Kimliksiz: Günaydın gülüw?
Irmak: Günaydın uçan ninja?
Kimliksiz: Bak şimdi sabah sabah oldu mu bu?
Irmak: Oldu.
Kimliksiz: Senin şuan ebene sövmen gerekmiyor mu?
Irmak: Neden?
Kimliksiz: Sabah erken kalktın ve mutlusun?
Irmak: Evet?
Kimliksiz: Doğru söyle Irmak'a naptın?!
Irmak: Benim✋
Irmak: Sabah kahvaltıda sarma yedim o yüzden mutluyum sanırım.
Kimliksiz: Yada aklına bana aşık olduğun geldi ve mutluluktan havalara uçtun?
Irmak: Sen hala uyanamadın herhalde rüya görüyorsunda.
Kimliksiz: Anca rüyanda mı diyorsun?
Irmak: Bilmem.
Kimliksiz: Önceden olsa tereddüt etmeden 'aynen öyle' derdin.
Kimliksiz: Doğru söyle bana aşıksın dimi?
Irmak: Bak bakayım sana aşıkmıyım.
Kimliksiz adlı kişi engellendi.
Uzun zamandır engellemiyordum bunu haketti.
Annem dün bayıldığımı öğrenince imana gelmiş ve geceden sarma sarmıştı. Sabahta pişirmişti ve kahvaltı yapmayan ben koca bir tabak sarma yemiştim.
Dershanede ilk ders matematikti ama İlkay olmadığı için dersimiz boştu ve bizde kantinde oturuyorduk. Mutluluğumun sebebi İlkay'ın gelmemesi bile olabilirdi. Yüksek bir ihtimal.
Masal, "Sen ne diyorsun Irmak?" diyerek bana döndüğünde telefonu masaya bırakıp ona döndüm.
"Sizi takmıyordum o yüzden neye ne diyorum?"
Göz devirdi. "Arif V 216 filmi vizyona girmiş, gidelim diyoruz sen ne diyorsun?"
"Dünkü buz pateni faciasından sonra mı? Yok kalsın."
"Sinema salonunda kafanı koltuklara geçirsen de bir şey olmaz merak etme."
Mert'in söylediğine ikisinin gülmesi üzerine onlara suikast planları yapmaya başladım. Salakları tanıştıran benim aynı zamanda dışlanan da benim. Where is the adalet?
"Siz sevgili olsanız ya? İkinizde de aynı mallıktan var çok yakışırsınız."
Masal'ın gülmesi anında kesilirken kızararak yerine sindi. Böyle yola getirirler adamı. Mert oralı olmadan kahvesini içmeye devam etti. Salak çocuk.
Telefonum titreyince elime aldım. Mesaj. Smsden.
Gönderen: Kimliksiz
Anladık aşık değilsin de engeli kaldır bari aşık etmeye çalışayım :)
Mesajına gülüp engeli kaldırdım.
Irmak: O biraz zor?
Kimliksiz: Zoru severim ama kendimi daha çok benimle iyi geçin havayı bozma
Irmak: Atiye mi dinliyorsun?
Kimliksiz: Yok lan.
Kimliksiz: Annemin işleri işte.
Kimliksiz: Ne kadar boş şarkı varsa dinliyor onun yüzünden dilime dolanmış?
Irmak: Annen Atiye mi dinliyor?
Kimliksiz: Kardeşim tek bildiği şarkı kanalını açınca annemde dinlemek zorunda kalıyor diyelim.
Irmak: Kardeşin Atiye mi dinliyor?
Kimliksiz: Ebemde dinliyor kim olduğunu öğrenmek ister misin?
Onu delirtmek hoşuma gitmişti. Yaşasın kötülüq.
Irmak: Terbiyesiz.
Kimliksiz: Sen nesin? Terbiyeli Tavuk mu?
Irmak: Tabi Popeyes da çalışıyorum.
Kimliksiz: Otur evinin hanımı ol kadın!
Irmak: Bizim evin hanımı annem.
Kimliksiz: Ondan bahsetmiyorum zaten.
Kimliksiz: Bizim evimizden bahsediyorum ;)
Irmak: Öyle bir ev yok.
Kimliksiz: Nasıl yok.
Kimliksiz;
-ev-
Kimliksiz: Var ya.
Evin güzelliğine lafım yoktu ama çok büyüktü ben evin içinde kaybolurdum.
Irmak: Kaç kişi yaşayacak bu evde? Bir ordu herhalde.
Kimliksiz: Futbol takımı kuracağımızı hesaba katarsak ordu diyebiliriz tabi ;)
Irmak: Pis sapık!
Telefonu kitleyip masanın üstüne bıraktım. Oradaki futbol takımını hepiniz anlamışsınızdır. Biraz fesat olun.
Yine sıkıcı bir dershane gününden sonra üçümüz çıkmış Mert'in arabasını park ettiği yere ilerliyorduk. Bundan sonra yeni otobüsüm Mert'in arabasıydı.
Aklıma gelen şeyle duraksadım. "Ben gidip kantinden su alacağım. Bu gereksiz," derken Mert'i gösterdim. "Arabayı doğru düzgün kullanmasını bilmediğin için midem altüst oluyor. O yüzden suya ihtiyacım olacak."
"Beğenmiyorsanız gelmeyin Irmak Hanım!"
Ona gözlerimi pörtleterek baktım. "Otobüse bindiğimde öğrenci kartı soran şoföre kimliğimi gösterip yaşımı açıkça belli ettikten sonra öğrenci fiyatı yerine kişi fiyatı vermek zorunda kaldım ve sen bir kişi fiyatı ne kadar olmuş biliyor musun?" Suratıma mal mal bakınca, "Bilmezsin tabi," dedim. "Altında araban var kıymetini bil. Anlayacağın; seni beleş bir mal gibi kullanmak varken otobüste işkence çekmeyeceğim."
Kurduğum dolambaçlı cümleleri o kafasında tartarken ben bi koşu kantine girdim. Suyumu alıp çıktım.
Yaylana yaylana yanlarına yürürken ikisinin hararetli bir şekilde konuştuğunu gördüm. Bir şey hakkında tartışıyor gibiydiler ama ne konuştuklarını duymuyordum. Biraz daha yaklaştığımda Mert'in Masal'a, "Bilmek Irmak'ın da hakkı!" diye çıkıştığını duydum.
Hakkımsa alayım yani nolmuş?
İkisinin yanında durduğumda susup bana baktılar. "Neyi bilmek benimde hakkım?"