17.Bölüm

1983 Kelimeler
"Olur," dedim gözlerim dolu dolu iken başımı sallayarak. "Olur seninle eve de çıkarım, burada da yaşarım." Elim sakalını okşarken bana sarıldı, başını göğüslerimin üzerine koyduğunda nefesini hissettim, huzurla gözlerimi anlık yumup açtım. Güneşin batışını seyrettim. O buradaydı, yanımdaydı, sadece ikimizdik daha ne isterdim. "O zaman hemen gidelim," dediğinde şaşkınlıkla ona baktım. Başını kaldırıp bana çevirdi, alttan alttan heyecanla baktığında ne diyeceğimi bilemedim. "Hemen mi?" "Hıhım." "İyi de saat geç," kolumdaki saate baktım. "Olmadı mı?" Dudaklarını belki anlamında büzdü, "Bakalım yine de. Açık yer bulursak şansımızı deneriz." Dudaklarım kıvrıldı. Öne doğru düşen saçlarını geriye doğru tarayarak alnını açtım. "Doğru söyle, ne zamandan beri aklındaydı?" "Senelerdir bebeğim," dediğinde dudaklarını sıktım avucumla. "Öyle değil seni akıllı," İç çekerek, "Aklına tekrardan nasıl düştü? Üzerinden seneler geçti ya." "Bizim hayallerimiz eskimedi İdil, dün gibi aklımda her şey," Geriye verdi sırtını elini bacağıma koyarken. "Sadece buraya gelince netleşti. Kafamda düşündüm, tarttım. Burada yaşayabiliriz dedim, burada evlenebiliriz, belki çocuklarımız burada doğar." Çocuğumuz değil, çocuklarımız. "Ya..." "Ya." Gözlerim dolarken anında kendimi tutamadım çünkü o istemiyordu ondan gizlenmemi. "Ya çocuğumuz olmazsa?" Durdu, "Neden olmasın?" yerinde dikleşti. "Benim bilmediğim bir şey mi var yoksa?" gözlerinde gördüğüm telaş gülümsetirken saçlarını yeniden taradım. "Yok ya hemen endişelenme öyle." dediğimde rahat bir nefes aldığını gördüm. "Nasıl da ödün koptu her şeyimi bilmediğini sanarak?" "Kopmak ne ki..." Soluklandı. "Ya her şeyini bilmiyorsam diye... Neyse." Yanağından kavrayıp kendime çevirdim, "Bak bana. Senden asla ciddi bir şey saklamam. Hele bu sağlık ile alakalıysa asla. Şimdi sen de söz ver bana. Eğer sağlıkla ilgili ciddi bir durum olursa ilk yapacağın şey gelip bana söylemek olacak, bir saniye bile saklamadan, bir saniye bile tereddüt etmeden. Anlaştık mı?" Artık bakışlarımdan ne kadar ciddi ve kararlı olduğumu mu gördü nedir başını sallayarak şakaya vurmadan onayladı. "Söz bebeğim." Bebeğin ölsün sana, dedim içimden. yeniden ona sarıldığımda bu kez ikimiz de manzaranın seyrine dalmıştık. Yemek üstüne sohbetten sonra, Görkem, bana amcasının ailesi ile tanıştırmak istediğini söylediğinde bu kez karşı gelmedim. Saat sekize geliyordu. Otelin lobisine inerken canlı müzik sesi işitiliyordu. Haftada bir gece, küçük bir müzik grubu otelin barında gösterim alıyordu. Barı otelin bahçesi ile otel arasında açık havada yapılıyordu. İçkilerin servis edildiği yer üstü kapalı tabure ve tezgahlardan oluşan yarım u şeklindeyken müzik alanı açıktı. Kalabalıktı hayli. Az kişi olur diye düşündüğümde Görkem bana otel dışından da insan kabul ettiklerini söylemişti. Otele özel olsa daha iyi olurdu ama bu amcasının yani yönetimin bileceği işti, bir şey diyemezdim. Çoğunlukla genç hatta üniversite öğrencisi odluğunu tahmin ettiğim topluluk vardı. Bir kaç grup arkadaşlarıyla beraber gelmişti. Herkes çılgınca eğleniyordu. Hareketli müziğin ardından slow bir şarkıya geçildiğinde Görkem duraksadı, elimi elimden ayırmadan beni pistin ortasına doğru çekti. "Görkem..." dedim etrafa bakarken. Herkes dans etme moduna geçmişti. Bir çok çift yavaşça salına salına dans ediyordu. "E hani amcanlara gidecektik?" "Gideriz acelemiz ne," dedi ve ardından beni kendine çekti. "Benim canım seninle dans etmek istiyor." Dudaklarımda tebessüm yeşerirken elimi omzuna koyarken diğer elimi de onunla birleştirip diğer çiftler gibi dans etmeye başladık biz de. Gürültü de bariz bir azalma olmuştu ama uğultu devam ediyordu. Şarkının sözleri dans ritmimizle eşlik etmeye başladı. Müzik yeniden değişince, bizim de dansımız bitmişti. Yanağından öperek ona teşekkür mahiyetinde baktığımda gülümseyerek burnumu sıktı, ardından elimi bırakmayarak pistten çıkarak yürümeye başladık. Masalardan birine selam verdiğinde kuzeni Sırma ve Ali olduğunu gördüm. Onları tanımıyordum henüz, Ali başıyla sakince sallayıp telefonuna dönerken Sırma da ağzından pipeti çekerek bize gülümsedi el salladı. Aralarında iki yaş varmış. Ali daha büyüktü Sırma'dan. Okumuyordu, otelde babasına yardım ediyordu ve amcasının oğlunu çalışanlardan ayırmadığını, hakkı neyse onu aldığını söylemişti sevgilim. Helal olsun demişti, bu devirde onca torpil göz hakkı varken Zahit Bey'in yaptığı büyük dürüstlüktü. Eşi ise tam aksiymiş. Görkem yengesi ile yıldızının yıllardır hiç barışmadığını söyledi. Nedenini ben de bilmiyordum. Havuz başında oturan diğer masalara baktığımda otelin bu kısmı daha çok orta yaşlı insanlar için ayrılmış gibiydi. Burada da bar vardı ama daha çok servis barı gibiydi, içki vs görememiştim. Taburelerde bize sırtı dönük oturan Zahit Bey'i gördüğümüzde Görkem elimden çekerek beni, o tarafa doğru yönlendirdi. "Amca?" dedi vardığımızda. Adam elindeki tükenmez kalemi hesap defteri diye tahmin ettiğim defterin üstüne koyarken bize döndüğünde yüzünde güller açtı sanki. "Oo yeğenim, nasılsınız?" "İyiyiz amca," dedi Görkem yandan bana bakış atarak. "Bir uğrayalım dedik, hem İdil'i de bizimkilerle tanıştırmak istiyordum." "Tanışalım tabi oğlum, hatta yemek yiyelim bir akşam beraber." Görkem başını salladı. "Ne iyi olur." "Bizim hanımla da tanıştı mı gelinimiz?" diyerek muzipçe gülerken bana da baktı. Gelinimiz mi? "Yok henüz değil." "Seval yengenizden sorulur bu işler." Elini Görkem'in omzuna koydu. "Diyorum ki, sizin düğünü bizim otelde yapalım." Yutkundum. Bize soruyordu sormasına ama... "Amca, buna siz değil de biz karar versek." dedi Görkem kibarca. Ah benim sevgilim, canım sevgilim. "Eğer İdil de isterse burada yapmak istersek size sorarız." "Sormana gerek yok oğlum, burası nasıl benimse aynı zamanda senin." durdu. "Sana verdiğim kart yeterli değil mi?" dediğinde şimdi anlamıştım değirmenden gelen suyun nedenini. Bana aldıkları, ev bakalım mı demesi... Normalde benden para kabul etmezdi ama amcasının kartını kullanıyordu. İçten içe bozulmuştum. Tamam benim param sadece benim param servetim olmayabilirdi ama ne vardı bir kere kabul etseydi ne olurdu. Görkem bu soruyu beklemiyormuş gibi alelacele bakışları beni bulurken tedirginlikle yanıtladı. "Evet amca sağ ol, ama biliyorsun ki borcumdur. Otelde çalışmama karşılık." "Hiç istemiyorum oğlum ama-" "Aması yok, Ali'ye nasıl yapıyorsan bana da aynısı. benim ne farkım var." Adam anlamış gibi başını sallasa da bunu hiç istemediği belliydi. "haklısın. Birkaç gün dinlen o halde, acelesi yok." "Zaten başlasam bile hemen izin isteyecektim," heyecanla bana bakış attı. amcasının sorgu dolu bakışları üzerimizdeydi. "Biz, İdil ile ayrı eve çıkacağız." dediğinde gülümsedim. Amcası bozulur gibi durduğunda, "Daha ilk günden rahat ettiremedik mi sizi?" "Estağfurullah amca olur mu hiç öyle şey?" dedi sevgilim. "Aksine her şey harikaydı ama biz özel bir yerimiz, evimiz olsun istiyoruz." "Anladım oğlum anladım, o zaman yarından tez evvel benim tanıdıklara da sorayım." dediğinde, "Yok amca. Dediğim gibi sağ ol ama biz kendi çabamızla yapmak istiyoruz. Gerekirse yardım isteriz." Amcası iyiden iyiye bozulurken o sırada ileriden üniforması içinde garson çocuk Zahit Bey'in adını söyledi. "Ben geliyorum çocuklar," diyerek yanımızdan ayrıldığında sevgilim ile yalnız kaldık. Ona döndüm. "Bana neden söylemedin?" "İdil-" "Benden senelerce bir kuruş bile kabul etmedin sen." Ellerimi kaldırıp indirdim. "Ama şimdi görüyorum da o zengin amcanın kartlarını harcayabiliyorsun." Elimi kavradı tutunarak. "O zaman başkaydı şimdi başka. Ne olur beni de anla." "Ben seni anlıyorum hiç merak etme," diyerek elimi ondan kurtardığımda kollarımı bağladım göğsümde. "Bebeğim..." diyerek yanıma sırnaştığında o sırada bir kadının bize doğru gelmesiyle aramıza mesafeler girdi. "Görkem?" Görkem arkasını döndü ve yüzü asılır gibi oldu. "Yenge?" yine de benden bir adım bile ayrılmadı aksine aramızdaki mesafeyi kapatarak avucunu belime koydu. Kadının tuhaf bakışları bana uğrarken oralı olmadım, "Hoş geldin." dedi Görkem'e dönerek. "Hoş bulduk." diyen sevgilimin tok sakin sesine iç çektim. "Seni beklemiyorduk seneler sonra?" diye sorduğunda kadının neyden bahsettiğini anlamamıştım. Bunu da sonra konuşmak için rafa kaldırdığımda, "neden yenge?" diye sordu sevgilim. "Gelmemem için bir neden mi var?" "Hayır yok, amcanın yeri sonuçta." Bana döndü. "Sen de hoş geldin kızım." "Hoş bulduk." "Adın neydi?" "İdil." Kadın başını salladı. "İdil... Görkem'in nişanlısı oluyorsun sanırım." Başım ona çevrildi. nişanlım mıydı sahiden yoksa... "Yakındır yenge. İdil, henüz nişanlım değil." "Ama aynı odada kalıyorsunuz? Evlenmeyecekseniz hiç yakışık almaz bu durum." Kadın çocukluktan beri beraber olduğumuzu, birbirimizin kaderi olduğumuzu üstelik sayısız kez seviştiğimizi biliyor muydu acaba? Sanmam. "Biz bunu sorun etmiyoruz, sen de etmesen iyi edersin." Elimden kavradı sevgilim. "Hadi İdil." yutkundum. Kadın ile son kez bakışırken başımı eğdim, ardından oradan uzaklaştık. Otelin içine girdiğimizde onu durdurdum. "Sorun ne?" İç çekti bana dönerken. "Sorun o kadının üslubunun hiç değişmemesi." sinirleri bozulmuş gibi gülümsedi. "Bende medet umuyorum, bir insan yedisinde neyse yetmişinde odur hiç değişir mi?" "Senin sinirlerin bozulmuş sahiden," dedim elimi omzuna koyarak. "bunu da mı bana anlatamayacaksın görkem?" Elimi öptü. "Anlatacağım bebeğim anlatacağım ama şimdi ne yeri ne zamanı. Söz. Gözlerindeki kırgınlığını da alacağım senin." dediğinde yutkundum, burukça gülümsedim. "Beni nasıl da iyi tanıyorsun, oscarlık oyun sergilesem bile gözlerimdeki bir his bir bakış yeter sana." Gülümsedi burnuma sahte bir fiske atarken. "Aynen öyle." "Odaya çıkalım mı?" dedi ardından yanağımı öpüp geri çekilirken. "müzik başımı ağrıttı." Başını ağrıtan başka şeylerdi biliyordum ama yine de üstüne gitmedim. "Olur sevgilim ama yine de senden bir gitar performansı beklerdim." Merdivenleri çıkarken adımları duraksadı. "Gitar mı?" "Hıhım. Ayrıca keman da. O bana şarkı söyleyen sesini özledim." "Sen iste konser veririm." Başımı eğdim. "Ya Görkemm...." "He bebeğim he yavrum." yanağını sıktım itekleyerek. "Seni ısırırım." Bakışları alevlendi. "Isırsana?" Hiç beklemediği anda yüzüne yaklaşıp yanağını ısırıp bırakırken kıyamayıp elimle ovaladım ve öpücük kondurdum üstüne. Bakışları hayranlık ile dolarken beni kendine çekti ardından kucakladı. "Sen bana zararsın, hem aklıma hem kalbime." Gülümseyerek başımı boynu ile omzu arasına yerleştirdim. O da çok farklı değildi. Odaya geldiğimizde karanlık karşıladı bizi. Yine de beni çok hareket ettirmeden kapıyı ayağı ile kapatarak kartı yerine taktı, ardından yatağın içinde olan özel aydınlatmalar ve tavan aydınlatması yandı, loş ışık yaysa da fazla oldukları için gözümü almışlardı. Kafamı iyice boynuna gömdüm ve o da ışıkları kapattı. Sadece ay ışığı süzülüyordu yatağa. Beni yatırıp ayakkabılarımı çıkarırken örtüyü üzerime çektiğimi hissettim. Az önce gayet dinçken birden yorgunluk çökmüştü üzerime niye bilmiyordum. şakağımda dudaklarını hissettim. aradan birkaç dakika geçmiş olmalıydı ki yatağın çöktüğünü, arkamdan bana sarıldığını hissettim. "Görkem..." dedim mayışmış sesimle. "Seni çok seviyorum... Biliyorsun değil mi?" "Biliyorum." dedi ama o seni seviyorum demedi. Birden ona döndüm. Şimdi yüz yüzeydik. "Sen de söyle." Saçımı attı kulağımın arkasına doğru. "Neyi?" "Seni seviyorumu işte." "Cık." "Ne?!" diyerek dirseklerimin üzerinde doğrulduğumda bozgun yüz ifademle baktım. "Ya desene..." Dayanamayıp gülerken sırıttı. "tamam tamam," hala gülüyordu! "Nasıl hissettiriyormuş bakalım?" "Ya sen intikam mı aldın şimdi?" "Yoo, denedim sadece. bir gün ilgi vermezsem ne olur diye. Anlaşılan çok şımartmışım seni." Doğrulup sırtımı başlığa verdim. "Komik değilmiş şakan. Bir daha olmasın." Gülerek o da benim gibi sırtını başlığa verirken aksine bana doğru dönerek yan yaslandı. Bir eli uzanarak saçlarımla oynamaya başlarken, "Ayıl diye yaptım." "Hı inandım ben de." Güldü. Bir kaç saniye sessizlikten sonra, "Yarın gideriz değil mi... Bugün geç diye hak verdim ama-" "Amcana dediklerin doğruydu yani? Aşağıda konuşulanlar?" yandan baktığımda iç çekti. "İdil beni bu konuda anlamanı bekliyorum, tamam anlıyorsun da biliyorum bunu ama regl olmadığından mıdır nedir bir alınganlık var sende." Haklıydı bir nevi. Durduk yere yükselip patlıyordum sanki. Yutkundum. "Her şey bir yana haklı olabilirsin evet ama, amcanın parasına ihtiyacımız yok," hevesle ona döndüm. "Ben de çalışayım. Birlikte birikim yapar çıkarız, başkasının parasını harcamamıza gerek yok." "O zamana kadar ne yapacağız bebeğim? Sadece ev almakla kalmayacak, mobilyadır faturalardır. Alışverişidir." "Devam ederiz yine. Hem kiraya çıkarız. Geçici süreliğine." "olmaz, ben seninle beraber ev alacağım. Sahil kenarında." "Görkem..." "Bir süre sadece. Amcamın benim üzerimde emeği büyük. Belki sana anlatmadım evet haklısın kırılmakta." Soluklandı. "Ama inan bana bebeğim, amcam çok başka. Onun benim için yaptıklarını ödeyemem. Kabul etmem de bu yüzden." Onu anlıyordum... Anlıyordum onu. "Benim birikimimi kullansak-" "Eminim baban şimdiye kadar hesaplarını kapatmış, yasal yolla seni silmiştir." dediğinde cümlenin acımasızlığı ile kalakaldım. "Haklısın..." diyerek geri çekildiğimde çenemden tutuldum yine onun tarafına çevrildim. "Lütfen bana kızma bu konuda. baban... Nasıl biri biliyorsun. Sana attığı o tokadı da diğerlerini de unutmadım. ben sineye çekemem. ve onun parasını da kullanamam." Söylediklerinde haklıydı. hem de çok haklıydı. Ben ona değil babama kırgındım. Bu konuda Görkem'i suçlamıyordum. Suçlamazdım da. "Senden yana kırgınlığım kızgınlığım yok, sadece," ellerimle oynadım. "Haklısın bozuldum öyle anlık. Alınganlık ettim." Bana sarıldı. Başını omzuma koyarken. "Beni anlamanı öyle seviyorum ki, bu konuda yalnız olmadığımı bilmek iyi hissettiriyor." Gülümsedim başımı ona doğru dayarken. Saçından öptüm. Ardından, "Duş aşacağım ben." dedim. "Sonra uyuyalım olur mu?" "Sevişmez miyiz?" Kıkırdadım. Üzerime doğru geldiğimde, "Off hayır..." dedim onu itekleyerek. Cidden yorgundum, yorgun hissediyordum. "Ne olur görkem bu gecelik ara verelim bari." dudaklarımdan öptü zar zor üstümden kalkarak. "Tamam bebeğim tamam," ellerini teslim olur gibi kaldırdı. "Bak bir şey yapmıyorum." bakışlarımı kısarak baktığımda güldü, güldüm. Yataktan kalkarak etrafında dolandım ve banyoya girerken elim kapı kolunda kaldı, gözlerim anlık kararırken yüzüm soldu ve elimle başımı tuttum. Etrafım simsiyaha bürünürken elimin ayağımın boşladığını fark ettim ve onun simini fısıldadım: "Görkem..." Yere düştüğümü hayal meyal anımsarken tek anımsadığım bu değildi, onun sesiydi. "İDİL!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE