Serkan'ın aleni bir şekilde devreme söyledim demesi beni resmen takip ettirip hakkımda bilgi almasıydı artık gözümü dört değil 14 açacaktım. Kesinlikle Yavuzdan ve Elvandan uzak duracaktım. İleri de yapmayı düşündüğüm şeyler için yanıma yakınıma kimseyi yaklaştırmamam tedbirli olmam lazımdı. Yoksa başı yanan sadece ben olmayacaktım. Aradan 1 hafta geçmiş bütün ısrarlarına rağmen dışarı çıkmadığım gibi eve Elvan'ı bile almamıştım. Zavallı kız kim bilir hakkımda neler düşünmüştü. Ama önemli değildi yeter ki benim yüzümden sıkıntı yaşamasındı. Yavuz'u ilginç bir şekilde merak ediyordum. En son gördüğümde bana farklı bakıyordu. Neler oluyor bilmiyordum ama merak etmeden de duramıyordum. En çok üzüldüğüm de gerçek teyzem olmasa da sanki beni yıllardır tanıyor veya kan bağım varmış gibi sevip sahiplenen bağrına basan hemen hemen her gün bir şeyler gönderen Meral teyzeyi görememek olmuştu. Karşıma insan çıkıyordu çok şükür ama bana sevmem kıymet bilip değer göstermem için fırsat tanınmıyordu. Adam kaç saat ötede "devreme söyledim bana haber veriyor" diyebiliyordu rahat rahat. Acaba bu kadın korkar mı rahatsız olur mu diye düşünmüyordu? Artık Serkan'ı Allaha havale etmiştim. Evlendiğimiz günden beri tek bir sözünü ikiletmemiş ne dese tamam demiştim ama yine de bana güvenmeyip arkama birini takmasını hazmedemiyordum. Onun güvensizlik duyacağı bir şeyde yapmamıştım. Belki de güvensizliği kendineydi? Bilmiyordum bilmekte istemiyordum. Memleketten geleli 4 ay olmuştu Serkan anneme göndermem için iyi paralar veriyor ama çok azını anneme gönderiyordum. Gerisini evde saklıyor altınlarımla beraber muhafaza ediyordum. Epey birikmişti. Ama bizim yaşayabilmemiz için hala eksikti. Hayat yeterince zordu ve pahalıydı. Her ne kadar iki kişi de olsak yemeli uyumalıydık. Bir ev yiyecek giyecek hatta Asyam için okul ve ihtiyaçları olacaktı. Tüm bunları düşününce korkuyor ama gitmekten başka da seçenek bulamıyordum. Sürekli diken üstünde yaşayamazdım. Telefonumun seyisler düşüncelerimden sıyrılıp ekrana baktım. Tabii ki kocamın beni kontrol etme saatiydi. Yüzümde sahte bir gülümsemeyle telefonu açıp yüzüme doğru tuttum çünkü görüntülü arıyordu.
"Efendim kocacım."
"Efendim diyen ağzını sikeyim. " deli mi bu adam nasıl konuşuyor benimle görende bişey sanacak.
"Serkannnn!!!"
"Söyle güzel karım söyleeee seni çok özledim Süreyyaa." mümkündür olmasa şaşardım.
"Bende kocacım bende ne zaman dönüyorsun?"
Sanırım 1 hafta daha buradayız dün akşam geldik Ankaraya." Ankara da demek iyi.
"Tamam canım gelmeden haber ette hazırlığımı ona göre yapayım?"
"Hayırdır ne hazırlığı yapacaksın? çok komikk. Sarma saracağım ahahahahaahahah.
" Kocacım sen gelince seninle ilgileneyim diye ev iş yemek vs diye dedim"
"Haaa anladım karıcım gelmeden ararım . Zaten bir geleyim seni yataktan kaldırmayacağım." duyda inanma.
"Tamam Serkan kaldırma "
"Öpülmedik ısırılmadık bir yerini bırakmayacağım öyle özledim ki. Kokun aklımdan çıkmıyorr seni öpmeyi yalamayı çok özledim karıcım . " İyice arsızlığı ele alıyor şaşırdı.
"Tamam kocacım bir şey diyor musun? tuvalete gitmem gerekiyor."
"Tamam sen git işini gör kapama telefonu seninle işim daha bitmedi güzel karım." şimdi düşüp bayılacağım. Benim adamın hiç bir şeyine tahammülüm yok tuvaleti bahane ediyorum işin hallet gel diyor ya delireceğim. Telefonu masaya bırakıp tuvalete girdim klozete oturup biraz beklerken gerçekten tuvaletim gelince halime güldüm ve işimi halledip dışarı çıktım. Masaya yaklaştığımda üzeri çıplak telefona bakıyordu. Aklıma gelen şey olmasın diye iç geçirerek telefonu elime aldım.
"Karıcım beni tuvalette aldatıyorsun sandım ne kadar uzun kaldın?" Yok artık ya saf manyak bu aldatmak nedir? Onu geç uzun kaldın ne ? Ne yapabilirim tuvalette acaba? SIÇTIMMMM dememek için kendimi zor tuttum.
"Süreyya çıkar bakayım üstündekini memelerini göster bana özledim." gerçekten mi yaa lanet olsun.
"Serkan ben utanırım yapamam. "
"Süreyyaaa!!! çıldırtma beni memelerini açacaksın altı üstü görmem lazım hadi soyun." Allah kahretsin. Eli kemerine gitti olamaz düşündüğüm şeyyy.
"Hadi güzelim telefonu şöyle bir yere koy karşıma geçip ben varım gibi soyun bana bak ama tamam mı? "Ya bu adam tüm bunları nereden biliyor ki? AAAAAA Daha önce böyle şeyler yaşamış belli ki Allahın cezası seni. Hemen su sürahisine telefonu dayayıp karşısına geçtim ve normal şekilde soyunmaya başladım.
"Süreyya! sexy soyun pijama giyer gibi değil. "Ya sabırrrrrrrr yaa sabırrrr.
"Serkan sexy nasıl soyunuluyor hıı? Hem sen nereden biliyorsun bunları? Daha önce kaç kadını soydun böyle ha kocacım? " Benden böyle bir tepki beklemiyordu herhalde şaşırdı ne diyeceğini bilemez halde. Eline telefonu alıp ayağa kalktı.
"Kapa telefonu kapa ben karımı isteyemem demi ben adam değilim." deyip pat telefonu suratıma kapattı. Ellerimi havaya kaldırıp OLEY diye bağırdım. Kaç saat uzakta da olsa bu kez ben atmıştım ve sanırım 90 dan GOLLL olmuştu. Ay çok sevinmiştim.Benim sessiz kalışımı aptal yada düşünemez olarak addediyorlardı herhalde. Ama ben her şeyin farkındaydım sessiz kalıyorsam insanlığımdandı. Sorun çıkmasın diye görmezden geliyordum ama belli ki birileri beni sindirdiğini sanıyordu. Yoktu öyle üç kuruşa beş köfte canına okurdum. Sevinçle telefonumdan bir şarkı açıp elimde telefon dilimde şarkıyla mutfağa geçtim. Kendime bir zafer kahvesi yapıp balkona çıktım ve masama telefonumu koyup şarkıya eşlik ederek sandalyeme oturdum. Güneşin yüzünü gösterdiği nadir günlerdendi ve çok yakında kar yağarsa soğuktan dahada oturamam diye neredeyse hergün çıkar etrafı gözlemlerdim. Bilmediğim bu yerin yuvam olması burada yaşama zorunluluğum beni hala afallatıyordu. Deli cesaretiydi bendeki evden kaçayım diye bilmediğim bir adamın peşine takılıp bu kadar yolu gelmiştim de geldiğim adam da bari adam olsaydı demeden de edememiştim. Bütün bu saçma ve can sıkıcı düşünceleri beynimin ardiyesine kaldırıp gözlerimi kapayıp güneşe döndüm yüzümü derin bir kaç kez nefes aldım. Çok hoşuma gitmişti. Ne vardı insan gibi olsalardı da şuracıkta mutlu huzurlu yaşayıp gitseydik? Ne vardı beni o kadar ezip canımı yakacak? ""İnsanın kendine ettiğini dağlar taşlar bir araya gelse yapamaz" derdi babaannem doğruydu. Dünyaları da önüme serse dönüp bakacak ne hal ne duygu bırakmamışlardı içimde. Bende önüme bakmaya karar vermiştim. Bunun içinde beni suçlayamazlardı. Kahvemdem bir yudum alıp masaya koyarken telefonuma mesaj geldi. Bildirim sesiyle telefonu elime aldım. Ekranda Elvan yazıyordu. Mesajı açtığımda
"Seni kırıp üzecek yanlış bir şey mi yaptım? Bir haftadır ne seni görmeme nede sesini duymama izin veriyorsun. Neler oluyor Süreyya? " yazan mesajla içim burkuldu beni merak eden biri vardı.İkinci mesajla gözlerim büyüdü ve ekrana tekrar baktım.Ayağa kalkıp ne yapacağımı bilemez gibi bir ileri bir geri adımlayıp küçük balkonda tekrar yerime oturdum.
"Annem sana gelmek istiyormuş seni çok merak ediyor. Kesin bir şey oldu yoksa benim kızım beni merakta bırakmaz dedi ne yapayım Süreyya anneme ne diyeyim? "yazıyordu. Hemen sandalyeme oturup mesaj bölmünü açtım ve Elvan'ın ismine gelip mesaj yazmaya başladım.
"Elvan anneni lütfen buraya getirme . Ben gayet iyiyim merak etmemizi gerektirecek bir şey yok. Serkan gelince sizi davet ederim." dedim ki doğruydu. Uzunca bir süre telefona baktım ama mesaj gelmeyince elimden bırakıp rahat bir nefes aldım. Kahvemi içip içeri adımladım.
Güzel günler ve anların çabuk bittiğini anlamam beni üzmüş Serkan'sız geçen 15 gün bana ne yazık ki yetmemişti. Serkan'ın "Akşam evdeyim" mesajıyla iyiden iyiye canım sıkılmıştı. Aslında insan yani normal bir evliliğimiz olsaydı ben kocam gelecek diye elim gögsümde heyecanla beklemeliydim. Ama ben üzgün kırgın ve mutsuz halde çorba yapıyordum. Kuru fasulye pilav şehriye çorbası ve turşuyla sevdiklerini hazırlamış bir tepsi de revani yapmıştım. Çorbanında işi bitince ocağı kapatıp kendimi koltuğa attım. Gelmesine çok az kalmıştı. Akşam ezanı okunduktan sonra masayı da kurmuştum. Yemekleri de ısıttığımda geriye hiç bir işim kalmamıştı. Üzerime normal günlük bir şeyler giymiş ama Serkan hoşlanmazsa diye kırmızı bir gecelikle değiştirmiştim. Saçlarımı düzeltmek için yatak odasına girdiğimde kapı sesiyle geldiğini anlayıp arkamı dönmemle Serkan'ı kırmızı görmüş boğa gibi bana bakarken gördüm. Hoş üzerimdeki kırmızıydı da o öküz müydü? Evet evet öküzdü her anlamda. Beni yiyecekmiş gibi baştan aşağı süzünce utandım 15 gündür görmeyince yabancı gibi olmuştuk. Dudaklarımdan
"Hoşgeldin Serkan" sözü döküldü . Başım önümde bekliyordum. Hızla yanıma gelip beni sıkıca sardı. Güven duymam gereken kollarda nedense huzursuzdum.
"Sen ben yokken de böyle giyinmedin değil mi?" ne saçmalıyordu? O evde yokken neden gecelik giyecektim ki? Zaten bu kadar açık şeylerle uyumaktan nefret ediyordum. Her yerim meydandaydı.
"Ne diyorsun sen? Ben neden bunlarla uyuyayım sen yokken üstelik..." Elleri saçlarımda "Aferin benden başka kimseye böyle görünme canını yakarım Süreyya" dedi psikopat kocam. Yarı çıplak kime görüneceğim acaba?
"Seni çok özledim. Seni düşünmekten iflahım gevredi her gece hamamcı olmaktan canım kalmadı Süreyya seni sikmezsem içim soğumayacak. Aç bakayım bacaklarını." Beni yatağa uzatıp bacaklarımı açmamı sağladı ve tangamı tutup yırttı. Hemen kemerini açıp aletini eline alıp titreyerek benimkine yaklaştırmasıyla üzerime boşaldı. Ben şaşkın gözlerle ona bakarken
"Allah benim belamı versin !!!!!!" diye bağırarak üzerimden kalktığı gibi banyoya gidip kapıyı çarptı. Benim suçum değildi benim sorunumda değildi. Ne yapayım bende kendimi slip üzerime normal şeyler giydim. O istedi diye giydiğim gecelikten bile kıskanıp bi ton laf saymıştı. Hemen çay koydum sanki her şey normal gibi . Sonra da banyo kapısına gidip
"Serkan yemek hazır çatıda koydum istersen gel önce yemeğimizi yiyelim " dedim. 18 yaşındaydım ama sabrıma tavrıma ben bile bazen hayret etmiyor değildim. Ne yapalım hayat bazen insanı istemese de büyütüyor akıllandırıyordu. Kimini sevgiyle kimini nefretle . Benimki ikincisi olmuştu ama zaten kimse de fikrimi sormamıştı.