46.Yavuz

785 Kelimeler
Süreyya adını dilime pelesenk etmek istediğim kadın yanıma yakıştırmak istediğim kadın. Her gördüğümde kalbimin ritmini şaşırtan gözlerimi kendine esir eden kadın. Yine hasta olmuştu Elvan'ı aramıştı Elvan "ağabey Süreyya çok hastaymış hemen gidelim "deyince evin önüne nasıl geldiğimi bilemedim. Kapıyı açıp solmuş yüzüyle görünce elim ayağım boşaldı. Ne olmuştu benim güzelime böyle sanki kanı çekilmiş gibi beyaz teni kağıt gibi olmuş solmuştu. Kapıyı kilitleyip dönerken galiba başı döndü ve demir korkuluklara tutundu. Düşecek diye kalbim korkuyla çarptı. Dayanamadım kimin ne diyeceğini düşünmeden bir çırpıda kucakladım. Ne kadar hafifti hiç mi yemek yemiyordu ki ? Elleriyle boynumu sarınca boynumdan vücuduma yayılan sıcaklıkla içim bir hoş oldu. Kendimi huzurun kucağına bıraktım. Sanki hep yapmam gereken şeyi yapmıştım. Çok doğru hissettirmişti bu hareketim. Şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Başımı çeviremiyordum çevirsem o güzel dudaklarına değecekti dudaklarım. Hemen arabaya bırakıp Elvanı da yanına koyup başını kucağına koyup hemen hastaneye gittim. Hastanedeki sakinlik beni deli etti ve bağırıp herkesi başımıza topladım. Benim sevdiğim kadın bu haldeyken normal süremezdi hiç bir şey herkes onu iyileştirmek için koşturunca biraz sakinledim. Solgun halde yatakta yatıyordu. Kanımdan canımdan vermek istiyordum ona yüzü gülsün hasta olmasın istiyordum. Telefonu çalınca çantasını uzattım Serkan arıyordu. Huzursuz olmasıyla bende oldum hemde daha fazla. Alo demesiyle Serkan'ın "Nerdesin ?"diye kükremesiyle tüm sinirlerim havaya kalktı. Kadın burada canıyla cebelleşiyor adama bak ya utanmadan bağırıyor. Güzelim biz duymayalım diye hemen gel deyip kapadı telefonu ama halinden ne kadar rahatsız olduğunu anladım. Ben dışardayım deyip yumruklarımı sıkıp dışarı çıktım. Bahçeye çıktım sakinlemek için. Serkan'ı top gibi oynamak istiyordum. Kızın halini görmüyor gibi birde carlıyordu telefonda. İnsan bir ne oldu neyin var derdi? Erkek olmak böyle bir şey miydi allah aşkına? Ağzıyla burnunun yerini değiştirecektim. Hızla gelip beni bile görmeden içeri girdi. Ben odaya gitmek için merdivenleri çıkarken burnundan soluyan Elvan aşağı iniyordu. "Ne var neden çıktın odadan?" diye sordum. "Kocasıyla konuşması gerekiyormuş" dedi. Zoruma gitmişti ben getirmiştim ama onu ben korkmuştum onun için. Dallama Serkan mal gibiydi. Sessizce bahçeye çıktık. İkimizinde yüzünden düşen bin parçaydı. Hadi benim ki haklıydı da Elvan'a ne oluyordu. merakıma yenilip " Ne oldu ne bu suratının hali?" dedim. "Ben hiç sevmiyorum şu salak Serkan'ı tam bir öküz" dedi kıllandım. "Ne oldu Elvan bir sorun varsa söyle bana? Yoksa bir şey mi dedi sana yada Süreyya'ya? ha?" konuşmadı dikkatle yüzüme baktı beni tartıyordu yapacaklarımı düşünüyordu herhalde sonra biraz daha sakince " Yok bir şey sevmiyorum sadece" dedi. Bir şey vardı ya çıkardı kokusu nasılsa. Akşam