Bacağımdaki alçı çıkmış ayağımın alışması için 20 gün fizik tedavi olacaktım. 20 gün de iznim olunca memlekete gitmeye karar verdik. Süreyya hem istiyor hemde hiç istemiyordu. Annem son 1 ayda Süreyya'yı o kadar bunaltmıştı ki, yaptığı yemekten temizliğine giydiğine kadar karışmış hayatı resmen dar etmişti. Zavallı karım sesini çıkartamamış geceleri benim bilmediğimi sanıp için için ağlamıştı. Kimi zaman duş alacağım deyip banyoya girer saatlece çıkmaz çıkınca da gözleri kan çanağı olurdu. Ona soramıyordum bile. Sorsam söylese elimden de bir şey gelmiyordu ki. Bana da etkisiz oluşuma da lanet olsundu.
Arabaya binip yola çıktık babamla biz önde annemle karım arkadaydı. Annem sürekli söyleniyordu. Bıkmıştım 28 saat nasıl geçecekti ki? Ne doyuyor nede susuyordu. Biran evvel uyusun diye dua etmeye başlamıştım. Kendi gelinliğinden başlayıp karımın yetersizliğinden bahsedip duruyordu. Babam arada "Yeter sus hanım kafam şişti" dese de bir yarım saat anca susuyordu. Nihayet şehrin sınırlarından girince oh be demiştim.Babam yorulduğumu anlayıp arabayı aldı. Bende biraz dinlenmek için gözlerimi kapadım. Annemin sesi artık kulaklarımda çınlıyor ve beni irite ediyordu. Arabanın durmasıyla içimin geçtiğini anladım. Gözlerimi açınca evimizin bahçesine girdiğimizi görüp etrafa baktım. Apartmanın kapısı açılınca ağabeyimi gördüm. Yüzünde gene o serseri pis sırıtışla bize doğru geliyordu.
"Hoşgeldin anam " deyip anama sarıldı. Annem de yelkenler foraaa nede olsa biricik oğlu o .
"Hoşbuldum yavrum hoşbuldum Karın nerededir?"
"Gelir şimdi yemek yapıyordu. Hoşgeldin babam sizde hoşgeldiniz nasılsın iyisin inşallah."
"Sağol oğlum iyiyiz şükür."
"İyiyim ağabey sağol daha iyiyim."
"Sen nasılsın Süreyya? Alıştın mı bizim oğlana ?"
"Sağol abi iyiyim alışıyoruz yavaş yavaş." karım nezaketini hep koruyordu. İçeriden yengem gelmişti. Sarıldık içeri girdik. Yengem sofrayı Süreyya'yla kurup hazır etmişlerdi. Hemen oturup yemeğimizi yedik ve evimize gitmek için arabaya bindik. Nihayet yalnız kalacaktık. Sanki yeni evleniyor gibi hissediyordum. Hemen eve gidip karıma sahip olmak istiyordum. Ne kadar yapabilirsem artık. Ayağım alçıdan 2 gün önce çıkmıştı tam hareket edemiyordum ve annemlerin yan odada olması sebebiyle rahat değildik. Tüm duygularıma rağmen kendimi tutmuş rüyalarımla yetinmiştim. Kapıdan girer girmez elimdeki valizi hole bırakıp karımın dudaklarına yapıştım. Çok özlemiştim onsuzluk çekilecek çile değildi. Hele bir de yanımda olup ona sahip olamamak ölmek gibi bir şeydi. Ama işin kötüsü bir aydır sevişmediğimiz için benimki ucundaydı gene aynı şey olacaktı. Öpüşüme ara verip banyoya koştum. Karımı düşünüp hemen boşaldım. Elimle oynayıp biraz kaldırdıktan sonra tekrar içeri girdim ki karım valizlerimizi yatak odamıza taşımış üzerine sexy bir gecelik giymiş yatakta beni bekliyordu. Ben çok şanslı bir adamdım. Yatağa gelip karımı kendime çektim. Daha fazla onsuz kalmak istemeyerek karımı öpmeye başladım. Yavaş öpüşlerim yetmeyince biraz hırçın biraz daha sert öpmeye başladım. Karımda özlemiş belli deli gibi karşılık veriyordu. Yine boşalmanın raddesine gelerek kendimi geri çektim. Tekrar banyoya girdim ve yine hemen boşaldım. Benim gerçekten fizyolojik bir sorunum vardı. Bu kez hiç kaldırmadan ölü bir sikle içeri girdim. Karım halimi görüp şaşırdı ama renk vermeyerek yataktan kalkıp ellerini boynuma doladı. Beni yavaş yavaş öpmeye başladı. Vücudum yavaş yavaş zevke geliyordu. Karım küçüktü ama benden öğrenmiş beni nasıl etkileyeceğini çok iyi biliyordu. Kulak mememi dişleyip emince inledim ve göz göze geldik. Bu sefer ben kulak memesini emdim ve o inledi. sonrasında onu yatağa yatırdım ve emmeye başladım. Memelerini emip yalıyordum. Bebekler gibi emip durmamla kendini iyice bana doğru kaldırıp memelerini ağzıma iyice sokmaya çabalıyordu. Eli sikime giderken durdu ve kendine dokunmaya başladı. O kadar zevk alıyordu ki dudaklarını kendisi yiyip bitiriyordu. Ne kadar güzel bir manzaraydı böyle. Bacaklarını aralayıp elini çektim ve elimi dokunmamla inlemem bir oldu şelale gibiydi. Hemen içine girmeliydim. Sikimi ayarlayıp içine sokmaya başladım . Ama yine bir şey hissetmemişti ama yalandan inlemeye başladı. Haline kızsam da elimden de bir şey gelmiyordu. Bir iki girip çıkmadan sonra inleyerek boşaldım. Ben çok keyif almıştım ama karım daha boşalamamıştı. Onu rahatlatmak için parmaklarımı içine sokup memelerini emmeye başladım. Çığlık çığlığa boşalmasıyla yanına uzanıp dudaklarını öptüm tekrar . Ben işe yaramazın tekiydim. Karımı sikemiyordum. Altımda alev alev yanıyor yatağından taşmayı bekleyen nehirler gibiydi ama ben yağamayan yağmur gibiydim hiç bir hayrım yoktu. Düşüncelerimin girdabından çıkıp yataktan kalkıp banyoya gittim. Arkamdan seslendi .Karıma yetmemişti ama benim yüzüm yoktu.
"Çok yorgunum güzelim araba kullandım ya halim yok" demekle yetindim. "Tamam canım " diyerek cevap verdi karım. Ama biliyordum ona yetmemişti sabaha kadar sevsem siksem karım engin denizler gibi bana taşar hiçte hayır demezdi. Ama ne bende öyle bir güç nede sikimde o dirayet vardı... Banyodan döndüğümde karımı uyurken bulunca sarılıp bende gözlerimi kapadım. Sabah kapının sesine uyandım karım hala uyuyordu. Yataktan kalkıp kapıyı açtığımda ağabeyimi burada görmeyi beklemiyordum.
"Hayırdır ağabey sabah sabah kötü bir şey yoktur inşallah?"
"Yok be oğlum sabahı geçtik öğlen oldu saat 12 . Bu tarafta işim vardı bende size uğrayım dedim. Süreyya yok mu? " Gözleri sağı solu yokladı.
"Süreyya uyuyor ağabey gece geç yattıkta uyanamamışız. Zaten dışarıda yapacaktık kahvaltıyı o yüzden biraz daha rahat uyumuşuz."
"Haa anladım oğlum tabii yeni evlisin normal sabahlara kadar uyumaman keyfine bak zaten ayağından dolayı karına sokulamamışsındır." Ağabeyim ne diyordu? Ne biçim kelimelerdi? Bu uslüpte neyin nesiydi?
"Sen eve geçeceksen geç ağabey bizi bekleme." resmen git demiştim çünkü tavrı rahatsız etmişti.
"Yok ya acelem yok sizinle çıkarım hem Süreyya'yı da göreyim." Karımı görüp ne yapacaktı?
"Serkan neredesin kocacığım? " Karımın sesiyle ağabeyimin dikleşmesinden rahatsız oldum. İçeri uygunsuz girerse diye hemen bağırdım.
"Süreyya ağabeyim var hazırlan çıkıyoruz ." deyip yatak odasına doğru yürüdüm. İyi ki de öyle demiştim karım dudakları gözleri şişmiş köfte gibi bir halde yatakta yarı çıplak bana seslenmişti. Hemen kapıyı kapatıp dudaklarına bir öpücük kondurup durumu izah ettim. Gerilmişti. Hemen banyoya girdi ve bende salona girdim. Ağabeyim mutfağa gitmiş balkonda sigara içiyordu kendi evi gibi davranması canımı sıktı. Süreyya olabilecek en sıradan ve en kapalı haliyle gelince içim rahatladı nedendir bilmem ama kendimi diken üstünde hissetmiştim. Hemen evden çıktık. Allahtan ağabeyimin arabası vardı yoksa ya onu da götürürdük yada bizimle gelirdi. Güzel bir yere gidip kahvaltımızı söyledik. Biraz bekledikten sonra kahvaltımızı yaptık. Süreyya kardeşi Asya'yı görmek istediğini söyledi ve evlerine doğru yola çıktık. Kapıyı çalıp bekledik. Annesi kapıyı açınca ilk bizi gördüğüne şaşırsa da kendine gelip "Senin ne işin var burada?" gibi saçma bir soru sordu. Bir anne kapısına gelmiş kızına Senin burada ne işin var? diye sorar mıydı? Benim annem sertti huysuzdu çekilmezdi ama bu kadar da değildi. Bize karşı hep sevgi dolu olmuştu yani kısmen ne bileyim dayagını hep ben yemiştim. Mükafatları ağabeyim toplamış ablamaysa merhameti kalmıştı.
" Bizim iznimiz vardı da sizi görmek daha doğrusu Asyayı görmek istemiştim. Evde mi?"
"Yok okuldan gelmedi daha. Hem ne yapacaksın onu görüp ben sana ne demiştim. Hala yüklü değil misin? Bizim sülalede böylesi yok senesine varmadan kucağına bebeni alman lazımdı. Neden hala hamile değilsin?"
Tüm bu insanlara ne oluyordu? Kapı ağzında kızına sorulacak soru muydu? Yanında ben varken üstelik hiçte utanmıyorlardı Kızının düştüğü durumu düşünmek bu kadar zor muydu? Delirecektim. Süreyya bana dönüp " Gidelim " dedi . Karıma bir kez daha üzüldüm. Ben gibi bir aptal bir mal bu kızcağıza neler yapmıştım böyle. Onun hayatına dair hiç bir şey bilmezken kendi hatalarım ve eksikliklerim yüzünden ondan acısını çıkartmış canını yakmıştım. Annemleri Ağrıya çağırmak kadar buraya gelme fikri de çok aptalcaydı. Güzel başlayan günümüz tam bir fiyaskoydu. Hemen arabaya binip Asya'nın okuluna doğru sürdük. Az bekledikten sonra Asya'yı gören karım hemen arabadan indi ve kardeşine doğru seslenerek koştu. Asya koşarak ablasına sarıldı. İki kardeş sokak ortasında evsizler gibi birbirine sarılmış ağlaşıyorlardı. Yanlarına gidip ikisine de sarıldım. İkisi de küçük birer kız çocuğuydular. Arabaya bindirip hemen bir restoanta sürdüm. Asya ya yemek söyleyip bizde eşlik ettik belli ki karnı açtı ama normal bir açlık değildi. Çocuk sanki kıtlıktan çıkmış gibi ne koysalar silip süpürüyordu. Hemen sonra yüzü aydınlandı. Bu durumu fark eden karım kaşları çatık kardeşini izliyordu.
"Ne o açmı kaldın canım sen ne bu böyle?"
"Ne yapayım abla annem yemek yapmıyor son zamanlarda babam eve gelmiyor sanırım annemde de para yok bizde çogu gece ya açız yada kuru ekmeğe talimliyiz. " Boş bulunup söylediklerini fark eden Asya başını önüne eğip utanmıştı benden. Süreyya çok sinirlendi.
"Ne demek açız babam nerede?"
"Bilmiyorum başka kadın mı ne varmış annem öyle diyor. Erkek çocuk yapacakmış." Hala mı böyle düşünenler vardı? Hoş karım hamile kalsa eminim bizimkiler de aynı düşüncede olurlardı. İçimden bu dünüce tarzına iyi bir saydırdım.
Yemeklerimizi yiyip kalktık Asya2yı eve bırakmak için gidecektik ama karım huzursuzdu. Ne olduğunu anlayamadım. Sanki bana bir şeyler söylemek istiyor ama söyleyemiyor gibiydi. Asyayı arabaya bindirip kapıyı kapadı ve bana döndü. Elimden tutup biraz öteye yürüyüp bana döndü. " Serkan senden bir ricam olacak " dedi. Bekliyordum ne diyeceğini.
"Serkan babam evde yokmuş ve annemler sende duydun bu zaman da aç kalmak akıl alır gibi değil. Şey senden borç alsam olur mu Ağrıya gidince çalışır öderim ne dersin?" Duyduklarımı idrak edemeyerek karıma bakmaya devam ettim. Çünkü gerçekten de söylediklerinin karşılığını bulamadım kafamda. Karım benim karım annesi ve kardeşine para vermek yada bir şeyler almak için benden para ve izin istiyordu tamam. Sonrasın da da bunu borç olarak istiyor. Üstelik yetmemiş gibi bir de Ağrıya gidince çalışacak ve bana bana bana bana olan borcunu ödeyecekti. Sinirden kahkaha attım . Katıla katıla güldüm çünkü elimden başka şey gelmiyordu. Erkek olsa yüzünün ortasına yumruğumu çakardım ama benim güzel karımdı vuramazdım. Kıyamazdım. Gülmem durup sakinleşince öksürüp boğazımı temizledim. Aslında Süreyya bana şunu göstermişti. Beni hala sığınacağı dayanacağı güveneceği kocası dağı olarak görmüyordu. Ben ne yapmıştım tüm bunlar olmak ve hissettirmek için? Kocaman bir HİÇÇÇ.
"Süreyya sen benim karımsın senin istediğin bir şey benim zaten yapmakla yükümlü olduğum şeydir. Senin annen ve kardeşinin ihtiyacı olan maddi yada manevi her ne olursa onlara destek olmak benim damat ve senin eşin olarak görevim. Sen neyin borcundan çalışmasından bahsediyorsun? O kadar sinirlendim ki tek yapabildiğim kahkaha atmak oldu. Bana bu kadar mı güvenmiyorsun da borç almayı düşünüp birde ödeyeceğinin garantisini veriyorsun? Sen benim karımsın Süreyya farkında mısın? Seni çok seviyorum bunu hala görmüyor musun? "
"Özür dilerim seni kırmak istememiştim. Sen benim aileme bakmakla yükümlü değilsin ama kardeşimin halini görünce sanırım bende bocaladım. İstediğim eve biraz alışveriş yapıp giderken de anneme ve Asya ya biraz para vermekti. Ben senden çok utanıyorum. Üzgünüm."
"Utanma ve üzülme söylediklerini yapalım hadi Asya merakla cama yapışmış bize bakıyor." Cama döndüğünde bize bakan Asya'yla göz göze gelip gülümsedi. Hemen arabaya bindik ve markete gittik. Karım utana sıkıla bir kaç bir şeyi zorla arabaya koydu. Olacak gibi değildi. Hemen yeni bir araba alıp onlara görünmeden her-şeyden 2şer 3 er koyup ödemeyi yaptım ve arabanın bagajına yerleştirdim. Giderken pastaneye uğrayıp kuru pasta ve yaş pasta baklava aldım. Karım ve Asya'nın gözleri ışıl ışıldı. O görüntü için Daha çoğunu bile yapardım. Evin önüne geldiğimizde kapının önünü süpüren kadın memnuniyetsiz bir suratla bize baktı.
"Geldin mi hadi üstünü değiş ." Kadın biz yokuz gibi davranıyordu.
"Anne ablamlar bir sürü şey aldılar. markete gittik." Kadın kızgın halde Asya'ya yaklaşıp kolundan tuttuğu gibi kendine çekti.
"Size buradan gidin dedim hala daha ne dolanıyorsunuz?"
"Anne siz bu halde nasıl gideyim? "Ben hemen bagajı açıp aldığım poşetleri birer birer çıkartıp kapının yanına taşıdım. Asya karım ve annesi bana şaşkın gözlerle bakıyorlardı. Benim aldıklarımı görmedikleri için 2 3 poşet aldıklarını söylemişlerdi. Elimde pastaneden aldıklarımla hepsine dönüp arabayı da kilitleyip " ee bunları da burada mı yiyeceğiz?" dedim pişkin pişkin. Hepsi şaşırmış hepsi donup kalmıştı. Hep karım mı beni şaşırtacaktı. Biraz da ben şaşırtacaktım...