19.Evden kovulmak

1705 Kelimeler
Kaynanamın bebek feryadını anlamaya çalışıyordum. Diğer oğlunun bebeği olmayacağını öğrenmiş ve tek umutları da biz kalmıştık. Ama bizimde normal bir ilişkimiz yoktu ki nasıl olacaktı. Serkan ya elinde yada içime girmeden boşalıyordu nasıl çocuk yapacaktık. Tüp bebek desem kesin beni vururlardı. Çünkü bu kadar cahille o işe başlamak kesin başkasından derler adımı lekelerlerdi. Bunu da göze alamayacağım için sessiz kalmayı yeğledim. Serkan ve kayınbabam kaynanamın çenesini bugünlük kapamışlardı. Sıkıldık deyip kayınbabam evden biraz uzaklaşsın diye kaynanamı evden götürmüştü. Neredeyse kayınbabama teşekkür edecektim. Serkan başını yerden kaldıramıyordu. Annesinin yaptığı densizlik yüzünden ne diyeceğini bilemiyor bana karşı mahçuptu. Yanına gidip, "Senin suçun değil , aslında annenin de suçu değil oda haklı ama biz bu durumda nasıl olacak? İstersen sen iyileşince bir tüp bebek merkezine gidebiliriz. Kimsenin bilmesine gerek yok. Nasibimizde varsa zaten olacaktır." Nasıl anlayışlı bir karım vardı. Kafamı duvarlara vurmak geçiyordu içimden. Kesinlikle bize bir kaç gömlek fazlaydı bu kız. Ne bana yar ne anneme gelin olmayı hak etmiyordu. Çok daha iyi yerlerde daha iyi birileriyle olmalıydı. Yazıktı günahtı. Gözlerimden bir damla yaş yanağıma süzüldü içim yanmıştı olan biten haksızlığa. Biz Süreyya'yı hak etmiyorduk. Hiç bir şey demeden yanımdan ayrıldı utanmamı istememişti belliydi. Akşam yemeğini hazırlamış sofrayı kurmuş annemleri bekliyorduk. Kapının sesiyle kapıya giden karımın ardından baktım. Annem suratında sinirli ve kırgın ifadeyle salona girdi. Çekyata oturup bir bana bir Süreyya'ya baktı. Sanki küsmüştü bize. Keşke dedim keşke hiç konuşmasa da kırmasa karımın kalbini. Süreyya sevgi dolu sesiyle sofraya buyur etti. Çorbalarımızı kaselere koyup buyrun deyince yemeye başladık. Annem bir kaşık alıp yüzünü buruşturdu. Kaşıkla bir kaç kez alıp savurdu çorbayı ve Süreyya'ya dönüp " Evlenmeyi biliyon da bir çorbanın kıvamını mı bilmiyorsun? Anan bir şeyde öğretmemiş belli. Anca adamla yat başka neye yarıyorsunuz ki? Yatakta karı varmı var tamam başka neye hacet. Karılık sade yatakla olmaz." Annem Süreyya'nın canını yakmak için her şeyi deniyordu. Yaptığı yemekle başlamış bakalım neyle devam edecekti. Süreyya'nın yüzü düştü ama hemen toparlayıp "Anne yarın sen bana göster ben senin istediğin gibi yapayım olur mu? " dedi. Güzel karım canım karım. Annem iyice sinirlendi çünkü istediği fevrileşmesi ve kavga çıkartmasıydı. Annem kaostan beslenen bir insandı yıllarca bizim evimizde kavganın eksik olmama nedeni buydu annem kavga etmeyi seviyordu. Babam bir erkek olarak bağırıp çağırsa densizllik etse de Süreyya'mın yaptığı gibi tolere edip geri püskürtmüyor daha ateşliyordu. Böyle olunca da hergün kavga kaçınılmaz oluyordu. "Anne ben çorbayı sulu seviyorum koyu oldu mu sevmiyorum. Süreyya onun için böyle yaptı. Yarın senin sevdiğin gibi çorbayı koyu yapar canını sıkma. " Karımı anneme göre