BÖLÜM 16

749 Kelimeler
Okulun çıkış kapısının orada anneler ve çocukları dışında gördüğüm tek kişi vardı. O da...Özgür'e döndüm. "Özgürcüm güvenlikçi Rüstem Amca olsa olsa senin baban olur abin olduğuna emin misin?" Özgür kafası karışmış gibi bana baktı, sonra tekrar çıkışa baktı. "Abim az önce oradaydı, Rüstem Amcanın arkasında ama şimdi nereye gitti bilmiyorum." Bu ne biçim abi gelip kardeşini almıyor? "Abinin bir işi çıktı galiba," dediğimde yüzü asıldı. "Seni evine bizim bırakmamızı ister misin?" Gülümseyerek kafasını salladı. "Çok isterim Irmak abla." "Evin nerede biliyor musun?" Kafasıyla onayladı. "Yakın ki zaten abimle hep yürüyerek gidiyoruz." "Tamam o zaman hadi gidelim." Özgür'ün anlatmalarıyla gittiğimiz yol bizim eve çıkıyordu. Biran şüphelendim lan yoksa Özgür bizde yaşıyor da ben mi farkında değilim? Bizim evin arkasında bulunan siteleri gösterdiğinde teorimde çürüdü. Bizim evlerin aksine buradaki evler daha geniş ve güzeldi. Sanırım Özgür'ün ailesinin neden sürekli işi olduğu belliydi, zenginlerdi. Sıralı evlerden krem olan rengi işaret edip, "Bizim evimiz bu," dedi. Kapının önüne kadar götürüp elini bıraktım. "İçeri girersin sen, biz gidelim artık." "Teşekkür ederim Irmak abla," dediğinde gülümseyerek saçlarını karıştırdım. "Ne demek yakışıklı." Işıl'a dönüp, "Sana da teşekkür ederim Ece. Benim için buraya kadar yürüdün," dedi. Deminden beri ağzını açmayan Işıl diklenerek konuştu. "Senin için değil ablam dediği için yürüdüm ben." Bu kız kime çekmişti böyle? Bir çirkeflik, bir terslemeler falan. Kesinlikle bana benzemiyordu. Kesinlikle. "Neyse hadi biz gidelim Işıl." Özgür el sallayıp görüşürüz dediğinde bende aynı şekilde karşılık verdim. Oradan çıkıp kendi evimize geçtik. Mutfağa gidip evin sorumluluğunu üstlenen bir abla gibi yemek hazırladım. Yemek derken yumurta kırmaktan bahsediyorum tabiki. Işıl yumurtaya tuhaf tuhaf bakıp bana döndü. "Ben annemlerle yemek istiyorum." Demek mükemmel yumurtamı beğenmedin cimcime. "Sebep?" Elime ekmek alıp yumurtaya bandım. Yerken ağzıma gelen yumurta kabuğuyla öksürerek tükürdüm. Kabuğun yumurtanın içinde olduğunu nasıl görmemiştim? "Sebebi belli değil mi abla?" Masadaki peçeteyle ağzımı sildim. "Aman iyi be yemezsen yeme." Beceriksizce hazırladığım sofrayı toplayıp salona geçtik. Biz televizyon izlerken annemle babamda gelmişti. Yemek yedikten sonra odama çekildim. Elime aldığım test kitabıyla kısa bir bakışma yaşadıktan sonra ilk soruyu çözüp zirve de bıraktım. Telefonu elime aldım. Kimliksiz: Nereye kayboldun? Kimliksiz: Hey! Kimliksiz: Şişt fıstık çıkı çıkı. Kimliksiz: Bu saat oldu hala girmedin endişeleniyorum. Son mesajı 20 dakika önce yazmıştı ve saat şuan 22:09'du. Demek endişelendin seni gidi çılgın. Irmak: Endişelenmene gerek yok, iyiyim. Neredeyse mesajı göndermeden yazmaya başladı. Kimliksiz: Neredesin sabahtan beri? Irmak: Barda? Irmak: Sanki bilmiyorsun nerede olduğumu. Kimliksiz: Dershaneden çıktıktan sonra yazmadın. Irmak: Yazmak zorunda değilim. Kimliksiz: Ben senin neden yazmadığını biliyorum. Irmak: Öyle mi nedenmiş? Kimliksiz: Son mesajıma verecek cevap bulamadığından. Her şeyi de bil. Ama ne demiş Elif Irmak Ersay? Sonuna kadar inkar! Irmak: Alakası yok. İstesem bal gibi de cevap yazardım. Kimliksiz: İnkar etmene gerek yok Irmak. Cevap verememe sebebinin farkındayım. Irmak: Farkındaysan ona göre hareket et. Yani şair burada bidaha bana güzel şeyler söyleme verecek cevap bulamıyorum diyor. Kimliksiz: Bakarız. Irmak: Gösteririm ben sana bakmayı. Kimliksiz: Hemen bi tehdit aa benimgülün suçu ne? Irmak: Benimgül ne be? Kimliksiz: Sen şimdi adımı bilmiyorsun ya onun yerine benim yazdım. Irmak: Biliyorum ya Abdülrezzakhan. Kimliksiz: Emin ol o değil ;) Biran salladığım isim gerçek olacak diye korkmuştum. İsmi yazarken üşeniyordum birde sürekli telaffuz edemezdim. Irmak: Ney? Kimliksiz: Yok zurna. Irmak: Başladı gene espri olmayan esprilerine? Kimliksiz: O nasıl oluyor benim zekası gelişmemiş Mika'm? Irmak: Benim üzerimde şöyle aptal aptal sahiplenme ekleri kullanma basıcam engeli. Kimliksiz: Kullanmasam da basıyorsun. Irmak: Bastırtıyorsun. Kimliksiz: He he onu da ben yapıyorum. Hatta kendi kendimi de engelliyorumdur ben şimdi. Irmak: Bilemiyorum. Mallık düzeyine bağlı. Kimliksiz: Öyle bir düzey yok. Kimliksiz: Ama zekamın düzeyini tartışabiliriz ;) Irmak: Olmayan bir şeyi nasıl tartışacağız? Kimliksiz: Laf soktu kertenkele vur totoşunu yerden yere Irmak: Boş zamanlarında böyle şeyleri mi ezberliyorsun? Kimliksiz: Hayır ama sen boş zamanlarında laf sokmaya çalışıyor gibisin. Irmak: Öyle bir şey yapmıyorum. Kimliksiz: Merak ediyorum da beni bu kadar terslemene rağmen neden hala yazıyorsun? Evet ondan beklenmeyecek şekilde mantıklı bir soruydu. Bende bilmiyordum. Sadece boş vakitlerimde can sıkıntımı geçirtecek biriydi o kadar. Irmak: Yazmayayım mı? Kimliksiz: Tabiki yaz. Kimliksiz: Bana yaz. Kimliksiz: En çok bana yaz. Kimliksiz: Bana bana Abdülrezzakhan'ına. Kimliksiz: Yazması da baya zor oluyormuş he. Irmak: Saçmalamaya başladın gene gidiyom ben. Kimliksiz: Nereye? Irmak: Yatağıma. Kimliksiz: Yakıyor elimi ne zaman uzatsam yatağın soğuk tarafı Irmak: UFO'yla ısıt o zaman. Irmak: Hadi eyv. Kimliksiz: Her şey onunla ısınsaydı ben böyle üşüyor olmazdım, Mika. Irmak: Üzerine yorgan al? Kimliksiz: Dışımın üşümesinden bahsetmiyorum, içimin üşümesinden bahsediyorum. Irmak: Çay iç. Kimliksiz: Ulan iki dakika romantikleştirmiyorsun adamı hahshshjd Irmak: Karadenizli kızım ben romantizmden falan anlamam üşüyorsan çay iç için ısınsın. Irmak: Hadi eyv x2.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE