BÖLÜM 11

898 Kelimeler
Annem ve babamdan bugün için azar yedikten, ergen tribimi attıktan ve karnımı doyurduktan sonra tekrar odama çekildim. Canım odam bıraksalar günün 25 saatini burada geçirebilirim. Telefonu elime alıp mesaj kısmına girdim. Kimliksiz: Hey nerdesin? Irmak: Geldim. Kimliksiz: Hoşgeldin. Nasılsın? Irmak: İyiyim sen nasılsın Allah belanı vermedi mi hala? Kimliksiz: Verdi ya sen. Irmak: Benden bela değil Bella olur, güzel yani? Kimliksiz: O ne özgüven o. Irmak: Hee hani şu sende olmayan. Kimliksiz: Nerden biliyorsun bende olmadığını? Irmak: Ee ne adını söylemeye cesaretin var ne de karşıma çıkmaya. Kimliksiz: Yakışıklılığımı tartışmayalım istersen. Irmak: Görmediğim bir yakışıklılığı tartışamam zaten. Kimliksiz: Sende beni görmeye ne meraklıymışsın gülüw ;) Irmak: Ya ya sorma ölüyorum merakımdan. Irmak: Gülüw ne peki? Allahın krosu. Kimliksiz: Gülü dikensiz seni çikolatasız bırakmam. Irmak: Çikolata pek sevmem. Kimliksiz: Zıkkımın kökü var sevenmi? Irmak: Heh bak ona bayılırım işte. Kimliksiz: Git en imkansızı iste zaten. Irmak: Senin gibi. Oo Irmak vurdu gol oldu. İçten içe kendimi desteklemiyorum tabiki de saçmalamayın. Kimliksiz: Ben imkansız görmüyorum ;) Irmak: He he ondan. Irmak: Ben uyucam hadi sana kötü geceler. Kimliksiz: Sahiden kötü mü geceler? Irmak: ? Kimliksiz: Aşk olsun insan müstakbel kocasına göz devirir mi? Irmak: Sus yoksa engellerim. Kimliksiz: Beni böyle tehditlerle yıldıramazsın. yazıyor... yazıyor... Kimliksiz adlı kişi engellendi. Sus diyorum susmuyor. Engel yemek için elinden gelen her şeyi yapanı da ilk defa görüyorum. Yorganın altına girip gözlerimi yumdum hemen uykuya daldım. Sabah alarmın kulak tırmalayıcı sesiyle uyanıp birkaç yere sövüp -ebemin bacanağı dahil- elimi yüzümü yıkadım. Giyinip aşağı indim. Bizimkilere günaydın dedikten sonra çıktım. Otobüs durağına ilerlerken engeli kaldırdım. Gelen otobüse binip en arkaya geçip oturdum. Geçen cumanın aksine bugün bütün otobüsün krokisini çıkarmıştım ama yine de kimliksize uyan biri yoktu. Başımı cama yaslayarak müziği dinlemeye başladım. Ve her zamanki gibi telefonum titredi. Kimliksiz: Günaydın. Irmak: Günaydın. Kimliksiz: Ee napıyorsun bakalım? Irmak: Otobüsteyim dershaneye gidiyorum. Bugün seni göremedim. Kimliksiz: Hergün görüyordun ya bugün görmedin. Irmak: Ha ha ha çok komik. Kimliksiz: Bugün otobüste değildim şansına küs ;) Irmak: Olmayan bir şeye küsemem. Kimliksiz: Benim gibi çocukla konuşuyorsun ve şanssız olduğunu mu düşünüyorsun? Irmak: Evet. Kimliksiz: Bir de evet diyor utanmadan. Çarpılacaksın bak söylemedi deme. Dershanenin olduğu durağa geldiğimizde aşağı indim. Telefonu cebime atıp dershaneden içeri girdim. Sınıfıma çıkıp yerime oturdum. İçeri giren hocayla birlikte kafamı duvara sürtüp kıvılcım çıkartasım gelmişti. Sıranın altından mesaj yazmaya başladım. Irmak: Ders matematik kendimi jiletlicem ? Kimliksiz: Cetvelle? Irmak: Evet derse uygun olsun dedim. Kimliksiz: Daha çok gençsin yapma bunu kendine... Irmak: Tamam be hemen damara bağlama. Kimliksiz: Olur bağlamam. Kimliksiz: Neyse benim biraz işlerim var. Hadi bay. Irmak: Hadi bayan. Kimliksiz: Ben engel atamıyorum ama haksızlık! Irmak: Yiyorsa at? Telefonu kitleyip sıranın altına koydum ve hocanın tahtada çözdüğü soruları not almaya başladım. Sonuçta köye gitmek istemem. İlkay hoca bana dönüp alayla gülümsedi. "Irmakcım sonunda buraya ne için geldiğini hatırlamışsın." "Evet ders dinlemeye, hocaların laf sokmasını dinlemeye değil." Sınıftakiler kıkırdarken hoca bozulsa da bozuntuya vermeden tekrar tahtaya döndü ve yeni bir soru yazdı. "Hadi bakalım bunu da siz çözün." Sabahtan beri kendi çözüyor şimdi yazdı kazık soruyu hemen soz çozon. Soruyu deftere yazıp uzun uzun bakıştım. Bildiğim bütün işlemleri yapıp uzun bir uğraşın sonunda bulduğum sonuç 132'idi. "Hocam cevap 132 mi?" Hoca bana tuhaf bir bakış attı. "Irmak çözmeden önce soruyu okuduğuna emin misin?" Tahtaya dönüp soruyu okuduğumda hüsrana uğradım. Soruda çocuğun yaşı babasının yaşının kaç katı küçüktür diye soruyordu. "Hocam ben çocuğun ebesinin yaşını hesaplıyoruz sandım." Hoca sinirle bana baktı. "Irmak çabanı takdir ediyorum ama olmuyorsa zorlama." Sensin olmuyorsa zorlama. Heveslendireceğine hevesimi kursağımda bırakıyordu. Başımı tekrar sıraya gömüp telefonu elime aldım. WhatsApp da çevrimiçi olur olmaz yazmaya başladı. Kimliksiz: Sen çevrimiçi ben çevrimiçi niye beni takmıyorsun orman içi? Yazdığı cümleyi bir sürü sonra çözmemeye karar verdim. O orman içi adımın Irmak oluşundan gelmiyordur inşallah. Irmak: Hani işlerin vardı? Kimliksiz: İşsiz olduğum geldi aklıma. Irmak: Okuyor musun? Kimliksiz: Hayır ben yazıyorum ;) Irmak: Ne yazıyorsun? Kimliksiz: Direkt sana yazıyorum gülüw bu da soru mu? Irmak: İşsiz güçsüz adamsın ne diye yazıyorsun? Kimliksiz: Vay bee... Kimliksiz: Parasız sevgi olmaz mı? Kimliksiz: Sevgi neydi? Sevgi ekmekti, lahmacundu, çiğköfteydi. Irmak: Canım çekti be. Kimliksiz: Sevgiyi mi? :) Irmak: Hayır lahmacunu. Kimliksiz: Sabah sabah? Irmak: Evet. "Irmak!" Hocanın sesiyle irkilerek tahtaya döndüm. "Hemen o telefonu kaldırıyorsun!" Gözlerimi devirdim. İlk ders bitmiş, ikinci derse girmiştik. İkinci derste de telefon elimden düşmeyince hoca telefonuma el koymuş çıkışta vermişti. Çatlak kadın. Otobüsten inip evin yolunu tuttum. Anahtarla kapıyı açıp girdim, ardımdan kapattım kapıyı. Ev aynı sessizliğiyle beni karşılamıştı. Çantamı ve montumu portmantoya bırakıp salona geçtim. Koltuğa uzanıp televizyonda bir şeyler izlemeye başladım. Yarım saat sonra çalan kapıyla Işıl mı geldi diye düşünürek saate baktım ama o olamazdı daha vardı çıkmasına. Sallana sallana kapıya gidip açtım ve yine aynı manzarayla karşılaştım kimse yoktu. Bu sefer akıllılık yaparak direkt yere baktım. Beklediğim gibi bir poşet vardı. Alıp içeri girdim salona geçtim. Poşeti açtığımda içinden çıkan şeyle ağzım sulanmıştı. İçinde lahmacun vardı. Ve küçük bir not. 'Afiyet olsun, Mika :)' Telefonu elime alıp mesaj kısmını açtım. Irmak: Sen hep böyle yapacaksan ben bütün istediklerimi sana söyleyeyim. Peluş panda da borcumu ödemeyi teklif etmiştim kabul etmemişti. Karnımı doyuracaksa istediğim her şeyi ona söyleyebilirdim. Kimliksiz: Söyle. Irmak: Ben şimdi böyle afiyetle tıkınacağım canın çekmeyecek mi? Kimliksiz: Hayır :) Kimliksiz; -lahmacun- Kimliksiz: Çünkü beraber yiyor olacağız :) Çocuğun masası benimkinden düzenli tütütütü maşallah. Irmak: Beraber? Kimliksiz: Evet. Seni doyurup kendimi aç bırakır mıyım? Irmak: Aman aman bırakma hadi afiyet olsun. Kimliksiz: Afiyet bal şeker löp löp göbek olsun.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE