Yanımda Süreyya'yı göremeyince kalbim korkuyla attı ve korkuyla ,
"SÜREYYAAAA!!!!" diye bağırdım.
Elinde havlu hızla odaya girdi. Elleri hala ıslak kuruluyordu.
"Neredesin sen?"
"Mutfaktaydım. Annemler aradılar akşamüstü 5 gibi geleceklermiş yemek yapıyordum."
Saate baktığımda 11 e geliyordu.
"Sen gece nerede yattın;?"
"Burada yanında." eliyle yanımı işaret etti. İçim rahatladı. Benden ayrı yatmasını istemiyordum.
"Ben seni yanımda göremeyince ."
"Sen ne? gittim mi sandın? Merak etme gitmem . En azından annelerin geleceği gün gitmem." Gülümsedi. Şaka yapıyordu ama beni nasıl gerdiğini nasıl sinirlendirdiğini bilmiyordu. Yerimden kalksam onu yatağa sokup annemler gelene kadar ne yapaaksam ne yapabilirim ki karıma?
"Yardım et de tuvalete gideyim sonrada kahvaltımızı yapalım. Annemler gelmeden benim duş almam lazım. İşlerini sonra yap . Hem onlar yabancı mı? Onların yanında da yapabilirsin."
"Tamam nasıl istersen." hiç itiraz etmedi niye ki hemen kabul etti bu da rahatsız etmedi değil . Çünkü Süreyya uyumlu olsa da özünde asi bir kadın. Demek ki benimle uğraşmak istemiyor. Buna nasıl katlanabilirim?
Bana yardım edip tuvalete götürdü. işimi görüp duşumu da aldırıp üstümü bebek gibi kurulayarak giydirdi. Çok şanslıydım. Sonrasında koluma girip mutfağa taşıdı beni. Kahvaltımızı yapana dek saat 3 oldu. Hemen işine koyuldu. Beni salona oturtup işlerine kaldığı yerden devam etti. Babamları almaya gidemezdim ama Yavuz'dan rica edebilirdim. Hem annemler de tanıyorlardı hep beraber yemek yerdik. Hemen Yavuz'u aradım durumu anlatıp tamam deyince içim rahatladı. Gelirken ekmek almasını da rica ettim . Süreyya'nın dışarı çıkmasını istemiyordum. Tamam deyip telefonu kapadık. Süreyya saat 5 e gelirken her şeyi hazır etmiş duşa girmişti. Öyle sinirliydim ki. Süreyya'yla duşta olabilirdim. Şimdiyse sakat bir şekilde koltukta onun insafına kalmıştım. Bir erkek için berbat bir durumdu. Duştan yanakları kızarmış saçları ıslak çıkıp karşımda elbisesiyle saçlarını kurutuyordu. Onun bu halde kimsenin karşısına çıkmasını istemiyordum.
"Süreyya üzerini değiş Yavuz falan gelicek bu elbiseyle dolanmanı istemiyorum. Hem saçlarını kurut hasta olma." Alt metni seni kıskanıyorum ölüyorum elimden de bir şey gelmiyor kendini saklaydı. Halimi anlayıp hemen üzerine uzun bir etekle bol bir kazak giyip geldi. Saçlarını kurutmuş ve at kuyruğu yapmıştı. Bu sefer de kuğu gibi bembeyaz boynu ortadaydı. Her haliyle güzeldi karım ölecektim kıskançlıktan. Yerimde huzursuzca kıvrandığı görüp"Yine ne oldu? Daha ne yapayım? "dedi . Her şeyin farkındaydı. Tıpkı bir çocuk gibi beni avutuyor suyuma gidiyordu. Belki kavga etsek içimin yangınları sönecekti ama buna fırsatta vermiyordu ki? Hiç sesimi çıkartmadım. Biz birbirimize bakarken kapı çaldı. İşte şimdi yanmıştım aynı evde annem babam ve Süreyya nasıl olacaktı? yaşayıp görecektik.
"Geldiler ben kapıya bakayım." koşarak kapıya gitti.
"Hoşgeldiniz buyurun buyrun." içeri davet etmişti güzel karım.
"Buyurcaz inşallah kızım ne bu acele zaten ayaklarım şişti bi dur hele atlımı kovalıyor? annemin her zaman ki memnuniyetsizlik ifadeleri. Asla memnun olmayan bir kadındı.
"Hoşbulduk kızım hoşbulduk iyisiniz inşallah nasıl bizimki iyi mi? derken salondan içeri girdiler. Yavuz girmek istememiş olacak ki babam zorla eve soktu. Oda niye öyle yapıyorsa işte. Hep beraber karşımda durmuş bana baktılar annem hemen ağlamaya bana sarılmaya başladı. Babamsa geçmiş olsun deyip ne olduğunu nasıl olduğunu sordu.Bu arada Süreyya valizleri diğer odaya taşıdı ve hazır ettiği çayı hazırlayıp getirip ikram etti. Annem biraz sakinledi çünkü çay annemin vazgeçilmeziydi. Anneme şöyle demli güzel bir çay ver istediğini yaptırdı. Öyle bir aşkla bağlıydı çaya annem. Karımda bilir gibi tomurcuk koymuştu annemin çayına kokusu buradan bile duyuluyor mis gibi kokuyordu.
"Afferin kızz ne güzel demlemişsin eline sağlık. "Annem ve eline sağlık kesin öleceğim.
"Eline sağlık çok güzel olmuş kızım yorgunluğumuz biraz geçti." dedi babam. Yavuz ağzını açıp tek kelam etmedi.
"Eee Yavuz sen beğenmedin mi çayı bir şey demedin?"
"Çok güzel olmuş eline sağlık."
"Afiyet olsun." sadece iki kelime ama çok anlamlıydı güzel karım beni hep gururlandırıyordu.
Biraz sohbetten sonra Süreyya sofrayı kurdu. Küçücük yaşına rağmen çok güzel bir sofra kurmuştu. Hep beraber yemeğimizi yiyip kahvelerimizi de içince Yavuz müsade isteyip ayrıldı.
"Anne odanızı hazırladım yataklarınızı da açtım istediğiniz zaman odaya geçebilirsiniz." dedi. Yorulmuştu küçük ama kocaman yürekli karım. Halini anlayıp bende ayaklandım. Hemen yanıma gelip bana destek oldu iyi geceler deyip odaya geçtik. Önce tuvalete götürdü beni sonra da yatağa taşıyıp pijamalarımı giydirdi. Sonrada üzerini değiştirip yanıma geldi. Yüzünde anlam veremediğim bir ifade vardı. Sormaya da korkuyordum. Yorganı açıp içine girdi ve sağına dönüp bana sırtını dönüp yattı. Bu durum canımı çok sıkmıştı. Ama elimden bir şey gelmiyordu.
"Süreyya bu şekilde mi uyuyacaksın?"
"..........."
"Sana bir şey sordum "
"Ne diyeyim Serkan çok yorgunum çok uykum var. Müsade edersen biran evvel uyumak istiyorum."
"Benim koynumda yatınca dinlenemiyor musun? Merak etme seni sikmem mağlum durumum hiç uygun değil"
"Sen ne saçmalıyorsun. Sadece uyumak istedim. Bunda niye art niyet arıyorsun?"
"SADECE KARIMI KOLLARIMIN ARASINDA İSTİYORUM BUNUN NESİ YANLIŞ?"
"Bağırma bana annenler duyacak ve yanlış anlayacaklar." Annemlerden çekindiği kadar benden çekinmiyordu. Lanet olsun saygımızı bu kadar çabuk mu yitirdik .
Arkasını döndü usulca yanıma doğru kıvrıldı ama halinden hiçte memnun değildi. Sanki diken üstünde gibi eğreti bir şekilde bana sokulup ellerini gögsünde birleştirip ellerini aramıza set yapıp gözlerini kapadı. Evet mantıken bana dönmüştü ama dizleri hariç ve başı vücudunun hiç bir uzvu bana değmiyor dokunmuyordu. Ben vebalı mıydım? Neden benden bu kadar uzak duruyordu. Tamam eşşeklik etmiştim de bu kadarda fazla değil miydi? Kan beynimde atıyor sıçrayacak yer ararken ellerini zorlada olsa çözüp kendime sardım. Memeleri ve vücudunun temasından sonra biraz sakinleşip saçlarını okşayıp öpmeye başladım. Bana karşı koymadı çünkü eminim oda kavga için uygun zaman olmadığını biliyordu ve hemen uyudu. Uyurken karımı saatlerce izledim. Zaman zaman arkasını dönmek istediğinde onu geri alamayacağım için biraz gevşetsem de tutuşumdan asla taviz vermemiş koynumda uyutmuştum. Sabah karşı uykuya daldığımda oldukça huzurlu ve mutluydum. Karım dibimde göğsümde uyumuştuk. Bundan daha güzel bir şey olamazdı. Tıkırtı sesleriyle gözümü açtığımda saatime baktım saat 11 :30 olmuştu. Bizimkiler kesin kahvaltı etmişlerdir deyip yavaşca doğruldum. Yataktan ayaklarımı indirecektim ki içeri karım girdi.
"Uyandın mı? Seslenseydin ya gel seni banyoya götüreyim elini yüzünü yıka " dedi. Canım karım gece kızsa da gündüz can yoldaşımdı. Hemen banyoya girip işlerimizi halledip üzerimi de değiştirince salona annemlerin yanına geldik. Annemle babam kahve içiyorlardı. Ne şanslı insanlardı Allahın kulu bir yengem ve dünyalar iyisi bir karım gelinleriydi. Aslında ne ağabeyim ne ben bu güzel ve iyi yürekli kadınları haketmiyorduk. Süreyya beni koltuğa oturtup hemen mutfağa geçti ve tepsiye koyduğu kahvaltılıkları getirip önüme çektiği sehpaya bıraktı. Annem ters ters bakıp
"Gelin ne getirisin buraya mutfakta yese ya ne kirletiyorsun burayı?" dedi.
Güzel karım anneme dönüp gülümseyerek " Anne mutfakta yalnız canı sıkılır sizinle sohbet ederek yesin diye buraya getirdim. Götüreyim mi Serkan? " diye bana sorunca hayır anlamında başımı salladım . Gülümseyip yanıma oturdu. Bana su doldurup tepsiye bıraktı. Onları dinleyerek kahvaltımı yaptım. Annem tabii ki rahat durmadı.
"Gelin hala bebek yok mu? Kaç ay oldu bir kusurun mu var ha söyle de bilelim?" demesin mi? Beynimden vurulmuşa döndüm. Ben daha karımın gönlünü almadan annemin gol atma derdi neydi böyle ? Bir tutturmuştu bebekte bebek diye. Gerçi onlar da haklılardı Ağabeyimin bebeği olmayacaktı. Doktor raporuyla tescillenmişti. Haliyle onlarda benden bekler hale gelmişlerdi. Ama tabii benim ne halde olduğumu bilmedikleri için hemen olsun diyorlardı. Sanki boyacı küpüydü amına koyim. Hop deyince oluyordu. Ben ağzımı açmaya hazırlanınca karım lafı ağzımdan aldı.
"Zamanı gelince olur anne daha çok yeniyiz birbirimize alışmaya çalışıyoruz"
" Ne alışmakmış kız bu sanki avrupadan geldiniz. Kaç aydır yatıp kakıyonuz daha neyin alışması? Serkan yoksa sen karını ... ha yoksa ?" İnanamıyordum. Resmen sen karını sikmiyor musun diyordu. Karımın yanında beni nasıl bir duruma düşürüyordu. Hem babamda vardı karım nasıl da utanmıştır kimbilir.
"Hanımmmmmm haddini aşma . Sana ne , ne zaman isterlerse o zaman yaparlar sen karışma."
"Olmaz kaç yaşımdayım hemen yapsınlar. ben torun sevmek istiyorum bana neeee? "
Gideceksin çocuk esirgemeye alacaksın bir düzine çocuk koyacaksın kucağına buyur sev diyeceksin bunlarda sevgiye aç çocuklar.
İnsanı zıvanadan çıkartmak nasıl olur deseler ananeme bakın derdim. O derece ifrit ediyordu beni hani annem olmasa ölsem yanına gitmez yüzüne bakmaz yanıma yakınıma sokmazdım . Ama ne yapayım ki annem di. atsam atamam satsam satamazdım. Keşke aielelerimizi seçme şansımız olabilseydi. Keşkee....