korumam delirtmişti. "Aman sakın karına laf söyletme sakın oğlum. Başına taş yağar maazallah gece kimin koynuna girecen demi yaaa? Sonra kimi sikeceksin?" Annem freni patlamış kamyon gibi tam gaz gidiyordu. Sofra bir anda buz kesti. Süreyya sofradan kalkmak için yeltenince annem Süreyya'ya dönüp," Nereye gittiğini sanıyorsun? Bir de ağla da oğlumla aramı iyice boz soğut. Amma yemezler otur yemeğini ye belli oğlum seni çok şımartmış. Ah ahhh ağabeyin olacaktı ki şimdiye çoktan ahh ahhh. " Annem ağabeyim gibi karıma el kaldırmamı istiyordu. O zaman içi soğuyacaktı ama neden yapacaktım hoş bir kez yapmıştım köpekler gibi de pişman olmuştum ya. Hak etmemişti güzel karım. Canını yaktığımdan daha çok canımı yakmıştı güzel karımın tavırları. Allah cezamı öyle hızlı ve acılı seçmişti ki karıma el süremiyor ona yaklaşamıyordum. Kelimenin tam manasıyla ALLAH belamı vermişti. "Annee sen ne diyorsun ALLAH aşkına ?" "Ne dediğim belli Bize bebek veremeyecekse burada hazır yiyip yatamaz. Onu niye sana aldım sülalesinde hep 3 5 çocuk var diye doğurgan diye." Nasıl yani annem karımın sülalesinde kısır yok çocukları hemen oluyor diye mi almıştı? Peki benim durumum ne olacaktı? "Hanım sen ne dersin o ne biçim laftır?" babamında haberi yoktu. Ne kadar utandım anlatamam. Karımın yüzüne bakamıyordum. "O kadar altını bileziği kara kaşına gözüne yaptım? Bebek olmayacaksa koyup geleceksin babasının evine?" başımdan aşağı kaynar sular döküldü karımdan beni ayırmakla tehdit ediyordu. Ben karımın saçına kıyamazken annem çocuk yoksa geri verecekti. Sanki ayıplı bir mal almıştı da geri iade ediyordu. Bu nasıl bir aymazlıktı. Karımla biran göz göze geldik . Gözleri dolu dolu annem laf etmesin diye kendini tutuyordu. Karıma kendimi nasıl affettirecektim? Daha attığım tokatın affını sağlayamamışken birde bu ne olacaktı halim? "Süreyya beni odaya götürür müsün?Ben doydum size afiyet olsun?" Hemen yanıma geldi. Omuzları düşmüştü. Kırgındı güzel karım. Benim yaptıklarım yetmezmiş gibi annem de tüy dikmişti. "Anne sofrayı bir zahmet sen toplayıver. Biz yatacağız." annemin bir şey demesine izin vermeden odaya geçtim. Eli ağzında hıçkırıklarını tutmaya çalışıyordu. Yanına oturup elinin üzerine elimi koyup " Özür dilerim Süreyya ben ben böyle olmasını istemedim. Annemin böyle düşündüğünü de bilmiyordum. Haberim olmayan şeyler yüzünden benden nefret etme olur mu? Ben seni gerçekten çok seviyorum. Senden ayrılmak gibi bir düşüncem asla yok. İster çocuğumuz olsun ister olmasın senden asla ayrılmam. Benim durumum belli zaten ama eğer sen illa bebek dersen dediğini yapalım sen ne dersen onu yapacağım. İstersen annemleri geri memlekete göndereyim ( Nasıl yaparım bilmiyorum ama karımı rahatlatmam lazım)" Burnunu silip bana baktı ve kendi hür iradesiyle bana sıkıca sarıldı. Bana dünyaları verdiğinin farkında değildi. " Beni geri göndermezsin değil mi?" Aklını oynatmış olmalıydı. Ayrı yatmak istemezken nasıl geri yollayacaktım? "Merak etme göndermeyeceğim sen benim güzel karımsın." deyip usulca öptüm dudaklarından bana karşılık verdi.İkimiz de usul usul öptük birbirimizi birbirimizde dinleniyorduk. Annem 2 günde bizi dayak yemekten beter etmiş yorgunluktan öldürmüştü. Beraber birbirimize sarılıp güzelce uyuduk. Anneme kızsam da karımın bana kendinin sokulmasına sebep olduğu için kızgınlığım biraz geçmişti.Yine de karımın olmadığı biran annemle konuşacak bu durumu açıklayacaktım. Sabah Süreyya'dan önce uyanmıştım ve güzel karımı kollarımın arasında izlemiş öpüp koklamıştım. Öpücüklerimden huylanıp kıkırdayınca dudaklarına yapıştım. Karımı yudum yudum içtim. Sabah sabah en güzel uyanma şekliydi.Yatak odamızın kapısının alacaklı gibi çalınmasıyla neye uğradığımızı şaşırdık. Süreyya öyle korktu ki bu canımı sıktı. Yanımda karım kendini güvende hissetmiyordu. Bu bir erkek için berbat bir durumdu. "Ölüm uykusuna mı yattın gelin saat kaçtır? Bu evde kaynana vardır kayın baban vardır. Utanmazsın kocan koynundan çıkmazsın. Biz ne yiyeceğiz hasta insanız ilaç içiyoruz . Hiç bizi düşünürsün?" Annem sabah sabah formundaydı. Karımla birbirimize baktık. "Geliyorum anne ." dedi güzel karım. Hemen yanımdan kalkıp üzerini değiştirip banyoya girdi ve elini yüzünü yıkayıp çıktı. "Ben çayı koyayım seni almaya geleceğim beni bekle yalnız kalkmaya çalışma düşersin falan ALLAH korusun tamam mı? "Çocuk gibi tembih edişine bittim. "Tamam canım." dedim ve hızla çıktı odadan. Bir yarım saat sonra yanıma geldi beni kaldırıp banyoda işlerimi halledip üzerimi de değiştirip salona götürdü beni. Annem masada oturmuş beni bekliyordu. "Hayırlı sabahlar anne" dedim dünü yok sayarak. "Sana da oğlum nasıl hayırlı sabah olacaksa. Ben kahvaltı sonrası karını bir doktora götürecem haberin ola." Ne doktoruydu? "Ne doktoru anne hastamı ki Süreyya? " Karıma baktım onunda bir şeyden haberi yoktu. O da bana bakıyordu. "Çocuğu olacak mı olmayacak mı ona baktıracağım." Yok annem gerçekten şansını zorluyordu. "HANIMMMMM BENİM CANIMI SIKMA OTUR OTURDUĞUN YERDE. BAK BENİ ZORLAMA VALLAHA GİDERİM ŞİMDİ GÖRÜRSÜN GÜNÜNÜ." "Nereye gideceksin? Kötü bir şey yapacağım sanki altı üstü muayene edecek diyecek çocuk yapar diyecek yapmaz.Hepsi bu sanki ameliyat ettireceğim. " Bağırmamak için kendimi zor tutarak, " Anne karımın hiç bir şeyi yok sen neden bu kadar buna takıldın? Daha biz evleneli 6 ay oldu bu neyin acelesi? Daha Süreyya 17 yaşını yeni bitirdi. ( Allah belamı cidden versin karımın doğum gününü nasıl unutur atlarım ben olmam ya olmam ben malım )" "Ben 17 yaşımdayken ablanı doğurmuş abine yüklüydüm. Bunca gece ne yaptınız oğul kardeş gibi yattınız mı? Ağabeyin çocuğu olmasa bile bir gece boş komaz karısını sen uyuyon mu yoksam haaa?" Ay delireceğim ağabeyimin gece hayatı beni ne ilgilendiriyor ki? Sanki iyi bir şeyi örnek verir gibi birde bana örnek gösteriyor. "Anne gerçekten sana inanamıyorum sen ne dediğini bile bilmiyorsun? Karşındaki kim ALLAH aşkına senin? Ağabeyimin yatak odasından bana ne? Neyi kimi bana örnek gösteriyorsun? Sanki ağabeyim sütten çıkmış ak kaşıkta.Yengeme neler yaptığını ne çabuk unuttun?" Annem deliye döndü Süreyya'nın aile sırlarımızı bilmesine katlanamazdı. "Sen ne dersin o senin ağabeyin ne yapsa ne dese hep onun yanında olacaksın siz kardeşsiniz. O senin büyüğün o ne derse desin senin sesin çıkmayacak." "Neden anne sırf bir kaç sene önce doğdu diye mi? Oysa ne kadar hatalar ettiğini sen bilirsin.Yengeme yaptığı ihanet...." "Kessssssana mı kaldı ağabeyine laf etmek ." "Neden anne ? O ne yaparsa makbul de ben sadece söyleyince mi yeter sus neden?" annem sinirden kızarmıştı. Bana laf yetiştiremeyeceğini anlamış olacak ki masadan kalkıp içeri odaya gidip kapıyı suratımıza çarptı. Süreyya bana bakıyordu. "Yemeğini ye karıcım annem her zaman ki annem işte huzuru sevmez asla hep bir kavga olmalı yoksa rahat edemez." "Serkan doğru konuş annen o ne olursa olsun lafına dikkat et. "Babamda annemin yanına gitti. İçeriden seslerin yükselmesiyle babamla kavga ettiklerini anlamam zor olmadı her zamanki gibi. Biz karımla güç bela bir iki lokmayı zor yemiş Süreyya masayı toplamıştı. Annemlere gelin demekle hiçte iyi bir karar vermemiştim. Şuan ki aklım olsa asla çağırmazdım. Annem ben evlendim diye durulur diye düşünmüştüm ama meğer neler kuruyormuş neler hesaplıyormuş kafasında. İnanılmaz bir kadındı. Süreyya masamızı topladı akşam yemeğine girişti bense salonda oturmuş televizyon açık başka şeyler düşünüyordum. Kapı sesiyle başımı çevirdim annem yanıma geliyordu. Kendimi düzelttim. "Bak oğlum 70 yaşım var daha ne kadar yaşarım bilmem ablanı biliyon evlenmedi kimini istemedi kimine biz yok dedik nasip değil herhal ki evlenemedi. Ağabeyin küçükken kaza geçirdi taşaklarının biri yok biri de işe yaramazmış. Çocuğu olmaz. Bilirsin. Torun sevmek için tek umudum siz kaldınız. Ben sizden çocuk isterken size kötü gelir amma öyle değil . Ben istemem mi kanımdan canımdan bir bebe olsun etrafımda dolansın? Babaane desin istediğini alam dizime oturtup yemek yedirem ha oğlum? Bunu istemem size ters gelir sözlerim sizi kırar amma bende usandım yıldım milletin lafından dölsüz çıktı adımız. Ağabeyin kahrından hep içer. Karısının bir kusuru yok kaç kez doktora götürdüm zamanında. Doktorlar çocuğu olur dediler ama ağabeyinde iş yoktur. Söyle oğlum ben ne edeyim nereye gideyim?" Annem o kadar haklıydı ki ne diyeceğimi bilemedim . Kendi kendime mahcup oldum aileme karşı. "Anne yerden göğe haklısın amma söylediklerin halin tavrın inan üzüyor kırıyor bizi. Biz istemiyor muyuz bebeğimiz olsun? Tabii ki olacak ama hemen ha deyince olacak değil ha anne. Daha 6 ay oldu evlendik . Birbirimize alışmamız vücutlarımızın birbirine alışıp kabul etmesi zamanla olur eskisi gibi değil her şey anne. Sen merak etme ben bir iyileşeyim bu işi hal çaresine bakacağım." Annem söylediklerimden ne anladı bilmiyorum ama sanki biraz durulmuştu. Umarım konuştuklarımızı karım duymamıştır. Yoksa hepten utanırdım karımdan...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE