Malikâne o gece yine sessizdi. Şehrin kenarında, yüksek duvarların ardında kalan bu yer, karanlıkta daha da ağır bir görünüme bürünüyordu. Bahçenin köşelerindeki projektörler ara sıra hafifçe dönüyor, sarı ışık huzmeleri duvar boyunca kayıyordu. Korumalar nöbet yerlerinde hareketsizdi; ellerinde silahları, gözleri geceye alışmış, sessizliği dinliyorlardı. Selin kendi odasındaydı. Baran ise çalışma odasında ayakta duruyor, masanın üzerindeki haritalara bakıyordu. Yanında Timur vardı, önlerindeki masada birkaç dosya açık duruyordu. Konu, limandaki yeni düzenlemeler ve son günlerde artan tehditlerdi. Ancak Baran’ın yüzündeki ifade, kafasında başka bir şeyin de döndüğünü gösteriyordu. Bahçe kapısının birkaç yüz metre ilerisinde, karanlığa karışmış üç siyah minibüs durdu. İçlerinden sessizce

