Tunahan’ın arabasında otururken, parmak uçlarımı farkında olmadan çantamın askısında gezdiriyordum. İçimde yükselen heyecanı ve gerginliği saklamaya çalışsam da başaramıyordum. Bu benim için yepyeni bir deneyimdi. Daha önce ne böyle bir ortamda bulunmuş ne de böyle ciddi bir işe adım atmıştım. Yarınları tahmin edememenin verdiği belirsizlik, mideme kelebekler doldurmuştu. Tunahan’ın direksiyona odaklanmış rahat tavırları, heyecanımı hafifletmek yerine üzerimde daha da baskı oluşturuyordu. O her şeyin yolunda olduğunu biliyor gibiydi, ama benim kafamın içi karmaşayla doluydu. Ya başarısız olursam? Ya bir hata yaparsam? Tunahan derin ve sakin sesiyle, “Her şey yolunda, kendini sıkma,” dedi, gözlerini yoldan ayırmadan. Sesinde öyle bir güven vardı ki, içimdeki kaygıyı birkaç saniyeliğine de

