BASİT ADANMIŞLIKLAR

522 Kelimeler
 Ahter öne doğru gelip bana,"Onu bulacağım. Her ne olursa olsun."dedi ve gitmek için arkasına döndü.   Prens," Bu konuda krallığın gerekli tüm yardımları sağlayacağını biliyorsunuz. İstemeniz yeterli."dedi hafif bir lakayık sesle. Onu dalgaya alıyordu.   Ahter, durdu ve yumruklarını sıkıp bize doğru döndü. Gözlerindeki ifade tüm dünyayı kasıp kavuracak bir ateşle yanıyordu. Yutkunup geriye kaçmak ve tüm bu yaşananlarla insalarıyla beraber kapıyı yüzlerine çarpmayı çok istiyordum. Daha sonra da kardeşimle beraber güneye gitmeyi istiyordum.  "Teşekkürler prensim ama krallığın şu sıralar başka sorunlarla ilgilendiğini duydum. Halkına ayıracak pek vakitleri yokmuş." Geride duran kalabalık asker gurubunda kulak tırmalayan homurdanmalar yükseldi. Sarayda kaldığım o bir günde pensin sağ kolu olduğunu öğrendiğim adam Ahter'e yaklaşıp kolunu tutmak istedi. Ve çok iyi biliyordum ki yapacağı bu hamle bu gece burada büyük bir soruna yol açacaktı.  Hemen öne gelip Ahter ile adamın arsına basit bir duvar gibi durdum. "Lütfen Ahter, rica ediyorum git buradan."Prense karşı duyduğu saf nefretini ve öfkesini yakınına gelince daha da hissettim ve bu öfkenin dışarı taşması tam bir felaket olacağını o an çok iyi anladım. Ki daha çok canı yanan Ahter olacaktı. Bunları haketiğini her ne kadar bilsemde hâlâ içimdeki kalan insanlık için onun yara almadan bu işten uzak durmasını sağlayabilirdim.  Bana bakmadı. Hiçbir şekilde gözlerini gözlerime odaklamaya yanaşmadı. Benden bilerek mi kaçıyordu yoksa varlığımı dahi umursamayacak kadar beni artık silmişti,bilmiyorum ama içimdeki sızı kendini hissettirdi. Prense,"Size iyi geceler diliyorum." dedi ve omzuma çarpıp uzaklaştı bizden. Attığı adımları karanlığın loşluğunda yankılandı ama bir şekilde huzurlu hissettim.  Prens, "Bana bir tane at getirin. O lanet yaratık yüzünden bugün atlar elimizden kaçtı." Kapının eşiğinden çıkıp muhafızına doğru yürüdü. "Askerlerin sayısını artırın. O şeyi hemen bulup öldürmemiz gerekiyor." Baş muhafız itaatkar bir asker gibi başı önde, verilen emri yerine getirmek için başını salladı. O sırada arkamdan bir yerden bir asker uzun, güçlü ve beyaz bir aygır getirip prensin tam önünde durdu. Hemen ardından prensin ata binmesine yardım etti.  Atın ipini eline alan prens, bir kaç kez kendi etrafında dönen atlı dizginlemeye çalıştı. En sonunda rahat duran atı öne sürüp bana yaklaştı. "Güzel şeydim,bu gece iyi uyuyunuz. Yarın gelip sizi sarayıma götüreceğim."dedi ve öne çıkıp onları seyretemye çıkan köylü halkının arsında koşarak geçip peşindeki askerleri ile beraber gözden kayboldu.  Bir süre daha oluşan boşluğa dalıp gittim. Büyük annemin kolumu cimdiklemesiyle hızlıca kendime geldim." Ah!"diye inlerken aynı anda acıyan kolumu tutup ovalamaya başladım." Ne yapıyorsun büyük anne?! Acıttı." Eli belinde ters ters baktı. "Zaten acıması için yaptım. Umarım yeterince acıtabilmişimdir."Zalimlik dilinde akan bal gibiydi ama bana doğru tükürürmüş gibi sıçradı.  "Sana prensin kendiside söyledi. Benim hiçbir suçum yok. Beni sarayına götürdü sonra da eve bırakırken de evlenme teklifi. Yolda hiçbir şey olmadı. Tamam belki o aşamaya çok yakın olduğumuz bir anımız olabilir ama ben kendimi hemen geri çektim. Bu işler evlenmeden olmaz, dedim o da bana o zaman evlenelelim dedi. Sana bu konuda son derece dürüstüm. Yani söylesene büyük anne, prensin evlilik teklifini kabul etmesemeydim?" "Tanrı aşkına Ivy, o aşamaya yaklaştık da ne demek?"diye gürledi." Onu o aşamaya taşıyacak cesareti verecek bir şey yapmış olmalısın." "Sana yemin ederim büyük anne öyle bir şey yapmadım. O yerin altında gezen şey bize saldırınca beni korumak için bana satılmıştı. Ne olduysa ondan sonra oldu."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE