Meral teyze nasıl bir insandı ki benim yaralarımı görmüş ve sarmak için benden izin istiyordu. Tanımadığı hiç bir şeyi olmayan biri için bu kadar çaba neden di? Ben kimdim ki onun hayatında? Bana gelmiş ve halimi hatrımı sormuştu. Bir sorunum olursa onunla konuşabileceğimi söylemişti. İçim o kadar doldu ki kendimi tutamadım. Birinin benim halimi hatrımı sormasını mı bekliyordum acaba? Bu kadar mı muhtaç bırakmıştı Serkan beni? Bir nasılsın iyi misin kelimesine? Dayanamayıp hüngür hüngür ağlayacak kadar mı sevgisizdim ben? Evet öyleydim. Evlendiğimiz günden beridir kocam bana gerçekten gözlerimin içine bakarak "Nasılsın karıcım İyi misin?" dememişti. Hep kızmış hep ceza vermiş şiddet uygulamıştı. Eve kilitlemiş aşağılamış ezmişti hakkı olmasa da . Yanlışım olmasa da suçsuz olsam da hep kızmıştı. Bende yapacak bir şeyim olmadığı için sadece susmuş ve başımı eğmiştim. Bu da onu daha cesaretlendirmiş ve durmadan her seferinde daha fazla üzerime gelmişti.
Hastaneden çıktıktan sonra eve gelmiş ama Serkan'la konuşmamıştım. Ne etse de yaptığını affetmeyecektim. Bana sürpriz kahvaltılar hazırlıyor akşama sevdiğim tatlılardan alıyordu ama bir anlamı yoktu benim için. Evde ben iş yapamadığım için bekarken yaptığı gibi evi temziliyor silip süpürüyordu. Ama zerre değeri yoktu gözümde. Anlayıp dinlemeden bana ikinci tokat atışıydı bunu da affedersem devamı gelecekti belliydi durmayacaktı. Sonrası da belliydi özürler kusurlar havada uçuşacaktı. Yarın Erzurum'a gidecektik hiç istemiyordum. Yumurtalarımın birini düşürünce çok üzülmüştüm ama düşününce belki de iyi oldu diyordum . Hatta içimdeki de düşse kabul edebilirdim. Çünkü böylesi insanlara bir bebek vermek ödül değil o çocuğa cezaydı. Kendi zehirlerini illaki vereceklerdi çocuğa ve yazıktı hayatı mahvolacaktı. İçimden keşke oda düşse diye geçirdim ama sonra bir anne adayı olarak utandım kendimden. Belki de hataydı yaptığım keşke en başından izin vermeseydim buna. günahsız bir sabinin günahına da girmezdim böylece.
Sabah erkenden arabayla yola koyulduk 3 saat sonra doktorun odasının önünde kan vermek için bekliyorduk. Hemşire kanı alıp beklememizi söyledi. 1 saatten uzun sürüyordu. Kafeteryaya gittik sabah erken yola çıktığımız için kahvaltı yapmamıştık. Birer simit çay alıp masaya geçip yemeye başladık. Simiti tırtıklıyordum ama hiç iştahım yoktu. Daldım gittim Meral Teyzen'in sen ne istiyorsun sözü kulaklarımda çınladı. Gerçekten ben ne istiyordum? Bende bilmiyordum ki. Neyi isteyeceğimi bile bilmeme izin yoktu hayal dünyamda. Kendimi özgür bırakıp şu diyemiyordum. Serkan saatin geldiğini söyleyip beraber kalktık. Simitimi bitiremediğim içim poşete koyup çantama attım. Hızla doktorun odasına yürüdük içimde acayip bir duygu vardı. Heyecan değildi sevinçte değildi merak hiç değildi. Ne olduğunu bende bilmiyordum. Kapıyı tıklatıp içeri girdik. Doktor bizi koltuklara yönlendirdi. Hemen oturup pür dikkat diyeceklerini dinlemeye başladık.
"Serkan bey tebrik ederim Süreyya hanım hamilesiniz. Kan değerleriniz bize bunu gösteriyor. Ama sadece bir kese tutunabilmiş. Sanırım diğer kese tutunamamış acaba kanamanız oldu mu?" diye sordu.
"Evet doktor bey geçen hafta yoğun bir kanamam oldu 1 gün hastanede yattım. Doktorlarda sizin dediğiniz gibi dediler."
"Anlıyorum. Şimdiki kan değerleriniz iyi görünüyor ama hamileliğin henüz çok başında olduğunuz için yine de dikkatli olmanızı rica edeceğim hem kendi hemde bebeğin sağlığı için " dedi. Nedense sevinememiştim. Sanırım Serkan da sevinmedi çünkü hiç bir tepki vermedi iyi yada kötü. Doktorun sözlerini dinleyip oradan ayrıldık. Yapacak işimiz olmadığı için hemen yola koyulup Ağrı'ya döndük. Yolda ikimizin de ağzını bıçak açmıyordu.Serkan beni eve bırakıp işyerine geçti. Ben de aptal gibi mutfakta oturmuş öyle camdan dışarıya bakıyordum. Duygularım sanki bir yerde mahsur kalmışlardı ve ben onları hissedemiyordum. Bu çok kötü bir histi. Belki delice sevdiğim adamdan hamile kalsaydım içim hoş olur mutluluk naraları atardım. Şimdiyse acaba yanlış mı yaptım diye düşünüyordum. Ben o kadar dalmışım ki Serkan'ın eve geldiğini ve beni izlediğini anyamamışım. Elini omzuma koymasıyla sıçradım. "Korkma benim nereye daldın o kadar ne kapıyı duydun ne de bir saattir seni izlediğimi gördün. Hayrolsun bir sorun mu var?" dedi Yüzüne bakmıyordum gözüm hala camdan dışarıya bakıyordu. Kayıtsızlığımla yanıma oturdu bakış açıma girdi. Eliyle çenemden tutup kendine bakmamı sağladı.
"Süreyya ne oluyor sana? Çocuğumuz olacağı için sevinmedin mi? ne bu halin? "
"Bilmem sen sevindin mi?"
"O ne demek elbette sevindim ikimizden bir parça nasıl sevinmem. "Hiç inandırıcı gelmedi .
"Ben bilmiyorum belki de bunu yapmamalıydık belki de henüz erkendi." kelimeler benden habersiz döküldü dilimden.
"Sen ne diyorsun Süreyya? Ne demek yapmamalıydık? ne demek erken? Neyi bekleyeceğiz ki? Evli olan herkes çocuğu olmasını ister. Bunun zamanı mı olur. Hem sen durumumuzu biliyorsun başka çaremiz mi vardı? "mecburduk öyle ya başka çaremiz yoktu. Ben damızlıktım doğru.
"Haklısın ben damızlıktım unuttum. Size istediğinizi vereceğim mecbur. Peki size bu çocuğu verince beni özgür bırakacak mısın Serkan?" Bunu ben demiştim değil mi aklım başımda değildi gerçekten. Pat pat dilimden dökülüyordu içimden geçenler.
"NE DAMIZLIĞI NE ÖZGÜRLÜĞÜ SÜREYYAAAAAAA DELİRTME BENİ AMINA KODUMUN YERİNDE BİR GÜNDE SAKİN BİR AKŞAM GEÇİRELİM BİR GÜNDE YÜZÜN GÜLSÜN BE !!!!!! SANKİ SORUN ÇIKARMAK İÇİN YER ARIYORSUNNN. ÇOCUĞUMUZ OLACAK DAHA NE İSTİYORSUNNN HALİNE ŞÜKRET KARNIN TOK SIRTIN PEK DERDİN YOK İÇKİM YOK KUMARIM YOK NE İSTESEN ALIYORUM DÖVMÜYORUM SÖVMÜYORUM TELEFON DEDİN ALDIM KAPIYI AÇ DEDİN AÇTIM İSTEDİĞİN YERE GİDİYORSUN DAHA NE İSTİYORSUN Kİ SEN ANLAMIYORUJMMMM" Bende bilmiyordum. Dayak istiyordum herhalde. Ne mükemmel kocam vardı sahi utanmazın tekiydim ben. Yüzüne baktım ama gerçekten ciddi ciddi baktım bu sefer gerçek Serkan'ı görmek için ve gördüğümü sevmedim. İstemedim yanımda yakınımda. Kalktığım gibi tuvalete girdim. Biraz onsuz kalmalıydım. Klozete oturup bekledim. Kapının sesiyle huzurumun süresinin dolduğunu anladım. Sifonu çekip ellerimi yıkayıp dışarı çıktım. Burnundan soluyordu. Belki hamile olmasam beni yerden yere çarpardı. Şimdi sadece bağırabiliyordu. Bu da onu tatmin etmiyordu. İkidir vurmaya alıştığı için sanırım tekrarını istiyordu. Nede olsa ilk kez tüm hissettiklerimi öylece söyleyivermiştim. Yüzüme alacaklı gibi bakıyordu. Yanından geçecekken kolumdan tutup sıktı ve canımın yanmasıyla yüzümü buruşturdum. Yerimde sabit duruyordum. Odada bağırsa olmazmış gibi holde tuvaletin önünde azarlıyordu beni. Şaka gibiydi.
"SÜREYYA SEN NE YAPMAYA ÇALIŞIYORSUN?"
"Bağırma Serkan?"
"BAĞIRTMA O ZAMAN.."
"Sen sordun bende dürüstce söyledim. Yalan mı söyleseydim?"
"BİR DAHAKİNE ÖYLE YAP SÜREYYAAAAA YOKSA ELİMDEN BİR KAZA ÇIKACAK...."
"Ne kazası? Dövecek misin? " delirmiş olmalıyım çat çat adama cevap veriyorum hiç alışık değil sinir katsayısı eminim ki artıyor.
"SÜREYYYAAAAAAAAAAAAAAA'!!!!!!!!"
"Ne var Serkan adımı mı ezberliyorsun? Süreyya Süreyya ne var?"
"YETER KES SESİNİ!!!!" deyip masanın üzerindeki vazoyu duvara fırlatmasıyla yerimde sıçradım. Vazo tuzla buz olmuştu. Elleriyle omuzlarımdan tutup sıktı ve beni sarsmaya başladı.
"Süreyya ben seni seviyorum hemde tahmin edemeyeceğin kadar çok. Ve istediğim tek şey çocuğumuzla tam bir aile olmamız. Senin bu kayıtsızlığın beni delirtiyor. Yapma seni kırıp dökmek istemiyorum. Sana zarar verdiğimde kendime daha çok zarar veriyorum. Yapma Süreyya. Beni sevmeyi de benden bir parça olan çocuğumuzu da sevmeyi öğreneceksin.Başka çaren yok. Sen benim karımsın ve ölene dek benim karım olarak kalacaksın. Bunu o aklına yaz." dedi. tüm umutlarıma kelepçeyi takmıştı. Korku değildi hissettiğim vazgeçişti belki belki de umutlarımın kırılma sesiydi. Adam psikopattı öldürürüm ama seni bırakmamdı alt metni Anlamamak için salak olmak lazımdı. Sadece yüzüne baktım ne evet dedim ne hayır. Ellerini kollarımdan çekip sessizce yatak odasına geçip yatağa uzandım. Yatak benim hücremdi. Hücremde cezamı çekmeye alışmalıydım. Uzun sürecekti cezam bir ömürdü...