Bugün ilk kez resmi bir geceye eşimle beraber gidecektik. Çok heyecanlıydım. Ben ne kadar heyecanlıysam Serkan da o kadar heyecansız ve gergindi. Böyle eğlenceleri sevmediğini düşündüm. Çünkü düğünümüzde bile neredeyse dans etmemiş ki onu bile zorla yaptı sevmemişti. İşe giderken akşam 6 gibi geleceğini benim hazır olmamı yemeği orada yiyeceğimizi ve çok abartmamam gerektiğini söylemişti. Abartmaktan kastı neydi pek anlamasam da peki demiştim. Serkan'ı işe gönderip evde yapmam gereken işlerimi halledip kendime banyoya attım madem ilk kez eşimle dışarı çıkacaktım o zaman bende biraz özenirdim. Gerçi dolabımda aman aman şeyler yoktu ama bir kaç bir şeyim var diye düşünüyordum. Banyodan sonra tüm vücudumu kremledim ve saçlarımı maşayla hafif dalgalı yaptım. Dolabımda Siyah kalın askılı kare yaka dizaltı kalem etek bir elbise vardı. İnce hatlarımla çok güzel olmuştu. Uzun kumral dalgalı saçlarımla çok keyifli olmuştum. Siyaha uygun olur diye düşüp buğulu bir göz makyajı yapmıştım. Kırmızı tonlardaki rujumu da sürüp siyah stilettolarım ve çantamla hazırdım. Boynumdaki boşlukla takılarıma bakıp bende olan ince bir kolyeyi takmıştım. Düğünde takılan altınlarımı sanki gerizekalıyım gibi "çaldırırsın "deyip kayınvalidemler biz buraya gelmeden almışlardı. Ne diyebilirdim ki kocam ağzını açıp onların karşısında tek kelime edemiyordu.Allahtan karını bırakıp git demediler belki ona da ses çıkarmazdı. Tam parfümümü sıkıyordum ki kapının açılma sesiyle salona doğru yürüdüm. Beni gören kocam kaşlarını olabildiğine çattı ve " Bu ne hal?"dedi. Bakışlarımı üzerime eğip "Ne var ki halim de güzel olmamış mı?" dedim.
"Çok güzel seni bu halde hiç bir yere götürmem.Git üzerini değiştir." dedi. Bu halde gitmezsem diğer elbiselerle hayatta gitmezdim.
"Ama kocacım senin yanına yakışmak için çok çalıştım. Hem senin karın olarak ilk kez yanında bir davete gidiyorum. Bence böyle çok uygun değil mi?" sözlerim onu düşündürdü. Kabul etmiş olacak ki arkasını dönüp üzerini değişmek için yatak odasına geçti. Hemen ardından odaya girdim. Yatağın üzerinde hazırladığım takımları giyinip kravatını da bağladığında fena olmamıştı. Parfümünü sıkıp bana döndü. "Gidelim bakalım " dedi oflayarak. İnşallah bir sorun çıkmazdı. Hemen bir taksi çağırıp bindik ve gecenin yapılacağı polis evine geçtik. Bizi kapıda bir kaç polis arkadaşı karşıladı.
"OOO devrem ya sen gelir miydin böyle davetlere? Haaaa Valla şaşırdım. Yenge sen mi getirdin yoksa helal olsun."
"Saçmalamayın hadi izin verinde içeri geçelim. "
"İyi akşamlar ve eğlenceler yenge." diyerek içeri adımladık. Her yer süslenmiş sandalyelerin ardına tüller bağlanmıştı. Büyük masalarda insanlar birbiriyle sohbet ediyor. Sahne de bir grup sözsüz arka fon müziği çalıyordu. Orta yerde koşturan ve annelerinin yanında oturan çocuklarla tam bir düğün atmosferiydi. Ama oldukça da nezih bir topluluktu. Garsonun bize gösterdiği yere oturup masadaki tanıdığı yüzlerle selamlaşıp konuştular. Ben sadece gülümsemekle yetinmiştim. Geçen ki müdürü bizi görünce hemen yanımıza geldi.
"Hoşgeldin Serkan eşini de getirmişsin. Anlayabilecek mi ki?"
"Neyi müdürüm?"
"Şimdi konuşamıyor ya dilsizler genelde sağırda oluyor ya. Gerçi bir yerde iyi . Düşünsene sinirin bozuk istediğin gibi bağır çağır ama anlamayacak. Sende rahatlayacaksın." kaşımın biri havaya kalktı çünkü az sonra o müdürü yanlışlıkla çıktığı yere geri sokacaktım.
Serkan elini bacağımın üstüne koydu. Bu sus demekti. Sustum.Serkan hemen konuyu değiştirdi müdürü anlayıp bir kaç kelimeden sonra yanımızdan ayrıldı.
" Bu adamı sevmiyorum." Haklıydım ama.
"Bende karıcım bende. "
"Anlamadığım benim dilsiz olmadığımı niye söylemiyorsun ki? Yarın bir gün öğrenirlerse ayıp olmaz mı yada şöyle söyleyeyim ben dayanamayıp ağzının payını vereceğim haberin olsun."
"Sakın Karıcım sakın beni müdürümle papaz etme. Varsın seni dilsiz bilsin."
"İyi de o İrem denen kadın dilsiz olmadığımı biliyor. Hayret nasıl oldu da dedikodumu yapmadı? Şaşırdım. "
"Boşver hadi gel dans edelim." Bu sefer kocama şaşırdım.. Düğünümüzde bile zorla bir iki şarkıda nazla niyazla dans etmiş oyun havalarında ise hep masada oturmuş bana eşlik bile etmemişti. Şaşırdığımı anlamış olacak ki gülümsedi.
"Şaşırdığında tam yemelik oluyorsun karıcım." (aman sakın yeme. durduk yere duşa giresim yok.)
Bende gülümsedim ama iç sesim başka şeyler diyordu.
Elini belime koyup öyle kendine çekti ki ben utandım. Aramızdan rüzgar geçmezdi. Görende yana yakıla aşık sanır tövbe yarabbim ya. Neyse dans etmeye başladık. Dans ederken oradan buradan konuşuyorduk. Arada gözüm aşinası olmadığım bu topluluk üzerinde geziyordu. Kapıya doğru gözümün kaymasıyla daha önce görmediğim kadar güzel bir adam kapıda dikilmiş bize bakıyordu. Daha doğrusu bana bakıyordu. Erkeğin güzeli olur mu bilmem ama gerçekten olağanüstü yakışıklı biriydi. Dans ederken dikkat çekmemek için gözüm arada kayıyordu ama her defasında göz göze gelince biraz utandım. Benden yaşca büyük olmalıydı. Neredeyse kapıya yaklaşmıştı. Tam manasıyla kapı gibiydi. Geniş omuzları sivri çenesi uzun ve yamuk yüzüne ayrı bir hava katan burnu etli bordo ruj sürülmüş gibi dudaklarıyla ressamları bile kıskandıracak şekildeydi. Kapkara kaşları kara sürmeli gözleriyle baktıkça bakası gelecekti insanın. Esmer teni insanın dokunasını getiriyor saçları ensesini örtmüş dalgaları konuşup kafasını salladığında oynuyor insanın elini daldırıp çekiştiresini getiriyordu. Hayatımda ilk kez bir erkeğe böylesi dikkatli baktığımı fark ettim. O da beni dikkatli inceliyordu. Bakışları vücudumu geziyordu sanki her bir yanım karıncalanıyor uyuşuyordu. Ben kendi içimde bunları düşünüp dalmışken Serkan " Süreyya nereye daldın karıcım?" diye sordu.
"Hiç burayı çok sevdim arada gelelim mi polis evine ? Ben yemeklerini daha yemedim ama fiyatlarını da bilmiyorum pahalımı ki kocacım?"
Güldü. "Tamam canım geliriz ama arada ben senin yemeklerini daha çok seviyorum. Karımın el lezzeti daha güzel. "Hayret iltifat etmeyi de öğrenmişti. Başımı kaldırıp güldüm çünkü ilk kez iltifat etmişti ve çok hoşuma gitmişti. Kulağıma eğilip " Evde de böyle gül gül ki seni doya doya sevebileyim karıcım çok güzelsin " deyiverdi. Doya doya dedi doya doya ALLAHIMMM sana geliyorum. 10 saniyeden 10*10 20 saniye yuppiii. Tabii kan kusup kızılcık şerbeti içecektik. Bende kulağına yaklaşıp " Bende çok isterim kocacım bende çok özledim seni ." dedim. Allah affetsin tam bir traji komik film çekiyorduk ve başrolü de bizdik. Üzülüyordum utanıyordum yalan söylemek zorunda olduğum için ama elimden bir şey gelmiyordu. Masamıza geçtik ve o yakışıklı masamıza geldi .
"OOO Yavuz nerelerdesin yaaa? Epeydir yoktun? "
"İyi akşamlar memleketteydim mağlum yıllık iznim vardı bende annemleri bir göreyim dedim. Hem kardeşimin nişanı falan vardı."
"Hayırlı olsun. Buyursana ayakta kaldın." Otursa mı gitse mi bilemedi.Bana doğru bakıp tekrar Serkan'a bakınca şaşkın kocam anlayıp "AA sizi tanıştırmayı unuttum. eşim Süreyya. Süreyya bu Yavuz buradaki en yakın arkadaşım aynı birimdeyiz."
Mecburen gülümsedim ama nedense hiç hoşuma gitmemişti. Ve üzülmüştüm en yakın arkadaşım sözü beni rahatsız etmişti. Ellerimiz birleşince öyle bir elektrik akımı geçti ki tüm vücudum bir anda karıncalandı ve ağırlaştı. Dengemi kaybetmemek için masaya tutundum kimse fark etmeden. Neden böyle olmuştu? Sebebi neydi bilmiyordum ama kalbim delirmiş gibiydi. Gözlerim göz bebeklerim sanki daha netti Yüzündeki her bir mimiği hafızama kazıdım. Nefesim boğazım da düğüm düğüm olmuştu.
"Memnun oldum Süreyya " bana yenge yada hanım dememişti. Çiçeklerim açtı. Umarım kocam kızmazdı. Ellerimiz havada asılı kalınca Serkan hemen devreye girdi ve "Hadi ayakta kaldık oturalım deyip belimden tutup beni yanına oturttu ve sandalyemin sırtına elini koyup sanki benim der gibi bir tavır takındı. Şaşkınlık ve kızgınlıkla Serkan'a baktım ve yaklaşıp "Tuvalete gitmem gerek "dedim. Gerekli değildi ama o atmosferden kaçmalıydım. Nefes alamıyor gibi hissediyordum. Genzimi yakan yoğun kokusu başımı döndürmüştü. Nasıl bir enerjisi vardı bilmiyorum ama bana sanki istediğini yapabilir yaptırabilir gibi hissetmiştim. Bu biraz rahatsız etse de ilk kez deneyimlediğim bu his hoşuma da gitmişti. Yasak meyve tatlıydı hemde çok tatlıydı.