Elvan Süreyya'nın yanında kalacağını söyleyince sevindim çünkü kocası da olsa şuan onunla kalmasını istemiyordum. Serkan geri baka baka gitti. Bende eve geçtim ama uyku tutmuyordu. Saat 2 gibi kalktım ve arabama binip hastaneye geldim. Süreyya'nın odasının önünde bekledim. İçeri girip onu görmek istiyordum. Herhalde uyuyorlardı. Yavaşca kapıyı açtım Elvan koltuğu açmış tekli koltukta uyuyordu. Süreyyam yatağında saçları yatağa dağılmış sağ tarafına dönmüş bacaklarını hafif kendine çekmiş elleriyle yastığına sarılmış dudakları hafif aralık sessizce uyuyordu. Yatağın yanına yaklaşıp izledim uyurken. Sapıkcaydı yanlıştı ayıptı. Elimde olmayarak ayaklarım gitmiyordu çakılıp kalmıştım yanında. Kilitlenmiş gibi sadece Süreyya'yı izliyordum. Kaşlarını kirpiklerini ezber ettim şişmiş pembe dudaklarını bembeyaz tenini minik burnunu her yerini her şeyini ezber ettim. İçime işledi kokusu ömrüm boyunca koklamaktan asla bıkmayacağım kokusunu kokladım doya doya. Kıpırdanınca korktum yanlış anlamasından korkmasından istediğim son şeydi. Hemen dışarı çıktım ve nöbetçi hemşirenin yanına gidip durumunu sordum bilgi alıp bahçeye indim biraz daha oturup başımı gökyüzüne kaldırdım. Sabahla gece kavgaya tutuşmuş hava bozmuştu rengini. Ne siyahtı ne beyaz grimsi renkle serin bir hava hakimdi. Arabama binip eve geçtim odama girip sessizce uzandım. Yüreğimden taşanlar döküldü dilime "Allahım Süreyya'yı böyle görmeye dayanamıyorum hayırlısıyla beni ona onu bana yaz. Biliyorum evli kadına ayıp günah ama sanki o benim kaderim gibi yanlış gelmiyor bana. Hakkımızda hayırlısını ver ALLAHIMM." diye dua ettim sabah ezanı okunurken. 30 yaşıma kadar hiç bir kadını kızı böylesi istememiş özlememiştim. İlginçtir ki her gün bir bahaneyle kendimi Süreyya'nın evinin önünde buluyordum. Kimi zaman markete gitme bahanesiyle kimi zaman da eve geçiyorum derken ters istikamet bile umruma girmiyordu. Benim doğrum istikametim Süreyya'ydı. O ne düşünüyor ne hissediyordu bilmiyordum ama kendi kendime uzaktan uzağa seviyordum işte. Kimseye zararım olmadan kimseyi kırıp dökmeden. Ama bir gerçek vardı ki Serkan Süreyya'ya biraz daha böyle mal gibi davranırsa acımayacak canını bir güzel yakacaktım.Ben hakkım olmasa da bakmaya kıyamazken sırf karısı diye kırıp dökemezdi izin vermezdim. Kalkıp abdest alıp sabah namazımı kılıp işe gitmek için giyindim ve annemin sesiyle odamdan çıktım. Canım anam kahvaltı hazırlamıştı ama Süreyya o haldeyken burada oturup keyifle kahvaltı yapmayacaktım. Bir bardak çay içip evden çıktım. Ayaklarım hastaneye gidiyordu ama yanlıştı. Şuan orada olmaya hakkım yoktu bunu bilmek canımı istemediğim kadar yaktı. Direksiyonu emniyete kırıp işe gittim. Kendimi bilmez gibi bir günü daha geçirecek içimdeki özlem ve merakla Süreyya'nın bana geleceği günü bekleyecektim. Ben ALLAHIM'dan istemiştim . O gerekeni yapacaktı inanıyordum...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE