-KATE’İN AĞZINDAN-
Sabah erkenden kalktım ve toplantıya gitmeden önce bir bardak kahve içip, kahvaltı yapmak için ortak salona gittim. William ve Mason oradaydı. Oturmuş konuşuyorlardı.
Mason ben içeri girince bir süre bakışlarını üzerime dikti ama sonra konuşmasına geri döndü. Ben kahvemi alırlarken onlar William’la sessizce bir şeyler konuşmaya devam etti.
Bir süre sonra William’ın öksürdüğünü duydum “İyi olduğuna emin misin, Kate?” diye sordu
Bunu neden sorduğunun mantığını anlayamayarak ona baktım. “Yani…dün saldıraya uğradın” dedi ve dönüp Mason’a kaçamak bir bakış attı “Yaralanmadığına eminsin değil mi?”
Yaralanmadığıma, az önce fısır fısır konuştuklarının ne olduğuna emin olduğum kadar emindim.
“Evet. İyiyim” dedim ve bastırarak “WILLIAM” diye ekledim.
Ne yani? Artık benimle konuşmuyor muydu? Güzel. Zaten bende onla konuşmak istemiyordum. O bana kendimi tehlikeye attığım için kızmış olabilirdi ama ben de, beni ona geri dönmek için zorlarken,gidip Elena’yı öptüğü için kızgındım.
Üstelik tam da…şu an bunları düşünmek için doğru bir zaman değildi. Dikkatimi Prenses’i ve Austin’i kurtarmaya vermeliydim. Kahvemi alıp terasa doğru ilerledim ve camdan dışarıyı izlemeye başladım. Kulübelerin olduğu yönden Elena çıktı ve etrafına bakınarak ilerlemeye başladı. Sanki bir şeylerden,birilerinden saklanıyordu.
Arkamdan birisi öksürünce ona bakmaktan vazgeçtim ve Mason’ı gördüm.
“Şey…konuşabilir miyiz?” diye sordu
Hiçbir şey demeden önüme döndüm ve Elena’ya bakmaya devam ettim. Ormanın girişinde durdu ve etrafına bakınmaya devam etti.Birini mi bekliyordu?
“Özür dilemem gerekiyor sanırım ya da ben öyle hissediyorum” dedi Mason
“Ne için?” dedim “Sürekli can güvenliğimi tehlikeye atmamla ilgili yaptığın yorumlar için mi?”
Güldü ve “Hayır,onun için değil” dedi ve ekledi “Hala aptalca davrandığını düşünüyorum”
Bir süre hiç konuşmadan durdu. Aramızda ki sessizlik sinirimi bozmaya başlamıştı. Konuşmasını istiyordum. Özür dilemek istediği şeyin ne olduğunu biliyordum.
“Sen kaybedecek bir şeyin olmadığını düşünebilirsin ama sen ölürsen ben çok şey kaybederim” dedi
Sesinde ki ton bana içinde ki bütün duyguları anlamama yetiyordu.Acı,çaresizlik,pişmanlık…ve hissettiği bu şeyler yüzünden ona sıkıca sarılmak istiyordum. Herşey olmadan önce yapmayı planladığım şey buydu ama şimdi ona çok sinirliydim.
“Ne diyordum? Ben…senden özür dilemek istiyorum çünkü,ne olursa olsun,Elena’yı öpmemeliydim.Seni severken ve seni geri isterken bunu yapmam doğru değildi”
Güldüm ve başımı öne eğip salladım “Sevgini göstermek için ilginç bir yol” dedim
Bir şey söylemek için ağzını açtı ama vaz geçti ve sustu. Ne diyebilirdi ki? Söylenecek her şey söylenmemiş miydi?
Tekrar ormanın girişinde duran Elena’ya baktım. Son bir kez etrafına bakındı ve ormana doğru ilerledi.
“Elena’ya söyle tek başına ormana gitmesin. Tehlikeli olabilir” dedim ve Mason’ın yanından ayrılıp,ortak salondan çıktım.
Bugün şimdiden berbattı.
-AUSTIN’IN AĞZINDAN-
Burada daha ne kadar durabileceğimizi bilmiyordum. İyice toparlanmıştım ve dışarı çıkma zamanı gelmişti. Prenses uyanmış ve toparlanmıştı. Düşünmeye başladım. Buradan nasıl çıkacaktık.
“Eğitim kampında bulunmuş muydunuz?” diye sordum, Prenses’e
“E-evet” dedi.
Güzel. Bu işimi kolaylaştıracaktı. Önce ellerimde ki iplerden kurtulmaya çalıştım. Çok sıkı düğüm yapılmışlardı. Eğitim kampındayken, düğümlerle ilgili bir ders almıştım. Her düğümü çözmenin bir püf noktası vardı. Bileklerim çok acısada kendimi sıktım ve sıkıca bağlanmış düğümü çözmeye çalıştım.
Sonunda başardım ve iplerden kurtuldum. Ayaklarımdakileride çözdükten sonra Prenses’e döndüm.
“Şimdi sizin iplerinizi çözeceğim ve sonra buradan çıkacağız” dedim
“Madem bu kadar kolay düğüm çözüyordun niye sabahtan beri oturuyorsun?” diye sordu bilmiş Prenses halini alarak
Harika! İhtiyacım olan tek şey oydu zaten şu anda!
“Plan yapmaya çalışıyordum” dedim
“Yaptım mı bari?” diye sordu kibirli bir şekilde
Tanrım!
Bende kendimi katlanılmaz sanıyordum. Ben katlanılmazdım ama katlanmak zorunda olunana. O prensesti. Ne derse kabullenmek zorundaydık.
“Evet” dedim
“Neymiş?”
“Buradan çıkmak”
“Dahiyane!”
Gözlerimi devirdim ve onun iplerini de çözmek için harekete geçtim. Omzunun üzerinden arkasında duran iplere uzandım ve onları çözmeye başladım.
“Korkmayın. Burdan sağ salim çıkacağız” dedim
“Korkan kim ki?
Güldüm.“Elbette!” dedim abartılı bir ses tonuyla “Korkan kim ki?”
Gülmeye devam ettim ve sonunda ipleri çözdüm. Ayaklarındakileri çözmek için geri çekildim ancak o an göz göze geldik. Çok yakındık. Fazla yakın. Gözlerinin çok güzel olduğunu fark edecek kadar yakın.
Daha önce bunu fark etmediğim için kendime küfür ettim. Gözleri beni müthiş bir hızla kendine çekiyordu. Elim yavaşça yanağına doğru gitti.
“Başka bir yerde sizinle bu halde olmayı dilerdim” diye fısıldadım
Boğuk bir nefes aldı ve biz gittikçe daha çok yaklaşırken “Bende” dedi.
Yavaşça eğildim ve onu öptüm. Ellerimi saçlarının arasında gezdirdim. Onu neden öptüğümü bilmiyordum. Bir anda kendimi ona çekilirken bulmuştum. Dudaklarım dudaklarını bulduğu anda içimde daha önce hiç hissetmediğim bir fırtına koptu.
Öpüşmemiz bittiğinde geri çekildim ve anlını anlıma dayadım.Nefes alış verişimi kontrol altına almaya çalışıyordum
“Buradan çıkmalıyız” dedim. Başıyla beni onayladı.
Eğildim ve ayaklarını çözdüm. Ayağa kalktık ve elimi uzatıp onu da kaldırdım.
Kapıya gittim. “Tel tokanız yoktur herhalde” dedim.
Kafasından bir toka çıkardı ve bana verdi. Tokayı deliğe soktum ve kilidi açmaya çalıştım. Daha önce hiç tel tokayla kapı açmamıştım ama bunu kabul etmeyecek kadar gururluydum ve az önce olanlar yüzünden fena halde sersemlemiştim. Prensesi öpmüştüm! Aklımı kaçırmış olmalıydım.
Uzun bir süre kapıyı açmak için uğraştım ancak becermedim. Ona baktım. Gözlerini devirdi ve beni itti. Tokayı aldı ve kilide eğildi. Bir saniye sonra kapı açılmıştı.
Bunu nasıl yapmıştı? Prensesler kapıları tel toklarla açmazlardı.
Ona salak salak bakmayı kestim ve kapıyı açtım.Ardından sessizce dışarı çıktık ve koşmaya başladık.
-KATE’İN AĞZINDAN-
Kampın girişinde buluştuk. Belime yerleştirmeden önce silahımın parçalarını birleştirdim. Sonra tekrar söktüm ve tekrar birleştirdim ve sonra tekrar…
William gelip omzuma dokunana kadar aynı işlemi beş defa yaptım.
“Sen iyi misin, Kate?” diye sordu
Mason, kılıcını beline asmak için kullandığı kemeri bağlayarak bize doğru geliyordu.
Tanrım, bu şekilde nasıl Prenses’i ve Austin’i kurtaracaktım? Dikkatimi bir türlü toparlayamıyordum. Mason’a geri dönmek istiyordum. Onu geri istiyordum ama ona deli gibi kızgındım. Sürekli onu Elena’yı öperken gördüğüm zamanı düşünüyordum.
“İyiyim” dedim ve bakışlarımı Mason’dan çekerek. “İyiyim” diye tekrar ettim ve silahımı son kez birleştirdim.
Bir hançer aldım ve botumun içine gizledim. Kılıç taşımaktan nefret ediyordum. Pantalonumun diz kısmının yanlarında bulunan ceplerimden birine ikinci bir şarjör yerleştirdim. Diğerine ise küçük bir silah daha koydum.
Hazırlıklarım tamamlanınca arabaya atladık ve Martin’in evine doğru yola çıktık.
Arabayı William kullanıyordu. Mason’da önde onun yanında oturuyordu. Bense arka koltukta oturmuş, camdan dışarı izleyerek, zihnimi operasyon için boşaltmaya çalışıyordum ama yapamıyordum bir türlü. William’ın dikiz aynasından beni izlediğinin ve Mason’ın sürekli arkasına dönüp bana baktığının farkındaydım.
“Bana bakmaktan vazgeçin. Bu çok sinir bozucu” diye çıkıştım, camdan dışarıyı izlemeye devam ederek.
Mason bir şey söylemek ister gibi ağzını açtı ama bir saniye sonra vazgeçti ve ağzını kapatıp, öfkeyle önüne döndü.
“İyi olduğuna emin misin,Kate?” diye sordu William
“Evet,Will. İyiyim.Sorun yok” dedim sıkkın bir sesle.
İzin verirlerse daha iyi olacaktım. Şu an sadece Prenses’i ve Austin’i kurtarmaya odaklanmak istiyordum ama elimde değildi.
“Eminim öyledir” diye mırıldandı,Mason
Derdi neydi bunun? Şu an bu kadar düşünceliysem onun suçuydu. Beni sevdiğini söyleyip Elena’yı öpen oydu.
En azından ona kızgın olduğumu biliyordu,bu da bir şeydi.
Pekela itraf ediyorum,aslında sadece ona kızgın değilim. Dün gece,başka işim yokmuş gibi,oturdum ve Mason’ı anlamaya çalıştım ki bu çok saçma bir denemeydi.Herneyse,Mason’ı anlamaya çalışmakla geçen bütün bir gecenin ardından elde ettiğim sonuçlar şöyle oldu;
1. ‘Mason Lucas’ı Anlamak’ adlı bir kitap görürseniz büyük ihtimalle yazarın ismi kısmında ‘Katharina Garcia’ yazar.Ciddiyim.Bu işte gerçekten iyiyim.
2. Mason beni unutmaya çalışıyor ya da o an çalışıyordu. Ona hak vermiyor değilim. Ona geri dönmem için bana yalvarıp duruyor ve ben her seferinde onu reddediyorum. Ormanda beni öptüğünde üzerine atlamalıydım ama bunun yerine ona benden uzak durması için yalvardım.
Yine de anlamadığım bir şey vardı. Neden Elena?
Erkeklerin yaşlı kadınlarla ilgili takıntılarını anlamıyordum. Madem yaşlı kadınlara ilgi duyuyordu o zaman Kraliçe’yle çıksaydı ya. En azından daha güzel ve asildi. Üstelik oldukça yaşlı olduğuna eminim ki bunu asla sesli düşünmemeliyim.
Mason’ın rahatsız edici ve anlamsız tavırlarını takmamaya çalışarak geçen bir yolculuğun ardından Martin’in evine vardık. Buraya daha önce gelmiştim. Gelmek ne kelime,ben burada yaşıyordum.
Arabalardan indik ve Frank’in etrafına toplandık. Tyler,Kraliçe’yi korumak için kampta kalmıştı.
“Pekela beni iyi dinleyin” diyerek dikkatimizi ona vermemizi sağladı,Frank.
Burada ondan daha kıdemli kahramanlar vardı ama iş savaş planı yapmaya geldiği zaman o ve Tyler’dan daha iyisini bulamazdınız.
“William sen bir grup savaşçıyla birlikte arka tarafa dolaşacaksın” dedi.
William başını sallayarak onu onayladı. Frank bu sefer Mason’a döndü.
“Mason sen Katharina’yla birlikte önden gireceksin”
Bakışları bana kaydı. “Katharina evin iç planını ne kadar biliyorsun?” diye sordu
Tamam, bunun olacağını biliyordum.Elbette ki Martin Benson’la olan ilişkimi kullanacaklardı.
Mason’a kaçamak bir bakış attıktan sonra cevap verdim “İyi biliyorum,komutan”
Mason bana bakmamaya çalışıyordu. Bu konunun onu rahatsız ettiğini görmek bana hiç hissetmediğim kadar tuhaf hissettiriyordu. Beni ölü bir adamdan kıskanması hoşuma gidiyordu ama onunla ilişkimin bana hissettirdiklerinden nefret etmesi…işte bu benimde kendimden nefret etmeme sebep oluyordu.
“Güzel. Lord Mason ve sen,Prenses’i ve Lord Austin’i en hızlı şekilde bulup çıkarmak zorundasınız. Diğer savaşçıların bir kısmı evin etrafını saracak,geri kalanı ise benimle burda kalıcak ve acil bir durumda içeri gireceğiz” dedi
Son bir kez hepimize tek tek baktı ve operasyonu başlattı.