Işıl bana telaşlı gözlerle bakarken kaşlarımı çatıp yanında duran Özgür'e döndüm. Elindeki peçeteyle başını tutuyordu ve büyük ihtimalle orası kanıyordu. Hemen bakışlarımı kaçırdım ve cevap bekler bir şekilde Işıl'a baktım. "Abla içeri girelim söyleyeceğim. Özgür iyi değil! Baksana!" "Bakamıyorum gerizekalı!" Beni itekleyerek içeri girdikten sonra Özgür'ü de peşinden sürükledi. Kapıyı kapatıp onların ardından salona geçtim. Işıl, Özgür'le birlikte koltuğa oturmuştu ve başındaki yaraya bakıyordu. Çok anlar ya haspam. Bana döndü. "Abla yara iyleştirme çantasını getirir misin? Kafası kanıyor bantlayalım." Göz devirdim. "Streçleyelim istersen ha? Kızım niye annemin yanına gitmiyorsun? Belki çocuğun ciddi bir şeyi var." "Okuldan kaçıp hemen eve geldik. Sen iyileştirirsin diye hastaneye

