Gözlerimi açtığımda saat neredeyse öğleyi gösteriyordu. Yatağın üzerine ve yanına bırakılmış kalabalığı görünce Cesur'dan kiraladığım evdeki bütün eşyalarımın getirildiğini ve bunu yapanın Savaş'tan başkası olmayacağını anladım. Akşam güneşinin turuncu ışığı verandanın bir kısmını ısıtıyordu ama gölgede kalan kısmı Şubat ayının getirdiği soğuktan dolayı elini uzatsan üşütüyordu. Dün geceyi sessiz bir baş ağrısıyla tekrar hatırladım ama üzerinde durmadım. Sırtıma bej rengi şalımı sarıp uçlarını kollarımdan sarkıttım ve yeniden koltuğa oturup bilgisayarımla ilgilenmeye devam ettim. Dikkatleri çekecek kadar gürültüyle açılan demir bahçe kapısına kafamı kaldırmadan baktım. Servisten getirilen arabam Savaş'ın bahçesine park edildiğinde bu durum artık buraya aitmişim gibi hissettirince rahatsız

