3 - " Bana döneceğin günü, hasretle bekleyeceğim.."

1787 Kelimeler
Duvardaki eski saatim, sabaha karşı 3:22' idi.. Sırtımı duvara dayamış oturduğum yatağımdan, küçük hareketlenmeler ile çıkmıştım.. Kemiklerim ben hareket ettikçe daha çok sızlıyor ve hızlı hareket etmeme engel oluyordu.. Kendimi kafese kapatılmış bir kuş gibi hissediyordum.. Dışı sizi, içi beni yakan.. Kadire gidecektim.. Onu görmem ve yüz yüze mutlaka konuşmam gerekti.. Abimin beni öldüresiye dövdüğünden haberi yok diye düşünüyordum.. Eğer duysaydı, canını hiçe sayıp beni almaya mutlaka gelirdi.. Naciye haber göndermişti Sedat ile ve Kadir geleceğini bildirmişti.. Şimdide kimsenin ruhu duymadan evden çıkmam ve yürek sızıma kavuşmam gerekti.. Kıvırcık saçlarım o kadar kabarmıştı ki, kollarımı kaldırıp toplamaya bile mecalim yoktu.. O yüzden yemenimi yanıma almak bile gelmedi aklıma.. Dışarıda camları zorlayan bir fırtına vardı ve benim üzerimde sadece ince uzun hırkamdan başka bir şey yoktu.. Yinede odamın tahta kapısını yavaşça açtım ve iki büklüm bedenimi önce salona sonrada dış kapının önüne kadar ilerlettim.. Babamın horultusu salona kadar geliyordu.. Abim desen gene evin yolunu bulamamış, kim bilir hangi çengide sabahlayacaktı.. Kimse bu halde, hemde sabaha karşı evden çıkacağımı düşünmezdi.. O yüzden biran önce, gidip geri dönmem gerekti.. Naciye benimle gelmeyi teklif etmişti, ama onunda başını belaya sokamazdım.. Her ne kadar babası benimki gibi olmasada, küçük köy yerinde adın çıkmaya görsündü.. Tavşanlar bile sırtlana dönüşüveriyordu.. Dış kapıyı açarken, çıkarttığı gıcırtıdan dolayı ödüm kopmadı desem yalan olurdu.. Neyseki dışarıya çıkıp yavaşça kapıyı yeniden kapattım ve soğuk havanın titreyen bedenimi kucaklamasına izin verdim.. Rüzgarın şiddeti ile saçlarım dört bir yana dağılıyor ve görüşüme engel oluyordu.. Köydeki tüm evlerin ışıkları sönüktü.. Birinin beni görme ihtimali, kalbimin gırtlağımda atmasına neden olsada çok dikkatli hareket ediyordum.. Köyün dışında kalan ve on dakikalık bir yürüme mesafesinde olan taş ocağına vardığımda, dağın eteğindeki oyuk kayadan ince ince ışık sızıyordu.. Çakalların uluma sesleri rüzgarın şiddetiyle daha net kulağıma doluyor ve korkudan bedenimdeki sızıları bile unutuyordu bana.. Normalde köyde çoban köpekleri çok olduğu için, çakal yada başka yabani hayvanlar köye inemezdi.. Ama genede insanın içine korku düşüyordu işte... Sonunda adımlarım taş oyuğun girişinde durdu ve yaktığı ateşin başına oturmuş, elindeki çomakla toprağı eşeleyen Kadir görüş açıma girmişti.. Yanan ateşin sarı ışığı yüzünden dans ediyor, dudağındaki ve elmacık kemiğindeki morluğu ayan beyan ortaya seriyordu.. Dalgalı saçları alnına dökülmüş, ince dudaklarını kemirmesinden sıkıntılı olduğu anlaşılıyordu.. Gözlerim özlemle dolduğunda, beni farkedebilmesi için iki adım attım ve dört kişinin zor sığacağı mağaraya girdim.. Başı hızla dikleşmiş ve gözleri gözlerime mıh gibi kenetlenmişti.. Elindeki çomağı fırlatıp aniden ayağa kalktı ve bedenimi güçlü kollarıyla sımsıkı sardı.. Yaralarımdan dolayı dudaklarımdan kaçan inlemeye mani olamamıştım, ama duyduğunu pek zannetmiyordum.. Çünkü delirmiş gibi aynı şeyleri tekrar edip duruyordu.. " Affet beni Ezel'im.. Seni dinlemediğim için, seni o evden koparıp alamadığım için ne olur affet beni.. " " Ka - Kadir, sakin ol.. Fazla vaktim yok, gel şöyle konuşalım.. " dememe rağmen beni duymuyormuş gibiydi.. Saçlarımda parmakları dolanıyor, dudakları alnımda tavaf ediyordu.. Avuç içlerimi gögsüne dayadım ve benden uzaklaşması için ittirmek zorunda kaldım.. Sonunda farkedebilmiş gibi, bir adım uzaklaştı benden ve elleriyle ellerimi sımsıkı tutarken az önce oturduğu kütüğün yanına çekti bedenimi.. Minik adımlar atmamdan dolayı kaşları çatılırken yan yana oturduğumuz kütüğün üzerinde, patlayan dudağımda baş parmağını gezdirmeye başladı yeniden.. " Nasıl vurur sana, abilik bu mu lan.. Şu yüzünün haline bak.. " derken sinirden dişleri birbirine vuruyordu.. " Sen birde karnımla, sırtımı göreceksin,.. " dedim dalgaya vurarak.. Ama dişlerini o kadar çok sıkıyordu ki, ortamı yumuşatmak için yanlış bir latife yaptığımı sonradan farkediyordum.. " Kadir, sana kaç kez söyledim.. Acele etme dedim.. Şimdi iyi mi oldu, tüm köy öğrendi.. Bu saatten sonra öldürürde vermezler beni sana.. " Gözlerimden sicim gibi akıp giden yaşlara mani olamazken, yüzümü avuçları arasına aldı ve alnıma uzun bir öpücük kondurdu.. " Vermesin, kaçıp gideriz buralardan.. İzimizi bile bulamazlar.. " Diğer durağının dudaklarım olduğunu aramızda kalan milimlik mesafeden hissettiğim nefesi ile anlamış ve kendimi yavaşça geriye çekmiştim.. Kalbim onun için deli gibi atıyor olabilirdi, ama evlenmeden bazı özel anlarımın çalınmasına karşı sert duvarlarım vardı.. Bu durumda son zamanlarda Kadiri ciddi derecede rahatsız ediyordu ve bunu bana göstermekten de çekinmiyordu.. Şimdi olduğu gibi, sıkıntılı bir nefes bıraktı burnundan çattığı kaşlarının altından gözlerime mıhlamıştı yeniden gözlerini.. " İşte sırf bu yüzden Ezel sabırsızlığım.. Ben her şeyi seninle yaşamak isterken, senin kendini benden böyle esirgemen aşkımın karşılıksız olduğunu düşündürüyor bana.. Yanağından bile zorla öpüyorum seni, sanki namusuna laf getirecekmişim gibi panik yapıyorsun.. Benden uzaklaşıyorsun.. Kaçıp gideriz diyorum, gelirim demekten bile acizsin.. " Ağzım hayretle açılırken, ağzından çıkanlara anlam veremiyordum.. Aşk dudaktan öpmeyince aşk değil miydi.. " Ağzından çıkanları kulağın duyuyor mu senin Kadir.. Senin için kemiklerim kırılırcasına dayak yedim ben üç gün önce.. Abime Kadirde gönlüm var dediğim için bak, bak şu yüzümün haline.. " Söyledikleri kalbimi paramparça ediyordu ve ben hala karşımda kendini haklı bulmasına tahamül edemediğim için ayaklandım oturduğum yerden.. Mağaradan çıkamadan bileğimden yakaladı ve kollarını omuzlarıma dolayarak gitmeme mani oldu.. Kalbimi kırıp, sonrada hiç bir şey olmamış gibi davranmamı nasıl beklerdi benden.. " Özür dilerim kır çiçeğim.. Seni o kadar çok istiyorum ki.. Benden uzakta olmana, istediğimde sana sarılamamak bile beni deli ediyor.. Ne olur anla beni, kaçalım diyorum onada yanaşmıyorsun.. Ne yapıcaz peki, abinle babanın insafa gelmesini mi bekleyeceğiz.. Bu asla olmayacak, biliyorsun Ezel.. Biz hep birbirimizi karşıdan izlemeye devam mı edicez..? " Yavaşça kolları arasında döndüm ve yüz yüze geldikten sonra ince uzun parmaklarım ile siyah saçlarının uçlarına dokundum.. Dalgalı saçlarında gezen parmaklarım ile gözlerini kapatmıştı kısa bir an.. " Kaçsak nereye sığınacağız Kadir.. İzmire gitsek bulurlar bizi.. Çok büyük bir şehre gitmemiz gerek, ama oralarda da geçinebilecek miyiz.. " " Peki, yerimizi ayarlarsam.. Çok uzak bir şehirde, iş bulsam ev kursam.. Gelir misin benimle.. " diye sorduğunda, sesindeki heyecanı ta yüreğimde bile hissedebiliyordum.. Yaşlı gözlerime rağmen kocaman gülümsedim ve kollarımı beline dolayarak sımsıkı sarıldım sevdiğim adama.. Kendine has kokusuna toprak kokusuda bulanmış olsada, benim için en eşşiz kokuydu kokusu.. " Gelirim yürek sızım.. Yeter ki bizi bulamayacakları bir yer olsun.. Ben çocuklarımızı korkuyla büyütmek istemiyorum.. Çocuklarımız bizim gibi olsun istemiyorum.. " " O zaman bekle beni kır çiçeğim, ikimiz için kuracağım yuvamıza götürmek için seni, yeniden geleceğim.. " " Bana döneceğin günü, hasretle bekleyeceğim Kadir.. " _________________ " Of belim koptu Ezel yaa, avuçlarım su topladı.. Kaç dakika kaldı paydosa.. " Naciye elini beline dayamış, arkada kalanlara üstten bakışlar atarken bir yandanda biran önce eve kapağı atmanın derdine düşmüştü.. Dün tarladan sonra, birde bahçeki tulumbanın başında halıları yıkayınca bugün perti çıkmıştı kızcağızın.. Bugün komşu köyün mal varlığı hallicelerinden birinin, pamuk çapasına gelmiştik.. Bedenimdeki ağrılara rağmen, bir iki gün evde durmam babamın gözüne batmıştı.. Çatal kaşıklar masaya çarpılırcasına konuyor ve " iştahım yok.. " derken bile, iştah kaçıranın ben olduğum ayen beyan yüzüme vuruluyordu.. Annemin nemli gözlerinden ve biran önce iyileşmem için morluklarıma sık sık sürdüğü ilaçlardan bahsetmiyorum bile.. Düşüncelerimde boğulacağımın farkına vardım ve kolumdaki siyah kordonlu saatime bakıp " yedi dakika kalmış.. " dedim.. Abartılı bir şekilde ofladı ve hınçla yeniden çapasını toprağa saplamaya başladı.. Bir kaç kadının bizi işaret ederek bir şeyler konuştuğunu farketsemde, gözlerimi kaçırarak görmezden gelmeyi tercih ettim.. Ne konuşuyorlar tahmin etmek çokda zor değildi.. Diğer kadınlardan önde gidiyor ve erken çıktığımız sıranın başında dinlenerek diğerlerinin sıralarını bitirmesini bekliyorduk.. Kendi sıramı bitirip Naciyenin sırasına döndüm ve sinirle söylenmeye devam eden arkadaşımı bugünlük koca bir dertten kurtardım.. " Ohh bee.. Bir an hiç bitmeyecek zannettim Ezel.. Gel şu deli armutun dibine oturalım da, şu meymenetsizlerin laf sokmalarını işitmeyelim.. " Ellerimizde çapalarımız, su argının kıyısındaki armut ağacının dibine oturduk yan yana.. Ağacın gövdesine belimizi dayayınca, Naciyenin memnun mırıldanmalarından harbiden bel ağrısının dahada arttığı anlaşılıyordu.. " Ee, evde durumlar nasıl.. Abin hır gür çıkarmaya devam ediyor mu.. " " Dün gece salonda bayağı bir bağırındı.. Ben duyayım diye yapıyo, aklınca anama anlatıyo ama kızım Ezel sende duy diyo.. " Naciye yüzünü kapatan yazmasını çenesinin altına indirdi ve merakla bakan gözleriyle devam etmemi bekledi.. " Kadir iti şehire çalışmaya gitmiş dedi.. Gitmeseydi elimde kalacaktı, ama bizimkine müstehak kim bilir hangi yosmayla işi pişirirde gelir dedi.. " " Hiii.. " dedi Naciye parmaklarıyla ağzını kapatırken.. Benim abimin sözlerine inanıp inanmadığımı ölçmeye çalışıyordu.. " Ne derse desin Naciye.. Ben Kadire güveniyorum.. Abim herkesi kendi gibi belliyor.. Eşşek kadar adam oldu, hangi baltaya sap olmuş de hele.. Bak Kadir gideli on günü geçti, bir bilsen nasıl burnumda tütüyor.. Ama bizim için gittiğinide biliyorum.. O gelinceye dek, bende yevmiyemin sadece yarısını vericem eve.. Ne kadar biriktirsek, o kadar kâr.. Anamada çeyiz parası ayırıyom derim.. Bir şekilde kabullenmek zorundalar.. Canıma tak etti artık.. " Canım arkadaşım bir eliyle omzumu ovaladı, desteğini belli eder gibi.. Ağlamamak için direnen gözlerim kan çanağına dönsede, yanımda birinin bana destek çıkması kadar güzel bir şey yoktu şuan.. " Benimde biraz birikmişim var.. Evleninceye kadar yeniden biriktiririm.. Sana omuz vermicem de, kime vercem hem kız.. Biran önce yerinizi yurdunuzu kurun, yoksa bu aç köpekler doymaz bacım.. " Dizimdeki elini sımsıkı tuttum ve konuşursam hıçkıra hıçkıra ağlayacağım için sessizce teşekkür ettim arkadaşıma.. Tabiki onun kazandığı parayı kabul edecek değildim.. Ama insana düşünüldüğünü bilmek bile, öyle çok moral veriyordu ki.. Biz iki arkadaş dertleşmeye o kadar dalmıştık ki, yanımızdan tozu dumana katıp geçen arabayı sonradan farkedebildik.. Dayıbaşı Hüseyin abi tarladaki amelenin yanından koşarak arabaya doğru ilerliyor ve başından çıkarttığı şapkasını telaştan nereye koyacağını bilemiyordu.. " Ezseydin amına koyayım, böyle olmadı.. " diyerek söylenen Naciye, üstüne yapışan tozları silkeliyor ve daha uslübuma yakışmayacak küfürlerini itina ile dizeliyordu.. Benim ise gözlerim Hüseyin abinin eğilerek camından baktığı arabadaydı.. Daha önce hiç buralarda görmediğim, lüks bir jip'ti ve araçtakiler her kimse aşağıya inmeye tenezzül bile etmemişlerdi.. Hüseyin abi başını sallayarak bir iki adım uzaklaştı arabadan ve araba yeniden tozu dumana katarak tarlaların arasında yok oldu.. " Paydoooss, hanımlar bir toplanın bakayım.. " diye bağırdı Hüseyin abi ve her birimizin yanına gitmemizi bekledi.. Tarladan çıkan kadınlar merakla, giden araba ve Hüseyin abi arasında mekik dokuya dursun.. Hüseyin abi ağzındaki baklayı çıkardı ve kadınların sevinç nidaları atmasına neden oldu... " Alparslan Şahdiyar' ın kahyasıydı gelen.. Bu seneki mahsül işleme ve toprak işlerine bizim köyüde dahil etmek istiyormuş.. Yeni topraklar satın almış, elindeki çalışanların sayısı az geliyormuş.. Eğer rızanız var ise, piyasadan aldığınız yevmiyenin iki katını verecekmiş.. " Kadınlar sevinçle alkış tutuyor ve biran önce iş başı yapabileceklerini dile getiriyorlardı Hüseyin abiye.. Naciye aniden kollarını bana doladığında, neredeyse birlikte yeri boylamaktan ucuz yırtmıştık... " Duydun mu Ezel, Allah verdi iki göz.. Alparslan Şahdiyarın yanında çalışan işçilerin rahatı beyde yok.. Şöyle kaba taslak beş ayda aldığın parayla, Kadirin yanına.. " " Şiişht.. " dedim koluna canını yakacak bir çimdik atarken.. Zaten adım herkesin dilinde sakız olmuştu 15 gündür.. Daha çok malzeme vermeye ne gerek vardı şimdi.. Alparslan ŞAHDİYAR.. Bu ismi manisa yöresinde tabiki duymayan yoktu.. Kasabanın ve manisanın en verimli topraklarının tek sahibiydi ve Belediye başkanlarından bile daha çok sözü geçen tek adamdı.. Fiziken tanımasamda, adının geçmesi bile herkesi saygıyla ayağa dikerdi bilmeyen yoktu.. Yüzümde oluşan gülümsemeye mani olamazken, Naciye'de hem kolunu ovalıyor hemde bu dar zamanımda gelen bu güzel habere diğer kadınlar gibi kahkaha atıyordu.. Sanırım bu kez felek, bizede gülecekti..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE