Devrem Ali bizim evin bir alt apartmanında oturuyordu bazen beraber denk gelirdik işe giderken bazen ben arabama alırdım bazense o hava güzelse yürüyerek giderdik. Zaten Emniyette çok uzak değildi. Süreyyayla evlendiğimden beni kendimi tanıyamaz olmuştum. Neredeyse uçan kuştan kıskanıyordum karımı. Ben eskiden de böyle miydim acaba? Yoksa söz konusu Süreyya diye miydi tüm bu hissettiklerim? Benim yetersiz erkekliğimin de bunda etkisi çoktu. Ben erkek değildim. Karımı gece uyurken bile izleyip sevsem boşalıp kendime sinir oluyordum. Evliliğimiz sanki hiç yolunda gitmeyecek gibi bir sürü soruna sebep olmuştu sanki Allah gerçekten de cezamı veriyordu. Evlenip buraya gelişimiz sonrasında olan olaylar memlekete gidişimiz sonrasında memlekette olanlar kendimi kaybedişim . Bazen Süreyya'ya acıyor keşke karşıma hiç çıkmasaydı diyorum. Belki o zaman karımı böyle üzmez gözlerindeki ışığı çalmazdım. Memleketten döndüğümüzden beri her şey yolunda gibi görünmesine rağmen içimde anlam veremediğim bir huzursuzluk vardi. Ne kadar iyi olursa olsun ne kadar severse sevsin hiç bir kadın kendine bu kadar zarar vermiş kocasını asla bu kadar kısa sürede affedemezdi. Bu işte bir yanlışlık vardı. Bekleyip görecektim. Karıma yaptıklarım canımı daha çok yakmıştı. Seni parçalamak istiyorum derken aklımı kaçırıp kıskançlığımdan karımı gerçekten de ısırarak parçalara ayırmıştım. Normalde beni vurması gerekirken arabada yanımda "herşeyi unutalım " diyen karıma baktım. Mümkün müydü? Ben inanmıyordum. benden bir şey saklıyordu. Çıkardı nasılsa inşallah beni delirtecek ve yine aklımı oynatacak bir şey olmazdı. Bu kez parçalamakla yetine bilir miydim bilmiyordum. Karımı ölümüne kıskanıyordum. Polis evinde yenen yemekten sonra ki Süreyya hiç bir şey yemedi. Siktiğimin Yavuz'u bok var yanımıza gelecek ağzımdan doğru ama yeri yanlış laflarla karım üzülmüştü. Kim bilir hakkımda neler düşündü neler hissetti. Aç aç eve gelip uykum var deyip yatacakken normal gibi sevişmeye çalıştım yarım sikimle. Sonrasında yattık ve günlerimiz gerçek bir evcilik oyunu gibi geçmeye başladı. Süreyya'yı bana güvenmesi ve kendini rahat hissetsin diye vicdanımı susturmak için her şeyi sonsuzmuş gibi sundum. İçten içe deliriyordum ama aklıma kötü şeyler getirmek istemiyordum. Annesinin aradığını söylediğinde hemen ağabeyimi aramış annesini araştırmasını söylemiştim. Küçük karım bana yalan söylüyordu. Babası dostunu hamile bırakmış erkek çocuk olacak diye orada yaşıyor annesi ve kardeşi de evlerinde tek kalıyordu. Ne şanssız kızdı Süreyya. Bir yanda ona kocalık yapamayacak ben bir yanda darmadağın olmuş bir aile. Süreyya'nında payına düşen bizdik ve yapacağıda bir şey yoktu. Annesine de Süreyya'nın para göndermediğini de anlayınca iyice kıllandım. Acaba benim karım bana ne planlıyordu da benden para tırtıklıyordu. Hemde annesini işin içine katarak. Çıkardı kokusu anlardım nasılsa. Beklemeye karar verip verdiğim para miktarını artırdım ve çok mutlu oldu. Mutlu olmasına sevinsem de arkamdan iş çevirmesine ayrı ayar oluyordum. Nöbet çıkışı eve geldiğimde üzerimi değişmek istemiş karım uyanmasın diye sessiz olmuştum. Her şerde bir hayır var derler ya o hesap eşofman ararken verdiğim tüm paraları kıyafetlerin en altına altınların olduğu yere koyduğunu gördüm. İçten içe sevinsem de neden bir şey almadan biriktiriyordu ki? Aklıma getirmek istemediğim düşünceler beynimin içine çökünce elim ağzımda nefesimi tuttum. Çok sinirlenmiştim. Süreyya'yı uyandırıp iyi bir hırpalamak istedim. Kaçacaktı benden kaçacaktı ve para biriktiriyordu. Bunu yaparken beni aptal yerine koymaya çalışmıştı. Sinirden yerimde duramayarak banyoya girdim ve soğuk suyu açıp kendime geleyim diye bekledim. Sonra üzerimi giyip karıma sarılıp o bilmese de fısıldayarak öptüm." Bensiz hiç bir yere gidemezsin güzelim sen benimsim sadece benimm." Tüm bunlarla uğraştığım 2 ayın sonunda çıkan görev ve kurs için önce Erzurum sonra da Ankara'ya gitmem gerekiyordu. Hazır oralara gitmişken bir de doktora görünsem hiç fena olmazdı belki 15 günde bir ilerleme kaydeder dönüşte karımı mutlu edebilirdim. Bütün bunları düşününce karımı da götürmek istedim istesem götürürdüm de ama korkumdan onu eve hapsetmek daha cazip geldi. O nu öyle gerip korkuttum ki evden çıkmayacağına adım gibi emindim. Eve aylık alışveriş yapmıştım gitmeden dışarı çıkmasını asla istemiyordum. Bana kalsa kapıyı da kilitlerdim de şüphelenip delirmesin diye sessiz kalıp her kelimede dışarı çıkmamasını söyledim. Evden giderken ayaklarım geri geri gidiyordu . Gidemeyeceğimi anlayıp bana sarıldı ve beni güzelce ugurladı. Keşke dedim içimden keşke bizde normal çiftler gibi olsaydık. Ama ne yazık ki geç kalmıştık. Her şeyi çok çabuk tüketmiştik. Hatta tüketmemiş kirletmiş mahvetmiştim. Sebebi bendim sadece ben. Arabada müdürüm huzursuzluğumu anlamış "Keşke hanım kızımızı da alsaydın yanına" demişti. Aptal kafam belki sevinir belki de kafasındaki düşüncelerden vazgeçerdi. Yine kıskançlığım doğrularıma engel olmuştu. Günler birbirini kovalıyor görevimiz seminer derken bir haftayı geride bırakmıştık. Devrem olan Ali beni arayıp sizin kapıda Yavuz'un arabayı gördüm kardeşi sizin apartmandan çıktı deyince tüylerim ayaklandı. Yavuz iyi biriydi dürüsttü de ama erkekti neticede. Süreyya zaten ateş gibiydi kim olsa etkilenirdi ama benimdi benim karımdı. O sinirle arayıp hesap sorunca gayet mantıklı ve sakin kendini açıkladı. Bu olgunluğu kalbimi ısıtmış karıma bir kez daha aşık olmuştum. Her gece rüyalarımda Süreyya'yı istediğim gibi her yer de ve pozisyonda sikiyor zevkten uçarak uyanıyordum. Her gün duşa girmekten neredeyse hasta olacaktım. En sonunda dayanamayıp karımı aradım ve önceleri izlediğim sitelerde ve canlı sohbetteki kadınların karşımda soyunmaları gibi karımı soymak ve ona bakarak boşalmak istemiştim. Aslında karımın vücudunu görmekti niyetim çünkü her yerini ayrı özlemiştim. Telefonda istediğim şeyi söyleyince hem şaşırmış hem kızmıştı. En sonunda tuvalete kaçışıyla gülmeden edemedim. Bir yılı geçmişti evleneli ne ben evlilik yıl dönümümüzü de mi unuttum .Allah benim cidden belamı versin. Gidince telafi edeceğim. Tuvaletten gelince istediğim şeyi söylememle normal gibi üzerini çıkarmaya başlayınca alışık olduğum gibi çıkarsın istedim. Parasını verip üye olduğum sitedeki kadınlar kendilerini okşuyor sesler çıkartıyorlardı. Beklentim o yönde olunca "Sen kaç kadınsı soydun" deyince aklım başıma geldi. Ben karımı ne hale sokmuştum. Hakkını bile henüz veremediğim karımı o ucuz aman ALLAHIM ben aptalın tekiydim. Kendime olan kızgınlığımla telefonu kapatıp duvara fırlattım ve parçaları etrafa saçıldı. Şimdi arasa bana ulaşamayacağı için evham yapar mı? diye düşünerek parçaları topladım ama bir araya gelme imkanı yoktu. Kendime en ala küfürleri dizip lokale indim ve küp olana dek içtim . Sabah müdürümün sesiyle kapıyı açmam ve müdürümün kızgın haliyle kendime gelmeye çalıştım. Ama kafam kazandı adam ne dese anlamıyordum. Halimi anlayıp "Ayıl öyle çık karşıma Serkan bunun cezasını Ağrı ya gidince vereceğim " demişti. Baba adamdı sağolsun. Duşa girip hemen aklımı başıma toplamaya çalıştım üzerime giyip hemen eğitim alacağım yere gitmek için adımladım. Buradan çıkışta telefon almak için gitmeli biran evvel telefonu açıp karımı aramalıydım. Süreyya'yı korkutmalı evden dışarı adım attırmamalıydım. Bütün gün eğitim müdürüm ve diğer arkadaşlarla geçirdiğm vakitten sonra müdürüme telefonumun bozulduğunu yeni bir telefon almak için çarşıya gitmem gerektiğini söyledim. Tamam deyince hemen bir telefoncuya gidip en üst modeli alıp telefonu aktifleştirdim. Devremi arayı ağzını aradım ama hiç renk vermeyince sinir oldum ne olduysa anlatsa ölecekti sanki amına koydumun salağı. Sanki bana dünyanın sırrını açıklayacaktı. Süreyya'yı aramaya cesaret edememiş beni bir kez bile aramayan karıma da gönlümü koymayı ihmal etmemiştim. Aslında çok düşünceli iyi biriydi benim hak ettiğimden bile iyi biriydi. Ben onu kırıp dökmesem eminim bu halimle bile beni sarıp sarmalardı eskisi gibi ama o kadar çok kırmıştım ki eminim beni hiç önemsemiyor şuan bir şey yapamadığı için beni her zaman ki gibi idare ediyordu. 18 yaşına rağmen böyle düşünüp kavgaya mahal vermemesi takdire şayandı.
Yarın karıma kavuşacaktım. Bu 15 gün bana iyi bir ders olmuştu. Gittiğimde karımın elini bırak ayaklarına kapanacak ne derse onu yapacaktım. Yeter ki ilk zamanlarımız gibi beni sevip yanımda kalsındı. Aklından geçenleri yapmamasını ve unutmasını dilemekten başka çarem yoktu. Süreyya ile konuşmaya yüzüm olmadığı için sabahtan "Akşam evdeyim "diye mesaj attım. Utanmasam kahkaha atacak yaşasın diye çığıracaktım. Karıma kavuşacağımı bilmek nasıl da heyecanlandırmıştı beni. Acaba oda böylemi hissediyordu ki? Keşke dedi iç sesim keşşşkee!!! Ağrı tabelasını görünce yüreğimin üzerindeki taşlardan biri kalktı karımı görene dek diğerlerini kaldırmayacaktım. Müdürümle vedalaşıp valizimi sıkıca tutup yukarı adımladım. İmkanım olsa uçardım. Öyle bir aceleyle öyle bir heyecanla çıktım ki merdivenleri. Hemen kapıyı açıp valizi kenara bırakıp içeri adımladım. Güzel karım her bir detayı düşünüp masamızı hazırlamış beni bekliyordu. Mis gibi yemek kokularına karışan kokusunu soludum. Ayaklarım beni yatak odasına götürdü. Karşımda elleri saçlarında mis gibi kokan bembeyaz tenine ve al al yanaklarına yakışan kırmızı saten ince askılı memelerinin ucunda ve dantelli kasıklarına kadar yırtmacından süt gibi bacakları görünen karımı görmemle nutkum tutuldu. Bir an elim ayağım birbirine dolandı. Ne yapacağımı şaşırdım. Ne desem ne yapsam doğru olur ki diye iç muhasebemi yaparken ağzımdan hiç aklımda olmayan o salak saçma sözler döküldü.
"Sen ben yokken de böyle giyinmedin değil mi?" Bunları ben söylemiştim ben ya ben bennnnn. Seni seviyorum seni özledim güzel karım birtanem daha bir sürü güzel söz varken ağzımdan çıkanla kendime bile hayret ettim. O kadar sexy ve güzeldi ki kendi evimde kendi yatak odamda karımı kendiden de kıskanmam artık manyaklığın kaçıncı boyutuydu. Karım evimizde ben yokken böyle yatsa ne olurdu? kalksa ne olurdu? zaten eve kimseleri alamıyordu. Zaten karıma zorla giydiriyordum bunları. Salak gibi karıma baka kaldım.
"Ne diyorsun sen? Ben neden bunlarla uyuyayım sen yokken üstelik..." haklıydı eminim eşofmanlarını üzerinden hiç çıkartmamıştır.
"Aferin benden başka kimseye böyle görünme canını yakarım Süreyya" dedim psikopatca manyakca öyle dedim dümdüz mal gibi.
"Seni çok özledim. Seni düşünmekten iflahım gevredi her gece hamamcı olmaktan canım kalmadı Süreyya seni sikmezsem içim soğumayacak. Aç bakayım bacaklarını." Ya aklımdan geçenlerle dilimden dökülenler neden aynı olmuyordu ki? Ben karımı ne kadar özlediğimle kavruluyordum ama vücudum sanki bir halt yapabilecek gibi içine girmeyi hayal ediyordu. Görür görmez neredeyse boşalma evremdeydim. Kaldı ki o güzelliğe girmek mi? Hayaldi ötesi yoktu. Bacaklarını açınca tül tanganın içinden görünen bembeyaz amıyla aklım uçtu. Tuttuğum gibi yırtıp attım ve kemerimi güç bela indirip daha elime alıp yaklaşmamla boşaldım. Çok zevk almıştım ama mesele zevk almaktan çok vermekti de ama ben kendime bile veremiyordum. Karımın derinliklerine bir gömülebilseydim dünya gözüyle ölsem gam yemezdim. Erzurum ve Ankara'daki doktorlar sözleşmiş gibi söyledikleri şeylerin beni ne denli üzdüğünü bilmeden kendilerince işlerini yapmışlardı. Doktorlar yapılan bir sürü test röntgen Mr Tomografi ve sperm testi sonucu ne yazık ki hem bu hastalığım iyileşemez hemde çocuğum normal şartlarda olamaz demişti . Tüp bebek dediğimde ise "Denemekte yarar var umudunuzu kaybetmeyin" diye de eklemişti. Ben tüm bu yüklerle nasıl kalkacaktım ayağa bunu bilmez halde evime karıma dönmüştüm. Aklımdaki onlarca ses soru ve cevapsızlık beni kahretmiş ve yine dudaklarımda aslında çıkmaması gerekenlerle banyoya kendimi zor atmıştım. Kapıyı kapadığım gibi duşa girmiştim. Karım duymasın diye suyu açıp çocuk gibi ağladım. Sesim çıkmasın diye çok çabaladım. Bir süre sonra karım kapıyı tıklatıp yemeğin hazır olduğunu söylüyordu. Hala bana geliyordu . Zavallı dedim içimden benden ne adam olur ne baba ne diye etrafımdasın? Aceleyle kendime gelip hemen elimi yüzümü yıkadım ve abdestimi aldım. Havluyu belime dolayıp aynanın karşısında durup kendime baktım. Allaha inancım olmasa çoktan kafama sıkmıştım. Karımın dediği gibi tüp bebek deneyecektim. O ne derse yapmaya razıydım ama ona bunu belli edemezdim. Beni aşağılaması benden gitmesinden deli gibi korkuyordum. Hayattaki sahip olduğum bana ait olan tek güzel şeydi karım onsuz olamazdım ...