Sabah hazırlandıktan sonra kol çantamı alıp aşağı indim. Bugün dershanede durmayacaktım o yüzden sırt çantamı ve içindeki test kitaplarını götürmeme gerek yoktu. Ama dershaneye gidecektim çünkü sürpriz olsun diye Masal'a nereye gideceğimizi söylememiştim ve onunla orada buluşacaktık.
Otobüsten indiğimde dershaneye doğru yürürken Masal'la Mert'in dışarıda konuşup gülüştüklerini gördüm. Kıza bak ben üzgün diye burda ponçik beynimi yorayım o keyfim keyif takılsın.
Yanlarına gittiğimde Masal'ın saçını karıştırarak bozdum. Yaşasın kötülüq.
Masal homurdanarak saçını düzeltti. "Sana da günaydın Irmak."
"Günaydın sarı kafa. Hadi gidelim."
Mert ortamıza geçip, "Gidelim," dediğinde kaşlarımı kaldırarak ona baktım. Onun yerine Masal konuştu. "Ben davet ettim sorun olmaz herhalde."
"Belki ağdaya götürücem seni niye bu gereksizi çağırıyorsun?"
Mert kaşlarını çatıp ukalaca gülümsedi. Ben buna 'biç pilis' bakışı diyorum. "Bu şahane yapıtın," derken boylu boyunca kendini gösterdi. "Öyle şeylere ihtiyacı yok ama sizin varsa bilemem."
"Elimin tersindesin yapıştırırsam görürsün şahane yapıtı."
Yalandan korkmuş gibi yapıp elini göğsüne koydu. "Tamam Irmak abla büyüksün vurma."
Ben göz devirirken Masal ciddi bir şekilde bana döndü. "Cidden oraya gitmiyoruz değil mi?"
"Maalesef hayır. Daha sıkıcı planlarım var."
Mert bir kolunu benim diğer kolunu Masal'ın omzuna atıp sordu. "Neymiş?"
Masal, onu görmem için hafifçe eğilip bana baktı. "Söyle artık daha sürprizi kalmadı," dediğinde, "Bence de," diyerek homurdandım ve Mert'in omzumdaki kolunu sert bir şekilde aşağı indirdim. "Buz patenine gideceğiz."
Sarı kafa, gereksizin kolunun altından çıkıp sevinçle boynuma atladı. "Süpersin!"
Geri çekildiğinde, "Herhalde öyleyim," dedim üstümdeki pançonun yakalarını düzelterek.
Şimdi diyeceksiniz bu kız kendini överken Mert'e neden kızıyor? Demediyseniz de ben demişsiniz varsayıyorum. Çünkü ben mükemmelim oysa değil yani bu da soru mu? Ehehhehehh.
Ben kendini içten söven dıştan öven biriyim. Yani kendime mükemmelim derken ciddi değilim ama Mert kendine yakışıklı derken ciddi. Bu da onu ukala yapıyor.
Bu konu da Asaf'la birbirimize benziyoruz sanırım. Asaf demişken onunda son mesajına cevap vermemiştim. Neyse bir ara yazarım.
Mert bana tuhaf tuhaf bakarken sordu. "Ağda yapmak eğlenceli ama buz pateni sıkıcı öyle mi?"
"Evet. Yolunurken çığlık atmanı izlemek keyifli olurdu."
Kahkaha attığında dershaneye giren birkaç kişi bize döndü. Yanımda ne diye dikkat çeken arkadaşlar barındırıyorsam?
"Birincisi ben çığlık atmam güzelim, ikincisi.." diyemeden kaşlarımı çatarak sözünü kestim. "Bana birdaha güzelim dersen kafan için çok güzel bir yer bulacağım."
Tehdit etmeye de bayılırım. Gerçekten sinirlenirsem çoğunu fiile de dökerim.
Şirince gülümsedi. Yani bence şirin değil ama o öyle düşünüyor gibi. "Ağız alışkanlığı."
Kaşlarımı çattım. "Sen her önüne gelene güzelim mi diyorsun?"
"Saçmalama tabiki de öyle bir şey yapmıyorum," dediğinde imana geldiğini düşündüm. "Kızların %90'ına falan." Cümlesine göz kırparak devam edene kadar.
Ağzımı oynatarak 'yavşak' dedim.
Masal sinirle araya girdi. "Benim için toplandığımızı sanıyordum ama konuşacaksanız gideyim ben."
Mert'i ittirip Masal'ın koluna girdim ve onu durağa yürütmeye başladım. "Tabiki senin için ayarladım bu buluşmayı sarı kafa ama şu gereksizi çağıran sensin."
Mert hemen arkamızdan seslendi. "Gelmemi istemediğini bu kadar belli etme."
"Malsın ya anlamazsın falan diye."
Mert cevap verecekken Masal ikimizi de susturdu. "İkiniz de çenenizi kapayın! Evdekiler yetiyor bir de sizin atışmanızı dinlemek zorunda değilim!"
Haklıydı. Hep şu Mert salağı yüzünden yoksa ben hiç laf atıyor muyum? Yoo.
O böyle çıkıştıktan sonra sessizce yürümeye başlamıştık. Mert arabayla geldiği için onunla gidecektik. Arabası olduğunu bile bilmiyordum ki o da sürekli getirmiyormuş zaten. Benzinine mi para yetiştiremiyordu acaba? Porsche olum boru mu?
Ama ben yıllarca Need For Speed oynamış biri olarak Mustang seviyorum. Bu yüzden babamın arabası Fiat Egea. Hayattaki şansım.
Dediğim yere geldiğimizde inip içeri girdik. Görevliyle konuşup ayakkabılarımızı aldık ve ücreti ödeyip pistin oraya geçtik. Ayakkabılarımızı giydiğimizde piste çıkanlara baktım. Evet buraya kadar her şey iyi hoştu da ben kaymasını bilmiyordum. Kendimi milletçe alkışlıyorum.
Buraya gelmeyi isteme nedenim sadece Masal'dı. Küçüklükten beri sevdiği tek aktivitenin bu olduğunu bildiğim için getirmiştim. İkimiz olacağımızı düşündüğümden öğretir diyordum ama şimdi işin ucunda Mert'e rezil olmak vardı. Kahretsin.
İkisi de bana dönüp neden gelmediğimi sorduklarında tuvaletim geldi diyerek geçiştirdim. Onlar kaymaya başladığında onları izledim. Masal zaten profesyoneldi ama Mert'in bu kadar iyi kaymasına şaşırmıştım. İkisi el ele kayarken sinsice sırıttım. Bunları baş göz mü etsem acep?
Onları izlemekten sıkıldığım için bende piste çıktım. "Nolcak canım çocuk oyuncağı," diye kendi kendime teselli verdim. Cidden 7 yaşındaki veletlerin kayması sinirimi bozmuştu. Çocuksun sen git sümüğünle oynasana.
Birkaç deneme yaptım ama hepsinin sonunda tırabzanlara tutunmaktan kurtulamadım. Tutunarak biraz kaydıktan sonra 'aman en fazla çanağı kırarım' diyerek ellerimi tırabzanlardan çektim ve kendimi buz pistine bıraktım.
Allah'ım kayıyorum!
Sevincim 4 saniye sürmüştü. 4 saniye sonra yere çakıldığımda dünyam tepetaklak oldu. Ciddi anlamda. Çanağımı kırmaya razıydım ama ben direk kafamı buz pistine gömmüştüm. Zaten pek yerinde durmayan beynim sarsıldığında bayılmama ramak kalmıştı. Gözlerim kapanırken tüm vücudumu buz kaplamıştı. Çünkü buz pateni pistinde bayıldım ne olmasını bekliyordum ki?
Bir yandan Masal'ın adımı çığırmasını işitirken diğer yandan birinin beni kucağına aldığını hissettim. Biraz önceki yerimin aksine sıcak bir göğüse çekildiğimde istemsizce oraya sığındım. Sonuçta bilinci yarı gidik bir baygınım ben tamam mı? Her şeyi yapabilirim.
Burnuma gelen kokuyu bir yerden hatırlıyordum. Öyle ki kim olduğunu anlamak için error veren beynimi zorlayarak ayılmaya çalıştım ama boş bir çabaydı. Bilincim tamamen kapanmadan önce geriye dudaklarımdaki mırıltı kaldı.
"Ömer..."