Göz kapaklarım bir mezar gibi örtüldüğü yerden ayrılmamak için direnmeye devam ederken yüzümde ufak ıslaklıklar hissettim. Yüzüme sıçrayan soğuk ıslaklık önce alnımın sağ kenarına, ardından kirpiklerime ve doğrudan çenemin ucuna doğru bulaştı. İleriden tenime dağılan sıcak havaya rağmen, soğuktu hava. O, bir zamanlar televizyonlarda tırnaklarımın ucunu kemirip imrenerek baktığım büyük denizin eteğindeki gökyüzüne uzanacak kadar büyük yapılan apartmanlar şimdi baktığımda eskisi kadar gözlerimi kamaştırmıyordu. Ne çok severdim taşları suda sektirmeyi, onları yanımdaki sevdiğim insanlardan daha çok yüzeyde iz bıraktırmayı; kim bilir belki de yanımda suda oluşan dalgalanan görüntüyü benimle beraber izleyip konuşacak kadar basit olaylarla ilgilenen sevdiğim insanlar olmadığındadır bu içime çök

