Uzattığı elini tutacağım sıra da aklına bir şey gelmiş gibi telaşla elini geri çekti. "Yani sen bana Ali de, zaten herkes bana Ali der. Gerçi bir daha nerede karşılaşacaksak değil mi? Belki düğünde falan," deyip güldüğünde anlamsızca suratına baktım. Ne düğününden bahsediyordu? İki dakika önce tanıştığım kişi şuan karşımda saçmalıyordu. Kapıyı yüzüne mi kapatsam? Özgür'ü buna emanet etmek ne kadar akıl işi bilemiyordum. Kafasını kaşıyıp toparlamaya çalıştı. "Ee şey tanıştığımıza memnun oldum yenge, saçmaladım biraz kusura bakma. Özgür'ü çağır da biz gidelim." Başta Irmak demişti, sonrasında yenge demişti, şimdiyse emir kipiyle konuşuyordu. Karşımdaki çocuğa dalmamak için zor tutuyordum kendimi. Nasıl olsa bir daha görmeyeceğim diyerek saçmalıklarını görmezden geldim. "Ben en iyisi Özgür

