yüzümüzü yakarken vücudumuzu rahatlatır gevşetirdi. Niye çocukluğumdan özlediğim o his şu an benimle? Üstelik bu doktor sayesinde? Hayır, yakışıklı olabilir amenna ona bir şey dediğimiz yok. Aslında ahım şahım bir şey yok ama bütün parçalar bir araya toplandığında altın orana sahip bir yüz ortaya çıkıyordu. Her mimiğinde değişen yüz kasları onu şekilden şekle sokuyordu. Mesela dişlerini sıktığında değişen kaslarından dolayı yüzü çok sert görünüyordu. Ellerimiz birbirine değdiğinde ise şaşkın ifadesi çok tatlı görünmüştü. Bakışları dalgınlaşıp yutkunduğu anda gözlerim âdemelmasını buldu. Bu ne keskinlik yiğidim. Hoayyy Maşallah diyesi geliyor insanın. Her zaman karakaş kara göz esmer heriflere maşallah derken şimdi bu sarışın, yeşil gözlü adam gözüme nasıl yakışıklı görünebilirdi? Bir kere ben renkli gözlere bakamazdım bile ama şimdi o yeşiller beni daha derinlere çekmek isteyen bir bataklık gibi içine çekiyordu. Oha ben ne ara geldim buralara! Boğazımı temizleyip elimi çektim usulca elinin altından. . İkimizde eğildiğimiz yerden kalktık. Zaten her şey toplanmıştı. Saçlarımı havalı bir şekilde arkaya savurdum. Elimdeki sıcaklık gitmiş, üşümeye başlamıştı. Bu duygudan derhal kurtulmak için çantamın kulpunu sıkıca kavradım ve başladım yine iğnelemeye. “ Kaç gündür söylediklerime cevap veremediğiniz için sinirlendiniz anladım. Keşke bu kadar büyütmeseydiniz içinizde. Sekreterinizde numaram vardı. Ondan alıp bana ulaşabilirdiniz. Her neyse sonuçlarım 3 gün sonra çıkacakmış, o gün geldiğinde görüşmek üzere.” Yüzüne bakınca gitmek istemediğimi fark ettim bir an. Ancak daha fazla beklemeyip arkamı dönüp ilerlemeye başladım. “ Sizinle tokalaşıp ayrılmak mümkün değil galiba. Her seferinde lafınızı söyleyip arkanıza bakmadan gidiyorsunuz Aslı Hanım!” diye seslenince attığım adım havada kaldı. Başımı çevirip ona baktım “ Aslıhan!” dedim. Anlamadığını ifade eden bakışlar attığında “Sadece bana yakın olanlar Aslı der siz de yakın olmadığınıza göre Aslıhan demeniz gerekiyor bay röntgen!” Diyerek yoluma döndüm. “ Bu arada haklıymışsınız!” diye arkamdan bağırdı. “ Genelde haklıyımdır zaten de, siz bunu ne için söylediniz merak ettim doğrusu!” Yüzünde ukala bir sırıtış oluştu. Hiç acele etmeden “ Manken gibi olduğunuz konusunda diyorum, doğruymuş!”
like