26.Depresyon

2665 Kelimeler
Ne oldu ne zaman uyandım bilmiyordum. Bildiğim Serkan'ın işinin daha doğrusu benimle işi bitince beni çözmüş her yerimi silmiş izlerine krem sürmüş ve beni giydirmişti. Vücudumdaki ağrı ve beynimdeki boşlukla gözümü açtım. Yatağın yanında oturmuş kafası ellerinini arasında yere bakıyordu. Ona bakınca hiç bir şey hissedemedim. Ne üzüntü ne kızgınlık tüm duygularım çekilmişte bomboş kalmıştım sanki. Kuruyan boğazımla gıcık olup öksürmeye başladım. Hemen bana döndü. Yanıma gelip elime dokundu. Alnıma elini koydu sonra da " Çok şükür ateşin düşmüş" dedi. Ateşim mi vardı? "Su" diyebildim zorla sesim çıkmıyor boğazımda sanki bir çalı var gibiydi. Hemen odadan çıktı su almak için. Odaya baktığımda derli topluydu. Beni rahatsız eden hiç bir şey görmedim. Elinde sürahi ve suyla içeri girdi. Bir bardak doldurup bana uzattı sonra içemeyeceğimi düşünmüş olacak ki sürahiyi şifonyere koyup eliyle sırtımdan destek vererek suyu ağzıma uzattı. Çok susamıştım ağzımda çorak acı bir tad vardı. yavaş yavaş suyu içince boğazım biraz rahatladı. Kalkmak için uğraşınca vücudumdaki ağrılardan "ahhh" diye inledim. "Tuvalete gitmem gerek. " "Ben yardımcı olayım." Sırtımdan destek olup beni kaldırdı. Bir eliyle elimi tutuyordu. Belimden kavrayıp beni ayağa kaldırınca ayaklarımda hiç derman kalmamış gibi sendeledim. Başımda dönüyordu. Beni daha sıkı tutup banyoya doğru yürüttü. İçeri girince eşofmanıma dokundu. Korktum ve kendimi saklamak için elimi eline doğru uzatıp " kendim yaparım" dedim. Rahatsızlığımı anladı ses etmedi. "Gideyim mi yoksa burada bekliyeyim mi?" "Ben hallederim . " dışarı çıktı . Klozetin önünde eşofmanımı turp aşağı indirdim. Gördüğüm görüntü çok korkuçtu. Bacaklarımın her yerinde diş izleri vardı. Bazı yerlere kan oturmuştu. Parmaklarının izleri her yerdeydi. Beyaz bacaklarım mosmor olmuş yer yer kırmızıydı. Vücuduma bakmaya korktum. Kendimi sıkarak tuvalete oturdum. İşimi görmek için kendimi rahat bırakınca özel bölgemdeki acıdan dolayı işeyemedim. Çok çişim vardı ama işeyemiyordum. Sanki oramı koparıyorlardı. Kendimi kıssamda "ahhh ooohh " diye bir ses çıkarttım sanırım bağırdım canım çok yanıyordu.Kapının pat diye açılmasıyla korkuyla kapıya baktım. Serkan korkuyla "Ne oldu ? " dedi. "Acıyor işeyemiyorum." "Hay ben!!! giyin doktora gidelim." Bacak arama bakamıyordum ama acıyor sanki şiş gibi de bacaklarımı kapayamıyordum. "Neyse hadi üzerini düzelt giyinmeyi boşver böyle çıkalım. Beni kaldırıp üzerimi düzeltti ve hemen kucağına aldı. Her dokunduğu yer acıyordu. Bişey diyemedim ama doktor benim halimi görse polise haber verirdi. Serkan'ın tutuklanması değil ama o muameleyi görmüş olmak ağrıma gideceği için " Doktora gidersek ifademi alırlar halim iyi değil. "dedim afalladı yeni aklı başına geliyordu. "Annemi çağırayım" dur hayır dememe fırsat vermeden dışarı çıktı. Yatağın üzerinde kıpırdayamıyor öylece bekliyordum. Kaynanamı arar ve o doktor gelirse ben ölürdüm . O adamın bana tekrar dokunmasına katlanamazdım. "Serkan!!! Serkann!!!!!" telefonla konuşuyor beni duymuyor. "Tamam anne bekliyoruz." "Serkannn!!!" "Geldim karıcım geldim. annem tanıdık bir doktor varmış onu getirecekmiş." "İstemiyorum o doktoru bana dokunmasına izin verme. Lütfen yeterince canım yanıyor Esma yengem gelsin başkasını istemiyorum." Şaşkın gibi bana bakıyordu. "Sen o doktoru nereden tanıyorsun ki? "dalga geçiyor. "Annen götürdü ya beni sen demişsin. Bana tekrar dokunmasın o adam." Yüzü aldan mora döndü. Ne diyeceğini bilemedi. "Ne zaman gittiniz? " evet evet dalga geçiyor. "Siz serdar abiyle içmeye gitmiştiniz ya o gün." Elleri saçlarında etrafta dolanıyordu.Görende haberi yok sanır. "Doktor ne yaptı sana ne dedi? " Ona anlatmamı mı bekliyordu? "Muayene etti ama garipti daha çok ...." yüzümü dikkatle inceliyordu. "Evet daha çok..... ?" neyi duymayı istiyordu? Ona doktorun yaptıklarını anlatacak değildim. Zaten oda aynısını hem daha fazlasını yapmamış mıydı? İkisi de aynı bokun lacivertiydi. "O doktor gelirse kendimi öldürürüm bana asla dokunmasına izin vermem bu kez olmaz." korkuyordum çünkü aynı sapkın bakışların altında ezilmek istemiyordum. Daha kocamın yaptıklarını hafızama oturtamamışken. Şimdide doktora mı kızıyordu? Kendi kafasına sıksaydı daha makbul olurdu. Adam evet yaptığı yanlıştı ama hekim olarak benim durumumu anlamaya çalışmıştı. Dokunuşları çok yanlış tersti evet çok rahatsız olmuştum nefret edip korkmuştum ama. Kocam kadar kötülük yapmamıştı. Kocam kocam olma sıfatıyla beni hayvan gibi yatağa bağlayıp iznim dışında ben bayılıp kendimden geçene dek bana dokunmuş sahip olmuştu. Tecavüz kelimesinin ne anlama geldiğini Serkan bana dokunduğunda daha net anladım. Sizin vücudunuza siz izin vermeden onaylamadan istedikleri gibi dokunmalarıydı. Sert yavaş fark etmiyordu. Sizin duygularınız değildi önemli olan tamamen o kişinin rahatı ve memnuniyeti öncelikti. Çok kötüydü saf kötülüktü. Elimi kolumu kaldıracak halim yoktu. Serkan tekrar odadan çıktı sesler geliyordu salondan ama dinlemek istemedim. Kafamdan yorganı çekip tekrar uyudum. Saat kaçtı bilmiyorum ama saçlarımdaki hafif ve yumuşak elle Serkan olmamasına sevinerek gözlerimi açtım. Başucumda gözleri ağlamaktan kızarmış Esma yengemi görünce benimde gözlerimden yaşlar aktı. "Süreyyaaaa? İyi misin? "bilmiyordum. Elini tuttum sanki ondan güç almak istiyordum. "Gitme yenge beni bununla yalnız bırakma. Korkuyorum." Gerçekten de korkuyordum. "Merak etme annem iyileşene dek kal dedi. Benim lanet kocada ....bişey diyemez. Serkan'ı annesi evde kalmayacaksın diye çok kızdı. Sanırım sen iyileşene dek ben burada o annemlerde kalacak." Nereye gittiği ne bok yediği umurumda değildi benden uzak olsundu yeterdi. "Yenge benim şeyim çok acıyor doktora gitmek istemedim beni böyle görmelerini istemiyorum çok utanıyorum. Çişim var acıyışından yapamıyorum. Ayıp ama bakabilir misin? Neyim var?" Çok utandım ama şuan ondan başkasına güvenemez yanında kendimi rahat hissedemezdim. Başını salladı. "Tamam ben kapıyı kilitleyeyim. sende hazır olduğunda söyle ben dönerim rahat et." Kapının yanına gidip kapıyı kilitledi ve arkasını döndü. Ayağa kalkamayarak "Yenge kalkmama yardım eder misin? dedim. Hemen yanıma geldi beni yatakta doğrulttu duvara tutundum. Ondanda utanırsam soyunamam diye " Beni sen soyar mısın yenge? Halim yok." Tamam deyip pijamamı tutup gözlerime baktı iznimi istiyordu. Gözlerimi kapadım göreceklerinden çok utanıyordum her yanım yara bere içindeydi.Bacaklarıma kan oturmuştu. Kim bilir özel bölgem nasıldı bakmaya korkuyordum. Yavaşca pijamamın belinden tutup aşağı doğru indirince baldırımdaki diş izlerinin etrafındaki kan oturan yerleri gördü ve elleri titreyerek durdu. Başını kaldırıp bana baktı korkmuştu gördüklerinden utanmıştı benim gibi. Gözlerimi kapadım. Gözlerim sağanağa tutulmuş gibi akıyordu. Sesim çıkmıyor ama gözyaşlarım hiç susmuyordu. Pijamamı bileklerime kadar indirdi ve bacağıma dokunup çıkarmamı sapladı. İç çamaşırım da indirince gördükleriyle hıçkırıklarını duydum. Gözlerimi açtığımda salya sümük hıçkırarak ağladığını görünce afalladım . Eli ağzında özel bölgeme bakıyor içli içli ağlıyordu. Ne olmuştu acaba? Nasıl görünüyordu? "Esma yenge ne oldu? Neden ağlıyorsun? Çok mu kötü?" "........................................" "Yenge neyim var?" Ses gelmedi . Hıçkırıkları artınca elinden tutup kaldırdım. Bacaklarım çıplak bana öyle şefkatle sarıldı ki. "Süreyyaaaaaaa özür dilerim seni kurtaramadığım için çok özür dilerimmmmm. Sakın bizi affetme hakkını helal etme lütfen bizi affetme SÜREYYAAAAAAAA!!!! " diye bağıra bağıra ağlıyordu. Beni yatağa oturttu. Üzerimi giymek için eğildiğinde onu durdurdum. Odadaki banyo ya zorla da olsa yürüdüm. İçeri girip kapıyı kapadım. Yüzleşmem gerekiyordu gerçekleri görmem ve asla yumuşamamam gerekiyordu. Koskoca kadını çocuk gibi ağlatan şeyi görmeliydim. Dolaptaki küçük aynayı alıp bacağımın birini titreyerek klozete koyup aynayı bacak arama doğru yaklaştırıp tuttum. Gördüklerim karşısında nefesim boğazımda tıkandı. Zevk bölgemin etrafı ısırılmaktan morarmış tıpkı p***s gibi şişmişti. Özel bölgemin her yerinde diş izleri vardı daha önce dikiş atılan yer yine yırtılmış diğer tarafı da yırtık sarkıyordu. Vajinam şişmiş mosmordu alt tarafa doğru vajinam hep ısırık izleriyle doluydu. Serkan bana zevk verip durduracağını düşünüp her bir yerimi ısırıp koparmış beni resmen parçalamıştı. Bacaklarım her yerim diş izleriyle doluydu. Bacaklarımda bir milim yer yoktu kendi ten rengimde. Gökkuşağı gibi olmaya başlamıştı bile. kaç gün uyumuştum acaba? Yengeme soracaktım bunu. Gördüklerim beni şaşırtsa da nedense hiç bir tepki veremiyordum.Kanıksadığımdan mı? yoksa artık sadece aklımda ölmek olduğu için mi bilmem ama hiç bir duygu belirtisi yoktu. Sadece gözlerim durmadan akıyor burnumun direği sızlıyordu. Doktora gitmeliydim yırtıklarımdan dolayı iltihap olan vajinamın dikilmesi ve düzelmesi lazımdı. Ama gidemezdim. Bir kişinin daha beni böyle görmesini kaldıramazdım. Banyodan çıkıp yatağa uzandım. Cenin pozisyonu almış sadece akan göz yaşlarımı siliyordum ama hiç hıçkırmadım mesela hiç bağırmadım kızmadım kimseye üzülmedim de. Gözlerimi kapadım ıslanıp durmalarına aldırmadan uykuya daldım. Yine o karanlık koridordaydım. Bu kez aydınlıktı ama nereye gideceğimi bilmez ortada duruyordum. Beynim aydınlanmıştı sanki. Adım adım bir pencerenin önüne geldim. Dışarısı çok güzel yemyeşil çimlerle kaplı bir yerdi mis gibi çiçek kokuları kuş cıvıltıları vardı. Biraz uzakta tepe gibi bir yerde kocaman bir ağaç vardı o kadar büyüktü ki kocamandı. Yuvarlak böyle altında bir sürü gölge vardı. Oraya gitmek istedim orada olmak istiyordum ama yolu bilmiyordum. Etrafıma baktım ama ne kapı vardı nede pencerenin açma kulpu. Etrafıma bakıp çıkacak bir yer aradım ama her yerim bir anda dört duvarla kaplandı. Sıkıştığımı hissettim. Ne yapacağımı bilmez halde nefes almaya çalışıyordum. Duvarlar sıkışıp beni sıkmaya başlıyordu. Duvarların arasında kalacak gibi olduğumda çok şiddetli bir vurma sesi duydum. Yerimde sıçradım bir şey duvarlara vuruyordu. Sesin geldiği tarafa bakınca duvarlar sıkışmayı durdurdu. Sanki deprem oluyor gibi her yer sallanmaya başladı. Tüm duvarlar çatlayıp sıvaları dökülmeye başladı. Sallantının ve toprağın sesinden korkup kulaklarımı kapadım . Ellerimin üzerine kocaman eller gelince gözlerimi açtım ama uyanmıştım. Yine anlamsız bir rüya görmüştüm ve yine korkmuştum. Yengem içeri girdi elinde tepsi üzerinde bir kase bir de ekmek vardı. herhalde çorba getirmişti. "Yenge ben ne zamandır uyuyorum?" "Siz bizden gittikten sonra 3 gün hiç size ulaşamadık. Serdar eve geldi ama açan olmayınca ve kapıda arabayı da göremeyince baş başa bir yere gittiniz sandık. 3 günden sonra Serkan annemi arayınca annem kızdı hemen sana bakmaya geldi. Sonrasın da Serkan'la annem çok büyük bir kavga ettiler. Annem bana buraya gelmemi söyledi ama uyuduğun için Serkan kabul etmedi. 2 gün sonrada sen uyandın. Haber verdi bize bende hemen geldim. Annem sen kendine gelinceye kadar Serkan'ın eve girmemesini söyledi. Ben burada kalıp sana bakacağım.." "Anladım." "Süreyya seni üzmek istemiyorum ama sormazsam dayanamayacağım . Sen sen nasıl bu hale geldin? Serkan böyle biri değildir. Yani öyle sanıyordum. Aranızda ne geçti de sana bunları yapabildi.? Seni sevdiğini görebiliyorum ama gözünü bu kadar karartacak aklını kaçırtacak aranızda ne oldu? " Ne diyecektim ki? Serkan zaten sapıktı sadistti ama kendini çok iyi kamufle etmiş herkes onu beyefendi sanıyor ama o bir ruh katili diyemedim. "Ben bana yapılanlara göz yumduğu için dayanamadım. daha önce bana vurmuştu hatırlarsın. Konuşmak ve onunla sevişmek istemeyince yine aynını yaptı. Bende bu şekilde yapamayacağımı ve boşanmak istediğimi söyledim. Yenge beni yatağa kelepçe............ Ben çok ağladım yalvardım ama bir süre sonra acıdan bayılmışım. Sonrada seni gördüm işte."Sessizce beni dinledi ama yüzüme bakmıyordu. Utandığımı biliyor gözleri bana ulaşmıyordu. Biraz iyileşip buradan gidecektim kararımı vermiştim. Öldürse de gidecektim. Zaten bu saatten sonra yaşasam ne olurdu ki? Yengem kalkıp yanıma geldi ve başımı gögsüne koyup bana sarıldı ve saçlarımı okşadı. "Özür dilerim Süreyya çok özür dilerim ." Zavallı kadın kocası ve ailesinin yaptıkları için kendi yapamadıkları için özür diliyordu. Kimse gelmemişti yanıma ne kaynanam ne de Serkan zaten de gelmesini istemiyordum. Yengem bir süre daha saçlarımı okşayıp odadan çıktı. Sadece uyuyordum uyursam geçecek gibi geliyordu. Günler geçiyor ama bazen tek kelime etmeden uyuyordum. Çoğu gün hiç yemek bile yemiyordum. Midem almıyordu. Sanki ben yemek yemek su içmeyi bile hak görmüyordum kendime. Uyandığımda tavana bakıyor orada Serkan'ın bana yaptıklarını tekrar tekrar görüyor ağlıyor bağırıyor ve acıyı tekrar tekrar hissediyordum. Yatakta ölü gibi yatarken içimdeki yangınları akan katran karası acıyı kimsecikler görmedi göstermedim. Yine tek parça sapasağlam yatıyordum. Günler geçtikçe yaralarım iyileşiyor renkleri değişiyor ve normal tenime kavuşuyordum. Yüzüm sararmış iyice de zayıflamıştım. Gözlerimin altı çökmüş halsiz hastalıklı bir halim vardı. Tuvalete gitmek için bile kimi zaman kalkmıyordum yataktan. Çok bir şey yemediğim için çişimde gelmiyordu. Hep uyuyordum. Esma yengem ne kadar benimle konuşup çeşit çeşit şeyler getirse de yanıma boğazımdan geçmiyor yemek için ağzımı açsam kusmaya banyoya gidiyordum. Oda sağolsun ısrar etmiyordu. Tam 20 gün yataktan hiç çıkamadım. İznimiz ya bitmiş yada bir kaç gün kalmıştı. Buralardan gitmek için yanıp tutuştuğum Ağrı bile zuldü gözümde çünkü orada Serkan'la yalnız kalma fikri hiçte iyi şeyler hissettirmiyordu bana. "Süreyya yarından sonra yola çıkacakmışsınız .Serkan sana söylememi istedi. valizleri hazır edecekmişsin." Bomboş yengeme baktım. Ne demeliydim ki? "Ben gitmek istemiyorum yenge sen söyler misin? Anneme de söyle ben boşanmak istiyorum. Onunla Ağrıya gitmek istemiyorum. Anneme gitmek istiyorum. " Yengem hem korku hemde şaşkınlıkla bana baktı. "Süreyya bunu söylersen neler olacağını biliyorsun değil mi? Serkan sadece ihtimalinde sana bunları yapmış gerçekleşirse neler olacak düşün lütfen." "İyi de ne yapayım böylesi sapık ve psikopat biriyle hayatımı mı bitireyim? Bunu yapamam yapmayacağım." "Peki ben önce annemle bir konuşayım Serkan işini gerekirse o halleder zaten bir annem durdurabilir onu yoksa kimsenin sözünü dinlemez. O yüzden annem buraya gelince biraz suyuna git kendin için tamam mı Süreyya?" "Tamam yenge . " Sanki anası ne ki oğlu ne olsun. Gözlerimi gene kapadım. Sanki dünyanın tüm yükü omuzlarımda gibi durmadan uyuyordum Uyandığımdaysa sürekli o günkü halimiz gözümün önüne geliyor geriliyor ve gözyaşlarım benden habersiz akıyorlar. Yine uyumuşum birinin dürtmesiyle gözlerimi açtım. Başımda zebellah gibi kaynanamla hafif doğruldum. Yatağa yanıma oturdu ve bana dönüp gözlerime dikkatle baktı. Şefkat mi görmüştüm ne gözlerin de yoksa acıma mıydı? "Süreyya geçmiş olsun kızım nasılsın daha iyi misin?" Kesin son günlerim kadın bana kızım dedi. " Bilmiyorum nasılım ." "Sen benimle konuşmak istemişsin hayırdır kızım istediğin bir şey varsa bana söyle elimden gelense neden olmasın." "Ben Ağrı'ya gitmek istemiyorum. Serkan'la beraber birlikte yalnız olmaktan korkuyorum. Beni oraya göndermeyin." Durup beni süzdü düşünüyordu. Karar vermek için çabalıyordu. Bir çıkış yolu arıyordu ama bulamazdı. "Bak kızım Serkan evet bir hata yapmış. Ama bu seni sevdiğini değiştirmiyor. Bu dediğin olacak iş değil . 20 gündür ölüp ölüp dirildi. Buraya göndermemek için neler yaptım ben biliyorum. Şimdi seninle gelmeyecek desem evi başımıza yıkar. Senden bir ricam var kızım oğlum iyidir hoştur ama sana aşık olmuş hayatında ilk kez. Sana verdiği zararın fazlasını Serdar ona verdi zaten. Daha fazla uzatma ben Esmayı sizinle yollayacağım. Sen kendini hazır hissedene kadar Esma yanınızda kalacak. Tamam mı güzel kızım. Serkan'ı daha fazla üzme daha fazla delirtme. Bir dahakine ben bile tutamayabilirim." Neler diyordu. Serkan' üzme mi zorlama mı? Uzatma mı? bunlar ailecek delirmişti oluru yoktu. kafamı iki yana salladım. "Asla sizin oğlunuzla değil Ağrı'ya hacca gitmem ALLAH korusun ALLAH canımı alsın daha iyi. Ben boşanmak istiyorum Serkan'ı sevmiyorum hatta nefret ediyorum. Yaptıklarından sonra ona asla yakın olamam. Değil affetmek mümkün değil. Onunla yakın olacağıma beni vurun daha iyi." "Ağzından çıkanı kulağın duysun. Ne dediğinin farkındasın değil mi? Sen böyle dersen değil Serkan kim olsa aynını yapardı sana. Hiç bir erkek seni boşayacağım diyen karısına Hadi uğurlar olsun demez. Hele Serkan gibi biri aslaa." Serkan gibi derken ne demek istedi? "Serkan gibi derken ne demek istediniz? "Konuşup konuşmamak konusunda karar veremiyordu. Ağzını bir kaç kez açıp en sonunda konuştu. "Serkan'ın durumunu biliyorum . Küçükken bir kaza geçirmişti. Erkekliği korkudan küçülmüş doktoru öyle demişti. Ve sanırım erkekte değil ama ne yapalım ki ALLAH öyle uygun görmüş. Sen tüm bunları bilirken oğlum sana gerektiği gibi kocalık yapamaz seninle olamazken seni boşayıp seni özgür bırakmaz." yani benim onun hakkında bildiklerimi herkese anlatmamdan mı korkuyordu. Bu yüzden mi beni kendine ve sapkınlıklarına mecbur ediyordu? Olmazdı yapamazdı. "Serkan'la konuşmak istiyorum." "Buna izin veremem. Şuan yaptığın gibi konuşursan yine dellenir bu kez yaralı da kurtulamayabilirsin. Benden söylemesi." Yani oğlum seni öldürür diyordu. Haklıydı belki bayılmasan isyanıma devam etsem beni lime lime doğrardı. Başım dik , "Serkan'la konuşmak istiyorum. Ondan korkmuyorum. " dedim oysa deli gibi korkuyordum. "Peki seni uyardım sorumlu değilim. Yaşayacakların senin tercihin." Bunlar ailecek beni tehdit etmekten keyif alıyorlardı. Anneme babama gönderdiğim ettiğim duaların haddi hesabı yoktu. Beni bu manyakların içinde bıraktıkları ve arayıp sormadıkları için onlara da ayrı kızgındım ya. İnsan bu kız 20 gündür görünmüyor nerdedir ne haldedir demez miydi? Bu nasıl anne baba olmaktı? Asyam buradan kurtulup benim yaşadıklarımı yaşamaması için onu da alıp kaçmalıydım buralardan. Bunun için ne yapmam gerekiyorsa yapacaktım. Kendi geleceğimi ne Serkan'ın nede ailemin insafına bırakmak istemiyordum. İlk kez bu kadar kararlı olarak aklım başımda hemen karar verdim . Gerekirse Serkan'a bile katlanırdım bir süre, yeter ki gidebilmek için gereken zaman ve şartları sağlayabileyim. "Anne benim Serkan'la konuşmam gerek. Bana söz vermesini istiyorum. bir daha böyle bir şey yapmaması için ona güvenmem lazım. Ayrıca Esma yengemi de yerinden yurdundan etmeyeyim. Belki de yalnız kalsak daha çabuk sararız yaralarımızı." "Afferin kızım işte böyle evini yuvanı bırakma kocana sahip çık. Sen güçlü olursan her istediğini yapar yaptırırsın. Sana güveniyorum ben Serkan'ı doğru yola getireceksin. Bir de çocuğunuz olursa zaten sorun kalmaz. Serkan bana tüp bebekten bahsetti. Yapın kızım Ağrıya gidince tedavi olun yapın para lazımsa haber edin de yollayalım. Bir torunum olsun artık benimde." "Tamam anne yapacağım bende bebek istiyorum belki o zaman Serkan düzelir yumuşar benim de yaralarım kapanır. Böyle bir hayat istemiyorum ." "Tamam kızım ben Serkan'ı arayayım çok sevinecek. Hemen geliyorum." Gülümsedim ama bu gülüş intikamın soğuk gülüşüydü. Buradan gittiğimde yüzlerinde olmasını beklediğim yıkılmışlığın gülüşüydü...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE