Ellerinin dokunuşunu tenimde hissederken gözlerimi yumdum. Sırtımı yatakla buluşturduğunda çarşafın serinliği ile ferahlarken dudaklarının boynumu öperek emmesi altımın giderek ıslanmasına, dokunma isteğimin artmasına neden oluyordu. Ellerimi onun omuzlarına dayarken bir elimi yanağından yukarı çıkararak saçlarına götürdüm, parmaklarım saç tutamlarımın arasından geçerken dudaklarını iman tahtama doğru sürdüğünü hissettim. O kadar yavaş ve ağırdı ki, sabaha kadar ön sevişme yapacağız gibi hissetmiştim.
Ama ben o kadar dayanamazdım.
Yerimde kıvrandığımı daha doğrusu altında kıvrandığımı bilir gibi kafasını göğüslerimin arasından kaldırdığında, göz göze geldik. Yutkundum. "Nasıl..." dedi parmakları, göğüs uçlarımda tüy kadar hafifçe gezinirken. "Nasıl hissetiriyor?"
"Beni daha fazla azdırmaktan bir işe yaramıyor," dedim zorlukla konuşurken. Parmakları ah o parmakları. Göğüs ucumu alıp daha da sıktığında, dudaklarımı dişledim. "Görkem!"
"O kadar uzun zaman oldu ki," dedi üzerime tamamen çıkarak. Ama ağırlığını vermiyordu. "Seni böylesine seveli, uzunca, ağırca... O kadar uzun zaman oldu ki." Dirseklerini yanlarıma koymasıyla dirsek ucu yatağı hafif çökertse de rahatsız etmedi aksine bana sunduğu güzel manzara ile gözlerim bayram ediyordu. Gözlerimi onunla buluşturduğumda aramıza inen künyesine çarptı bakışlarım. Dudaklarım kıvrıldı. "Künyen..."
"Evet," dedi gozlerini benden ayırmadan.
"Bana verecektin," dedim gözlerimi yeniden onunla buluştururken. "Yoksa vermeyecek misin?"
"Sen iste sana canımı bile veririm." Duygularım gözlerime yansırken onun gözleri de benden farklı değildi. Parmaklarının hareketi devam ederken inleyerek kendimi daha fazla tutamadığımı belli etmiştim. "Beni istiyorsun."
"Hep seni istiyorum, sen yanımdayken bile istiyorum seni. Bir saniye bile ayrı kalmayalım, gözlerim gözlerinin üzerinde olsun istiyorum. Aradığımda bile seni, hemen bulayım istiyorum. Sesini duyayım, dokunayım sana. Kokunu alayım." Doğruldum ben de dirseklerimin üzerinde. Bu yüzden yüzlerimizin arasındaki mesafe kısalmıştı. Avuçladım sakallı yanağını. Traş olmamıştı, diken gibi batıyordu tenime. Batsın istedim, ben onun avucumda bıraktığı hissi bile seviyordum. "Görkem. Adını her fısıldadığımda bana böyle bak, her seslendiğimde yüzün bana dönsün istiyorum. Seninle ayrı olan ne saniyelere ne de engellere tahammülüm var."
Avucumun içini öperken gözlerini kapattı, ardından bileğimi tutarak uzunca bileğimin içine de öpücük kondurdu. "Ben sana kul köpek olmuşum sen daha fazlası için uğraşıyorsun sanki."
"Daha fazlası değil misin zaten?" diyerek tek kaşımı kaldırdığımda dudakları kıvrıldı. Yüzüme yaklaşıp kulak memem ile çenemin bitişini öperken huylanarak geri çekildim ama asla beni bırakmadı. "Daha fazlasının âlâsıyım hem de."
Dudakları yerine alan elleri göğüslerimi avuçlarken, "Ahh..." diyerek inledim, nefesim kesik kesik olurken yoğurarak sıktığı elleriyle saçlarına tutundum, bir elim yatağın başlığına tutunurken kafamı geriye attım. Uzunca bir süre memelerimden oyalandıktan sonra parmağıyla belimi çizerek karnımdan kasıklarıma kadar indi. Ve benim kayışın kopma anı buraya kadardı.
Bornozumun arasına giren parmakları ıslaklığımı okşarken kafamı geriye bastırdım, "AHH! GÖRKEM... Görkem..." Ona çoktandır hazırdım ki bile isteye bu işkenceyi sürdürüyordu sanki. Kendimi kastığım sırada ne ara bornozun kuşağını çözmüş ve beni tamamen çıplak bırakmıştı anlayamazken bacaklarımı kırdırdı ve iki bacağımın arasına girerek bu kez göğüslerimi mahveden dudakları kadınlığımı mahvetmeye başladı.
Dayanamıyordum.
Fazlaydı çok fazla...
"Ahh, Görkem... GÖRKEM!"
Ellerimle saçlarını sıkarken, kafasını anlık geri çekti ve, "Söyle! Söyle adımı!"
Başımı eğdim. "Beni delirtiyorsun!"
"Sen bir de benim gözümden görsen... Kim kimi daha çok delirtiyor bir görsen!" Bakışlarım kısıldığında körük gibi inen ciğerim onun dokunuşunun artmasıyla daha çok inip kalkarken kriz geçiriyor gibi bacaklarım seğirmeye başlamıştı. Doruğa ulaşmak üzereydim, az kalmıştım ve...
O da bunu fark etmiş olacak ki bacaklarımın arasını terk ederek dizlerinin üzerinden doğruldu ve kendimi tamamen soyarak ayağa kalktı kıyafetlerini kenara atarken yeniden yatağa çıkarak üzerime yürüdüğünde bacaklarımın arasına girdi. Kırdığım bacaklarımı onun için daha çok açarak orayı görmesini sağladığımda bakışları kadınlığımı izledi ardından aletini tutarak okşadığında sesli yutkundum. Kalkmış oldukça sert görünen erkekliği ile bacaklarımı çekip sertçe içime girerken bazaya tutunarak ağzım aralandı ve kafamı geriye doğru bastırdığımda belim havalanmıştı. Göğüs uçlarımı emerken kalçasını bana doğru ittiriyor içimdeki sert hareketlerini sürdürüyordu.
"Ahh... Görkem!"
"Bebeğim!" Sonunda bana işkence çektirmeyi bırakıp göğüslerimi özgür bıraktığında içime sertçe vurup çıkmaya devam etti. Derinlerime köküne kadar aletini sokarken yatakta sarsıldığımızı biliyordum. Umarım alt odaya sesimiz gitmiyordur umarım.
"Bebeğim... Oh... OH! OF! Sikeyim! Siki-" Haşince içime girip çıkması hızlanırken birden beni belimden kavrayıp kaldırdı ve onun ensesine sarılmış halde üzerine oturduğumda daha da derinime inmiş gibi inleyerek tırnaklarımı omuzlarına sapladım. Kafamı geriye atarak kucağında ileri geri sarsılırken ona sarılmış haldeydim. İkimizin de kalça hareketleri hızlanırken birbirimize yapışık halde soluklarımızı dinliyorduk. Onun küfürleri kulağımdan eksik olmazken kirli konuşmasını seviyordum. "Amına koya-"
"AHH! AH!" Tırnaklarımı onun kürek kemiklerine daha derine saplarken gözlerimi anlık açtım ve aynadaki manzarayı görünce daha da ıslandım. Onun sırtı aynaya dönüktü ve ben onun kucağında onun bedeniyle bütünleşmiş halde kucağında inip kalkıyordum. Hareketlerimiz öyle hızlıydı ki libidom tavanı da aşmış şekilde daha fazlasını istiyordu. "Görkem... Daha hızlı! AHH! DAHA HIZLI YALVARIRIM!"
Hareketleri hızlandığında nefes alamayacağımı hissetmiş gibi inlerken, ağzım aralandı ve birden ensesinden tutup dudaklarımı dudaklarıma bastırdım. Haşin öpüşme ile başlayan sevişmemiz yine öpüşmemiz ile devam ederken birden beni yatırarak üzerime yatarken elleri yatağın başlığına tutundu ve sertçe kendini ittirip çıkarmaya başladı. Bu esnada asla dudaklarımız birbirimizden ayrılmıyordu. Erkekliğinin içimde seğirmek üzere olduğunu anladığımda çoktan patlayarak boşalmış, dudaklarımız birbirinden ayrılmıştı. Hareketlerim yavaşlarken vücudum sarsılırken uyarılıyormuş gibi hissediyordum kendimi. Geldiğimi anlamış gibi bu kez ağırca kendini sokup çıkarırken inleyerek omuzlarına tutundum ve ona doğru aktım. "Ah sikeyim... Sikeyim bebeğim. Koyayım sana. Oh... OH!" Yine eski hızına kavuşurken yatakla beraber içime doğru çarparken etlerin birbirine çarpışma sesi de yankılanıyordu ve...
"HAY AMINA-" diye küfrederek içime boşalan erkekliğin dinmesini bekledim. Saniyeler sonra üzerime kısmen yatarak bacaklarımı bacaklarımın arasına hapsetti ve boyun girintime yattı. Kolu çıplak karnım ile belime yarım sarılırken hızlı soluk alışverişlerini boynumda hissedebiliyordum. Gözlerini yumduğunu kirpiklerinin de tenime değmesinden anlamıştım. Ben de gözlerimi yumarken parmak uçlarım yavaş ve saki hareketlerle saç diplerini ve saçlarını okşarken yanağımı başına doğru yasladım. "Her seferinde..." diye boğuk ses işittim dakikalar sonra. "Bana böyle hissettirmeyi nasıl başarıyorsun?"
"Sen nasıl başarıyorsan ben de öyle..." diye cevap verdiğimde başını tenimden ayırmak istemese de ayırması gerektiğini anlamıştım, başını kaldırıp bana baktı gözleri. "Kalbimi, benliğimi, aklımı seninle kaybetmiş gibiyim. Öyle puslu, öyle havada ki... Akli dengem yerinde değil sayende."
"Uzun zaman sonra bu kadar romantiğiz. Belki de ilk defa."
Gözlerini yumarak gülümsedi ve yeniden boynuma yattı. "Sadece kalplerimiz değilmiş hasret kalan, tenlerimiz de varmış." dediğinde iç çekerek saçlarından öptüm. Duş almıştım ama yeniden duş almamız gerekecekti anlaşılan.
Ama öyle olmadı.
"Bu kadar çabuk değil," diyerek beni yeniden yatağa çektiğinde ki yeni kalkmıştım, bu kez üzerine yatan bendim. "Sev beni birazcık daha... nolur."
O böyle bana yalvarırken ben nasıl hayır diyebilirdim ki.
&
Sırtımda tüy dokunuşlar hissederken gözlerimi açamadım, o kadar rahattı ki yerim hafiften gerinip yastığıma sarılarak uykuma devam ettim. Ancak kulağımda onun sesi... "Güzel bebeğim..."
Bana rahat vermeyeceğini o an anlamıştım. Yeniden gerinip sırt üstü yattığımda gözlerimi araladım, onun beni izleyen yüzü ile karşılaştığımda gülümsemeden edemiyordum. Ne zaman bana bakışlarını yakalasam, içimde kelebekler uçuşuyordu.
Yıllar geçse de bende asla eskimezdu bu his.
"Görkem..."
"Günaydın."
"Günaydın."
"İyi uyudun mu?" Gözlerimi ovuşturup doğruldum yatağın içinde. Aslında daha uykum vardı, uyuyabilirdim ama saat kaç bilmiyordum. "Saat kaç?"
"On biri biraz geçiyor," dedi arkaya doğru uzanarak telefonuna bakarken. Kapatıp bana döndüğünde ona sırnaştım. Çıplak göğsüne başımı yasladığımda elleri saçlarımı buldu, usulca sevmeye başladı. Dün neredeyse saatlerce sevişmis, birbirimizin teninde kaybolmuştuk ve delicesine yorgundum.
"Hmm, uyumak istiyorum."
Çenesini sürttüğünü hissettim, gülüşüyle beraber. "Çok mu yordum seni?"
"Bir de soruyor musun?" dedim kafamı gram oynatmadan. "Nefes almadan su içer gibi saatlerce seviştim seninle... Bir zahmet yani."
"Bundan sonra her gece böyleyiz, şimdiden alışsan iyi edersin." Birden başımı göğsümden kaldırdım. "İnsanım ben ya!" Sırıttığını görünce ciddi olmadığını anladım. Omzuna yalandan vururken vurduğum elimi kavrayıp öptü. "Tamam bebeğim bir kaç gün mola veririz." Durdu, düşünür gibi yaptı. "Yok bir kaç gün çok. Birkaç saat diyelim."
"Allah razı olsun ya," diyerek kinaye ile konuştuğumda, "Hiç yoktan iyidir," diyerek devam etmesin mi... Üzerinden kalkıp yatağın diğer ucuna yattım, kolumu yastığın altına sokarken. Gözlerimi yumdum. "Gerekirse akşama kadar uyuyacağım ben. Rahatsız etme beni."
Gülümsediğini biliyordum, çok geçmeden arkamdan bana yaklaştığını da hissettiğimde çıplak omzumun üzerinde dudaklarını hissettim. Sonra... Sonra ne oldu ben de bilmiyordum.
Uyumuşum.
Gözlerimi araladığımda burnuma hoş kokular geliyordu. Kaşlarım çatılırken gözlerimi ovaladım ve arkamı döndüğümde dolabın önünde kıyafetleri yerleştiren sevgilimi gördüm. Şaşkınca ne yaptığına bakarken yatağın içinde doğruldum. Örtüyü üzerimde tutarken öyle gevşek tutuyordum ki göğüslerimin büyük bir kısmı meydandaydı. Bakışlarım makyaj masasının üzerindeki büyük tepsiye kayarken çift kişilik yemek olduğunu gördüm ve yeniden sevgilime döndüm. "Bebeğim?"
Yanıma geldi. "Sonunda uyandın," yanaklarımdan tutarak alnımdan öptüğünde, gözlerimi saliselik yumup açtım. "Uykunu alabildin mi nihayet?" Evet de diyebilirdim hayır da. Başımı yastığa koysam yine dalıp gidecekmiş gibi hissediyordum.
"Sayılır," dedim onun yeşillerine bakarken. "Sen ne yapıyorsun?"
"Sana yeni kıyafetler aldım," dediğinde şaşkınlıkla baktım. "Alışverişe mi çıktın?" Başını salladı. "Hadi kalk, daha fazla yatakta durursan dayanamayıp ben geleceğim yanına." Son cümlesiyle yerimden ışık hızı ile fırlarken kenarda duran bornozumu alacaktım ki bana engel olup sutyen ve külot fırlattı üzerime. Kıkırdayarak önünde giyindiğimde dolaba dönerek beyaz lacivert çiçekli göğüsten dekolteli elbiseyi alarak bana doğru döndü ve uzattı. "Bunu giyer misin güzel bebeğim? Üzerinde nasıl duracak merak ediyorum?"
Gülümseyerek elbiseye bakarken dudaklarımı dişledim ardından sakalından uzunca öpüp, "Oh.. Sen istersin de ben giymez miyim," diyerek elbiseyi aldım elinden. "Hemen geliyorum."
Banyoda giyinip saçlarımı da tararken makyaj yapmayıp sadece yüzümü yıkamış, nemlendirmiştim. Kaşlarımı da tarayarak elbiseyi üzerimde düzeltirken elbisenin göğüslerimi diri ve büyük gösterdiğimi farkettim. Dizimin biraz yukarısında bitiyor, belimi sıkı sıkı sarıyordu.
Odaya döndüğümde balkonda olduğunu fark ettiğim sevgilimin yanına giderken yemekleri iki kişilik beyaz sandalye ve masaya kurmuştu ve güneş batmak üzereydi ve yüzümüze vuruyordu. Başını geldiğimi anlamış gibi bana çevirirken donup kaldı. Gözleri üzerimi süzerken dudaklarımı dişleyip bıraktım. "Nasıl olmuşum?"
"Fevkalade."
Kıkırdayarak başımı eğerken onun yanıma gelmesiyle kaldırdım. Kolu belime sarılırken kendine çekti beni. "Her zamanki gibi çok güzelsin bebeğim," Burnumun ucunu öptü. "Boşuna güzel bebeğim demiyorum." Bir an ağzını burnunu sevmek istedim ama tek yapabildiğim kollarımı ona dolayarak sarılmak oldu. "İyi ki varsın iyi ki hayatımdasın, sen olmasaydın..."
Saçlarımda ellerinin dokunuşunu hissettim. "Olmasaydın diye bir şey yok bebeğim," Geri çekildim. "İkimiz de birbirimizin hayatındayız ve olacağız da."
"Hep mi?"
"Hep."
Ardından beni çekerek masaya getirdi. "Acıktık bence yemek yiyelim hım?" Haklıydı karnım sabahtan beri guruldayıp duruyordu. Benim için sandalyemi çektiğimde ona gülümseyerek oturdum ardından başımı kaldırdığımda alnımdan öperek arkamdan çekildi. Karşıma geçerek o da yerini aldığında yemeğe başlamıştık. "En önemli şeyi unuttum," diyerek içeri gittiğinde çatal ağzımda kalmıştı. Merakla onu izlerken çok geçmeden elinde şarap şisesi ile balkona döndü. Havaya tutarak, "Bunu." dediğinde gülümsedim.
Kadehlerimizin yarısına kadar koyduğunda havaya kaldırıp tokuşturduk, gülümseyerek birbirimize bakarken yudumladık. İki yudum alarak bıraktığımda dudaklarımı yaladım. Yeniden çatalı elime alırken, "Hatırlıyor musun?" dedim çatalıyla lokmasını ağzına atıp çiğnemesini izlerken. "İlk kez seninle beraber içmiştim." Gülümsedi.
"Ama senin benimle ilk içişin değildi."
"Asker arkadaşlarımla meyhaneye gitmiştim orada rakı içmiştim biliyorsun."
Dudaklarımı büzdüm. "Yine de bu ilkinin de benimle olmasını isterdim."
"Kıskanç mıyız?"
"Yok benciliz diyelim." Kadehi kavradım. "Yani sencilim."
Dudakları genişledi. "Her şeyim seninle İdil, iklerim, hislerim, kalbim... Bana sordular biliyor musun? Her an her saniye berabersiniz her şeyini biliyorsun, sıkılmıyor musun, sıkılmaz mısın diye. Bende de durdum baktım şöyle." Dirseklerini masaya koyup bana doğru eğildi. "Hayır dedim o kadar çok sıkılmıyorum sıkılmadım ki... Aksine hep eksik dedim. İdil olmadan benim anlarım, saniyelerim eksik. Bir yere gittiğimde İdil de burda olsaydı görseydi diyorum. Yeni bir şey yediğimde İdil de bundan yemeli mutlaka diyorum. Yeni bir şey öğrendiğimde," Nefesimin kesikleştiğini hissettim. Kalbim gümbür gümbür atıyordu. "İdil ile paylaşmalıyım bunu, o da öğrenmeli diyorum." Elime uzandı. "Ve hâlâ da sıkılmadım, ben ondan ömür boyu sıkılmam diyorum."
Gözlerimin dolduğunu hissettiğimde başımı çevirdim. "Ağlamanı bile sakınma benden İdil. Ne gözyaşın ne gülüşün hiç biri eksik olmasın istiyorum bende." Yutkunduğumda dudaklarımı büzdüm ve yerimden kalkarak onun yanına gittim. Bir bacağına oturup sımsıkı sarıldı, anında kabul etti kolları beni. Hiç bir şey demeden sarıldım ona sımsıkı ve o da anladı beni.
Ne kadar zaman geçti bilmiyordum ama ona sarılmaya devam ediyordum. "İdil..." dedi sesini ve nefesini hissederken. "Bundan sonra burada yaşayalım mı?" Başımı kaldırdım gözlerine baktım nemli bakışlarımla. "Seninle beraber ev bakalım mı? Sahil kenarında." Gülümsemem genişledi. Hayalimi hayalimizi unutmamıştı.