Küçücük zamanlarımda, küçük ellerimin sarmaladığı bir elma şekerini hatırlıyordum. Yemeye kıyamadığım, yolda yürürken dahi gözümü ayırmadığım. Halbuki kırmızı drajeyle kaplı bir elmaydı. Fakat o küçük kız için sadece elma şekeri değildi elinde tuttuğu. Ona babasının ilk hediyesiydi. Şimdi ise koca kız olmuştu ve elleri yine hediyelerle doluydu. Bu seferki hediyeleri babasından değil, sevdiği adamdandı. Elimdeki paketlerle içeriye girdim. Hayat çok garipti. Nereden gelmiş, nereye gidiyordum? “Onlar da ne öyle?” Diye sordu annem. Bakışları ellerimdeki paketlerde dolanırken yüzündeki gülümseme bozulmamıştı. “Yekta’nın hediyeleri. Akşam yemeği için elbise aldık.” Annemin gözlerinin içi parladı adeta. Hem çok mutlu hem de çok heyecanlıydı. Aslında ben de öyleydim. Yalnızca çok fazla dışar

