bc

Gençlik Ateşi 'UNUTAMIYORUM '

book_age16+
385
TAKİP ET
1.1K
OKU
drama
comedy
sweet
humorous
serious
mystery
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Aile, dost, arkadaşlar, arkadaşlıklar... Bunlar güzeldi ama korumaktı önemli olan...

Lise de yaşanan asla unutulmaz derler. Öyleymiş...

Liseli bir kızın maceralarını, travmalarını, gerçeklerini, aşkını, arkadaşlıklarını anlatan sıcacık bir hikaye... Yeni okul, yeni insanlar ve yeni bir aşk...

Onun için aile her şeyden önemliydi peki ya gerçekleri nasıl kabul edecekti?

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.BÖLÜM
'Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar' bir aşk kitabının daha sonuna gelmiştim. Tuhaf olan aşka inanmayan biriyim ama aşk romanlarını seviyorum. Kulaklığımı çıkarıp kitabı kapattım. Gözlüklerimin altından denize baktım. Burcu derin dalışlar yapıyor, etrafında onu süzen aç gözlere gösteri yapıyordu. Burun kıvırdım. Bu kızın derdi ne ki, sürekli onu gözlemek zorunda kalıyordum. Neyse ki bu eziyet bu akşam bitiyordu. Şezlongta doğrulup kitabı çantama attım. Yarım kalan mevye kokteylimi yudumladım. "Ezik" diye bana uzaktan seslenen Burcu 'ya baktım. Salına salına yanıma geliyordu. Bıkkınlıkla soludum. Yanıma ulaştığında şezlongta duran havlusunu alıp üzerindeki su damlacıklarını silerek oturdu. "Bu sene bizim koleje geliyormuşsun." Bu kız ne saçmalıyordu. "Ne saçmalıyorsun." "Anneni, babamla konuşurken duydum. Baştan söyleyeyim, okulda beni tanımıyorsun. Kimsenin senin gibi bir ezikle kardeş olduğumu bilmelerini istemiyorum." Cevapsız kalıp çantamı koluma taktım. Havlumuda alıp yanından ayrıldım. Annem bunu yapmış olamazdı, okulumu ne kadar sevdiğimi biliyordu. Bir yandan da gözlüklerimi çıkarıp, güneş gözlüğümü taktım. Pareomun etekleri rüzgarda açılırken yürümekte zorlanıyordum. Hızla otele girip asansöre yöneldim, bu sırada annem ve sevgili eşi beni farketmişti. "Nil, nereye gidiyorsun kızım." Annemin sorusuna cevapsız kaldım. Zira o adamın yanında konuşmak istemiyordum. "Sana diyorum Nil, dilini mi yuttun." Kendisi kaşınmıştı. "Okulumu değiştirmek de ne demek anne." Sesim biraz yüksek çıkmıştı, ertaftaki bir kaç kişinin bakışları bize dönünce annem kolumu tutup, beni asansöre sürükledi. "Yukarıda konuşalım." Beni yönlendirmesine izin verdim. Sesli sesli nefesler alıyordum, zaten dişimdeki teller izin verdiğince konuşuyordum. Bazen konuşmak bile istemiyordum, bu nedenle genelde sessiz kalırdım. O yüzden dışarıdan hep soğuk görünürdüm. Asansörün kapıları açılınca annem önden, ben peşimden üvey kardeşimle paylaştığım odama ilerliyorduk. Beni hep o sorunlu kızın arkasını toplamak zorunda bırakıyorladı, buna bile tahammül edemezken onunla aynı okula gidemezdim. Ondan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırken, bir de beni onun kolejine göndermeleri sabrımı taşıran son damla olmuştu. Odanın kapısını açıp girdim, çantamı yatağa bırakıp, dolabın yanında duran bavulumu da yatağa koyup açtım. "Nil, aşırı tepki gösteriyorsun." Dolabı açıp kıyafetlerimi bavula yerleştirmeye başladım. "Aşırı tepki mi? Ben okulumu seviyorum, sürekli bana sormadan hakkımda kararlar alıyorsun, bir de beni o kızın burnunun dibine sokuyorsun." "Nil, bu sene üniversite sınavına gireceksin, iyi derecede puan alman için o okul yeterli değil. Ayrıca kararlarımı sorgulamak için yeterince küçüksün. On sekiz yaşına girdiğinde senin için yaptıklarıma teşekkür edeceksin." "Peki babam, onun haberi var mı?" Annem anında gerilmişti. Tabi ki de ona sormadı, sorsaydı kavga ederlerdi, galip gelen annem olsa da, kocasıyla araları bozulurdu. O adamla kavga etmemek için babama danışmıyordu. "Anne, dershaneye giderim, gece gündüz ders çalışırım, ne olur okulumu değiştirme." "Konu kapandı Nil, sene başında Burcu'yla aynı koleje gideceksin." Odayı hızlı adımlarla terk ettiğinde elimdeki tşörtü arkasında fırlattım. Tşört kapıya çarpıp yere düştü. Sinirle yatağa oturup, ellerimi saçlarıma daldırdım. Ben okulumu değiştirmek istemiyordum. Sakinleşmek için derin derin nefes alırken telefonumun sesini duydum. Bavulun yanından duran deniz çantamdan telefonumu çıkardım. Ekranda ki isim beni sakinleştirmeye yetmişti. Kulağıma koyduğumda "bam" diye seslenen ses beni gülümsetmişti. "Giray, sizi çok özledim." Kahkaha sesini duyduğumda, az önce ki konuşmanın tatsızlığı canımı daha az yakıyordu. "Bizde seni özledik, ee geliyor musun?" Tekrar yüzüm düştü. "Hayır, babamın yanına gidiyorum bugün. Bir kaç hafta bodrumda olacağım." "Tamam ya napalım, biz sana geliriz o zaman" demesiyle çığlık atarak ayağa kalkıp tepinmeye başladım. "Ya çok iyi olur, ben akşam olmadan orada olurum, orada görüşürüz lütfen çabuk gelin." Gülüşerek telefonu kapattık. Bavulun içini özensizce doldurup kapattım. Üzerime çiçekli elbiselerimden birini giyip, güneş gözlüğü kutumu elime aldım, bozuk olan gözlerimin gözlüğünü taktım. Odanın kapısını çekerken telefonum çalmaya başladı. Çantanın içine telefonumu aramaya başladığımda asansöre yaklaşmıştım. En sonunda bulduğum telefonumu açıp kulağıma koydum. "Prenses, nerdesin?" Arayan babamdı. Sesinden anladığım kadarıyla heyecanlıydı. Çeşmeye geleli üç hafta olmuştu ve babamla görüşmemiştik. "Babacığım, şimdi otelden çıkmak üzereyim." "Harika, otobüsle mi geleceksin, uçakla mı?" Güzel soruydu, ben bilet almamıştım. Normalde otobüs yolculuğunu tercih ederdim ama bugün vakit kaybetmek istemiyordum. "Uçakla geleceğim baba, sen beni alabilir misin havaalanından?" "Evet, hem sana bir sürprizim var. Çok seveceksin." "Yaaa, ne, ne söyle baba, lütfen." Heyecanlı çıkan sesime kahkaha atan babam "hayır sabret bakalım" dedi. "Ihm, peki." Babamın kahkaha sesiyle telefonu kapattık. Asansörün kapıları açıldığında içinde biri vardı. Seri bir şekilde asansörden çıktı. O çıkarken ben bindim. Biraz sonra annemin yanına gitmek için restorantın terasına girdim. Annem, bensiz olsa daha mutlu olurdu, sonuçta Burcu'nun üzerine daha çok düşüyordu. Buna rağmen velayetimi babama vermiyordu. Oysa biz babamla çok iyi anlaşıyorduk. O beni kısıtlamıyordu, arkadaşlarıma karışmıyordu, kararlarıma saygı gösteriyordu. Canım babam, o iyi ki vardı. İstemsiz adımlarımı yanlarına gitmek için sürükledim. Annem beni fark edince yüzü düştü, bavuluma bakıp tekrar bana baktı. "Daha erken, nedir bu acelen." Sizden kurtulmak desem, kalbini kırar mıydım. İkisi de benim onların yanından ayrılmamı istemedikleri halde boşanmışlardı. İstediğim zaman babamda istediğim kadar kalabiliyordum ama annem bazen velayetin kendisinde olduğunu vurgulayıp, hakim kararlarını önüme sürerek beni babama yollamıyordu. "Babamı özledim." Annem ayağa kalkıp elleriyle kollarıma dokundu. "Sabahlara kadar serserilik etme, uykunu al. Güneş kremini sürmeden güneşe çıkma. Göz damlalarını da unutma. Öğünlerini atlama, yağlı şeyler den uzak dur, en önemlisi de kendine dikkat et." Bıkkınca solundum. Bu saydıklarını birde babamın yanında arayıp ikimize de söyleyecekti. Annem bazen hiç çekilmiyordu. "Tamam anne, çocuk muyum, ayrıca unutmadan ben uçakla gideceğim." Annem söylediğime epey şaşırmıştı, buraya bile otobüsle gelmiştim. Otobüs yolculuğu beni huzurlu hissettiriyordu, müzik dinleyip kitap okumanın keyfine varıyordum. "Ha uçak bir de, ne planlıyorsunuz? " "Arkadaşlarım da orda olacak." Annem başını iki yana salladı. "O serseri tayfasıyla takılmanı istemiyorum desem." "Onlar serseri değil desem." Annem benimle baş edemeyeceğini anladığında sarıldı. Bende ona karşılık verdiğim de Erhan bey ayağa kalktı. "Ben seni bırakırım." Başımı hızla salladım. "Buna gerek yok" desemde itiraz istemeyen bir ifade yerleştirdi yüzüne. Gayri ihtiyari bir şekilde peşine takıldım. Otelin önünde hazır bekleyen arabaya yerleştik. Bu adamı sevemiyordum. Belki de annemle evli olduğu içindir.. Sessizlik içinde ilerliyorduk. Çantamdan başlamak için başka bir kitap çıkardım. Radyoyu açıp sesini kulağıma göre ayarladım. Genelde kulaklık takardım, ama bugün istisnalar kaideyi bozuyordu. Kitabın ilk kapağını açmamla, Erhan bey boğazını temizledi. Göz ucuyla ona baktığımda"seninle hiç konuşmuyoruz"dedi, çok acayip. Biz onunla konuşmayız, genelde tartışırız. Pes edip kitabı kapattım, radyoyu da kapattığımda"ne söylemek istiyorsunuz"dedim. "Annene haksızlık ettiğini düşünüyorum." Kaşlarım aniden havalandı."O senin iyiliğini istiyor." Ben neden sürekli bana baskı yaptığını düşünüyordum. Sürekli kendi isteklerini bana diretiyordu, bunu adı ne zamandan beri iyilik. Cevapsız kaldım,zaten oda başka bir şey söylemedi. Havaalanına girdiğimizde bavulumu bagajdan çıkardı. Yüzüme baktı, ardından sarıldı. Bu hareketi beni epey şaşırtmıştı. Yine tepkisiz kaldım. Kapıdan içeriye girdim. Sanki özgürlüğe kanat çırpıyordum. İnsan babasından çekinir, annesinin yanında özgür hisseder, bende tam tersiydi. Dört hafta, annemin baskısından uzak, Burcu'dan uzak, sürekli onların yanında takındığım yüzümdeki sahte ifadelerden uzak,tam dört hafta... Hızla bilet almak için sıraya girdim. Sıkılmıştım ama mecburdum. Kafamı sağa sola çevirip etrafa bakınıyordum. En sonunda sıra bana gelmişti. Yarım saat sonra ki uçağa biletimi alıp bekleme salonuna geçip oturdum. Arabada başlayamadığım kitabımı çıkarıp, okumaya başladım. ** Bodrum havaalanına indiğimde, bavulumu aldığım gibi koşmaya başladım. Babamı özlemiştim. Önüme duran insanların arasından mümkün olduğunca çarpmadan geçmeye çalışıyordum. Biraz sonra dışarıya açılan otomatik kapının önüne geldim. Nefes nefese kapıdan çıktım. Gözlerimle etrafı taramaya başladığımda yoktu. Sanki mümkünmüş gibi, bakmadığım yer varsa diye köşe bucak bakıyordum. Ama sonuç yine hüsrandı. Yüzümün düştüğünün farkında olmadan bulduğum bir yere oturdum. Belki geç kalmıştır diye kendimi avutuyordum. Bir korna sesi kulaklarımı tırmalarken gözyaşlarımın aktığının farkına varmıştım. Ellerimle göz yaşlarımı silip ayağa kalktım. Korna sesi dibime kadar girmişti. Kornaya basanın kim olduğunu baktığımda nutkum tutulmuştu... Babam mavi bir vosvosun içinden bana gülümsüyordu...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Leyal -Unutulan Eş (Türkçe)

read
18.9K
bc

41 Günlük AŞK Güncellemesi

read
52.1K
bc

SESSİZ KUĞU

read
1K
bc

MÜHÜR

read
119.4K
bc

Yıldızlar Sönerken | Türkçe

read
3.3K
bc

İnci Tanesi

read
59.3K
bc

MAVİŞ (1. VE 2. SERİ)

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook