1. Bölüm Bu bir anlaşma değil mantık evliliği!
Giriş
“Biliyorum teklifim biraz çılgınca,” Nil sözünü bitiremeden Suay anında karşılık verdi.
“Çılgınca mı? Sen gerçekten neden bahsettiğinin farkında mısın?”
Nil daha en başında biliyordu teklifinin delice olduğunu. Lakin mantık çerçevesinde düşününce ona saçma gelmiyordu işte.
“Bak, tamam, haklısın. Kulağa nasıl geldiğinin farkındayım. Ama en azından 24 saat olsun düşünmeni istiyorum. Hâlâ mantıklı gelmezse ısrar etmeyeceğim. Ama bir kere olsun mantıklı bulursan yarın yine aynı saatte, burada olmanı istiyorum. O zaman aklındaki tüm soruları cevaplayacağım.”
Suay, kızın gidişini sessizce izledi. Ne tür bir insan böyle bir teklifte bulunurdu? Söylediklerinde bir mantık var mıydı ki? Daha kız gideli bir dakika olmamış ben de hemen ikna mı oluyorum? Düşüncelerine kızdı. Ama yine de yarın burada olacağından emindi.
Kızın istediği gibi aynı yerde buluştular. Dünkü gibi karşı karşıya oturup birer fincan kahve aldılar. Konuşmaya Suay başladı.
“Tamam, sen kazandın,” Suay kahvesinden bir yudum aldı “şimdi seni dinliyorum.”
Nil, teklifinin detaylarını hiçbir şey gizlemeden anlattı. Suay onu hiç bölmedi. Başta teklifi çılgınca bulmuştu ama şimdi Nil’i gerçekten anladı. İki taraf da kazançlı çıkıyordu. Kazan-kazan durumu.
“Planın gerçekten tüm ayrıntılara sahip. Ama merak ediyorum, bu mantık evliliğinde gerçek bir karı-koca ilişkisi yer alıyor mu?”
Suay bu soruyu Nil’in tepkisini ölçmek için soruyordu. Duyacağı cevaptan emindi aslında. Sadece istemsizce kızla uğraşmak istedi.
“Bu tamamen sana bağlı Suay. Eğer bu üç yıl boyunca bana sadık olacağına söz verirsen gerçekten senin karın olurum.”
Kızın öfkelenmesini, belki de kendisine tokat atmasını bekliyordu ama böyle bir cevap alacağı aklının ucundan bile geçmemişti.
“Şimdi doğru mu anladım? Eğer senden başka hiçbir kadınla olmayacağıma söz verirsem benimle birlikte olacaksın, öyle mi?”
Kız her şeyi planlarken birlikte olma durumunu da hesaba katmış, diye düşünüyordu Suay. Nil ciddi ciddi anlatıyordu.
“Evet, doğru anladın. Beni aldatmayacağına söz verirsen seninle birlikte de olacağım. Yalnız, biliyorsun,” Nil biraz kızarmaya başlamıştı ama yine de cümlesini bitirdi “ bir sağlık raporu görmek istiyorum,” Ama Suay’a bakamadı.
“Ne.. anlamadım, sen ne görmek istiyorsun, neden...” soruyu sormasıyla cevabı anlaması bir oldu.
“Tamam, kabul ediyorum pek çok tek gecelik ilişkim oldu ama...” Öf açıklama yaptığına inanamıyordu. Hem bir dakika, onunla birlikte olmak istiyor muydu?
Suay kıza daha dikkatli baktı. Uzun, hafif dalgalı saçları omuzlarına geliyordu. Bal rengi gözleri, bembeyaz teni vardı. Dudakları... Evet, o dudakları öpmek istediğini fark etti. Ruj olmamasına rağmen kiraz gibi görünen dolgun dudaklara sahipti Nil. Böyle baktığında kızın makyajsız olduğunu da fark etti. Kızların sürdüğü şu zımpırtılar olmadan da bir kızın böylesine gür kirpiklere sahip olduğunu ilk görüşüydü. Kendisini kandırmasının alemi yoktu. Aynı evde, böyle bir güzellikle üç yıl boyunca yaşayıp ona dokunmak istememesinin imkanı yoktu. Acaba Nil kendine güvendiği için mi birlikte olmayı da detaylandırmıştı yoksa kendisinin sadık olamayacağından mı emindi, merak etti doğrusu.
“Neden yüzüme böyle bakıyorsun?”
Kendi düşüncelerine dalıp deminden beri ona baktığını unutmuştu Suay.
“Tamam, istediğin raporu da göstereceğim sana. Oldu mu?”
Böyle bir rapor istemesine sinirlenmişti ama kıza da hak vermemek elinde değildi. Kendini toparladı, “seni aldatmayacağıma söz verip sözümde durmazsam...” yine kızla uğraşmak istedi. Anında pişman oldu. Nil bu sefer sinirlenmişti.
“Suay, biz burada ne konuşuyoruz iki saattir. Birbirimize güvenmeyeceksek böyle bir anlaşma yapmamızın imkanı yok. Ailelerimiz söz konusu. Lütfen ciddi ol ve bana gerçek düşüncelerini söyle.”
“Haklısın, özür dilerim.”
Nil şimdi rahatlamıştı. Yüzünde hafif bir tebessüm vardı artık.
“Çok merak ediyorsan söyleyeyim. Eğer beni aldatırsan asla ortaya çıkmamasına bak. Eğer hem söz verip hem sözünü tutmazsan anlaşma biter. Sana zinadan ötürü boşanma davası açarım. O zaman da senin kazan durumun sonlanır.”
Nil, bunu da hesaba katmıştı demek. Bu planı kaç günde oluşturdu acaba?
“Ayrıca diğer bir seçenek de var,” Nil Suay’ın gözlerinin içine bakıyordu şimdi.
“Gerçekten karı-koca olmak zorunda değiliz. Kimsenin öğrenmeyeceğinden emin olacaksan istediğini yap gitsin.”
Suay, bu seçeneği de düşündü ama kabul etmek istemedi. Üç yıl boyunca da aynı kadınla pekâla yaşayabilirdi. Zaten o, aslında kimseye bağlanmak istemediği için tek gecelik ilişkiler yaşıyordu. Madem bu bağlılığın bir sonu olacaktı, neden olmasın?
“Hayır, bu seçeneğe gerek yok. Şimdiden söz verebilirim.”
Suay kararından son derece memnundu. Nil’le aynı çatı altında yaşamanın nasıl olacağını düşledi. Hayali, heyecanlanmasına sebep oldu. Gülümsemesine engel olamadı.
“Tamam, anlaştık o zaman.”
Nil’in uzattığı ele baktı Suay. Elini sıkmasını bekliyordu muhtemelen. Ama Suay uzattığı eli dudaklarına götürdü “anlaştık, sevgili müstakbel karıcığım,” deyip ona göz kırptı. Nil biraz şaşırmıştı ama belli etmemeye çalıştı.
“Gerçekten hakkında söylenenler boş değil,” gülümseyerek devam etti “hani seni bilmesem etkileneceğim.”
“Bence etkilenmelisin,” diye cevapladı Suay “sonuçta üç yıl boyunca birlikteyiz,” dedi.
Tamam, ona deli divane aşık olsun demiyordu ama biraz olsun etkileyemezse kızı öz güveni kırılırdı.
Nil adamın ne düşündüğünü anlamış gibi onun gönlünü almak istedi.
“Hemen suratını düşürme. Sadece takılıyordum. İtiraf etmeliyim,” yine gözlerini kaçırarak devam etti konuşmaya. “Sen hoş bir adamsın. Böyle yeşil gözleri kimsede görmedim ben. Tonu çok farklı. Saçların...”
Gözlerine çoğu kadın iltifat ederdi ama tonunun farklılığına iltifat eden annesinden sonra ilk kadın olmuştu Nil.
“Saçların, altın başaklar gibi, güneşte parlıyor. Yüz hatların da çok yumuşak,” dedi Nil.
Sert bir çehren olsaydı zaten bu kadar rahat konuşamazdım, diye geçirdi aklından.
“Saçlarımın uzunluğu seni rahatsız etmiyor yani.”
Erkeklerin illa kısa saçı mı olmalı? Bu düşünceden hoşlanmıyordu Suay. Saçlarını uzun kullanmayı seviyordu.
“Hayır, neden rahatsız etsin ki?”
Nil bir an elini Suay’ın saçlarına uzatmak istedi.
“ Ayrıca sana çok yakışıyor?”
Bir gün o saçlara bir kere bile olsa dokunacağım. Neler düşünüyorum böyle. Kendine gel Nil.
“Söylediklerin için teşekkür ederim, gururum okşandı,” Suay kızın sözlerinden etkilenmişti.
“Pek çok kadın sana yeterince iltifat etmiştir. Etkilenmişsin gibi davranma bence,” söylediklerim fazla mı olmuştu? Yüzündeki tebessümden rahatsız oldum. Suay gibi adamları çok da övememek gerek. Bunu unutmasam iyi ederim.
“Ne düşünüyorsun öyle? Merak etme aklından geçenleri tahmin ediyorum. Beni etkilemeye çalıştığını düşünmüyorum. Öyle olsa bana bir anlaşmayla gelmezdin.”
Suay’ın sözleriyle rahatladı Nil. “ Bir şey düşünmüyorum. Planı unutma, yeter.”
Nil, masadan kalkıp kapıya doğru yöneldi. Suay, kızın peşinden gitti.
“Nereye gidiyorsun hemen? Daha numaranı almadım. Nasıl haberleşeceğiz?”
Planın ilk adımını unutan bu adama nasıl güveneceğim. Suay’ın gözlerine baktı. Adam gerçekten unutmuş görünüyordu. Alnını hızlıca ovuşturdu ve sessizce cevapladı Suay’ı.
“Unuttun galiba az önce konuştuğumuz tanışma hikayemizi. Sana şimdi telefon numaramı verirsem bizim daha önceden buluşup anlaştığımız ortaya çıkar.”
Suay unutmamıştı tabii ki de. Ama telefon numarasını verdiğini kim bilecekti ki?
“Unutmadım. Sadece numaranı vermeyeceğini düşünmedim. Kim, nereden bilecek?”
Erkekler gerçekten ayrıntılara önem vermiyordu belli ki. Nil sinirlenmek istedi ama Suay yaramaz çocuk gibi bakınca sinirlenemedi.
“Suay, birinin nasıl öğreneceğine takılma lütfen. Böyle bir bilginin ortaya çıkmasının doğuracağı sonuçlara odaklan.”
Adam anlar gibi olmuştu ama şaşırmadan edemedi.
“Hem numaramı neden istiyorsun ki? Sesimi duymadan yapamaz mısın artık?”
Şimdi de Nil adamla eğleniyordu. Ama Suay bozmak istemedi kızı. Daha cüretkarca karşılık verdi. Nil’i belinden tutup kendine çekti. Göründüğünden daha zayıf olduğuna karar verdi. Nil, üzerine yapışan kıyafetler sevmiyordu belli ki. Onu kucağında taşımak kolay olacaktı. Düşüncelerini kendine sakladı. Kızın kulağına “evet, yapamam,” diye fısıldadı. Nil anında adamın kollarından sıyrıldı. Muhtemelen biraz kızarmıştı. Adamın bu kadar yakınına gelmesi kalp atışlarını hızlandırdı.
“Gençler, çok romantiksiniz ama müsaade edin de biz geçelim.”
İkisi de deminden beri kapı eşiğinde durduklarını unutmuştu. İnsanlardan özür dileyip dışarı çıktılar.
“Bu yaptığın çok tehlikeliydi. Ya bizi tanıyan biri olsaydı?”
Nil, heyecanını endişeyle gizlemek istedi.
Suay özür dilercesine ellerini havaya kaldırdı. Bu hali komiğine gitti Nil’in. İstemese de güldü.
“Seni gören de sana silah doğrulttum sanır,” diyerek adamın ellerini indirdi.
“Bakışların kurşun gibi ağır geldi, hanımefendi,” Suay yine gülüyordu.
“Tamam bu kadarı yeter. Dikkatli olmamız lazım. Lütfen eylemlerine dikkat et. Yakında zaten hep bir arada olacağız.”
Tam gidecekken geri dönüp adamın kulağına “Ayrıca benim numaramı almadan önce rehberini temizlesen iyi edersin,” diye fısıldadı. Adamın cevabını beklemeden yürümeye başladı.
Sanırım bu üç yıl düşündüğümden daha eğlenceli geçecek. Suay da yolun diğer tarafından yürümeye başladı.