MELEK Ayaz’ın sözleri odanın soğuk duvarlarında yankılanırken, bir anlık sessizlik çöktü arımıza. Gözleri hâlâ üzerimdeydi, o delici maviyle, içimi okuyor, her zerremi didik didik ediyordu. İkinci ders... Saldırmamı söylemişti. İçimde uyandırdığı o vahşi şey hâlâ titriyor, kontrol etmeye çalıştıkça daha da güçleniyordu. Derin bir nefes aldım. Ona saldırmak... Sadece dövüşmek anlamında değildi bu. Çok daha fazlasıydı. “Pekâlâ,” dedim sesim istediğim kadar güvenli çıkmamıştı. Ayaklarımı yere sağlam bastım, bedenimi hafifçe eğdim. Onun bana öğrettiği gibi. Ama zihnim bir başka yerdeydi. Onun kaslı kolları, sıkı karın kasları, o sabah boynumda bıraktığı ısırık izlerini düşünüyordum. Hızla hamle yaptım. Amacım onu dengelemekti. Ama Ayaz bekliyordu. Kolumu savurur savurmaz, bileğimi kavradı.

