Yorgun olduğum için uyumuş akşam uyanmıştım. Babam akşam 6 gibi geldiğinde alışverişe gideceğimizi söylemişti. Normalde babamın arabası vardı ama dün bakıma vermişti ve pazartesi günü alacağını söylemişti. Bu yüzden markete yürüyerek gidecektik. Dönüşte poşet taşıyan bir ameleye ihtiyaçları olduğu için beni de yanlarına almışlardı.
Dördümüz marketten içeri girdiğimizde hemen bir araba alıp geniş marketin içinde sürmeye başladım. Gönül isterdiki içine bineyim biri beni sürsün ama nerdee?
Bizimkileri beklemeden ilgi alanım olan abur cubur raflarına gittim. Kendi stoğumu yaptıktan sonra sebze reyonunda olan annemlerin yanına döndüm. Onlar bir şeyler alırken bende telefonumu kurcalamaya başladım.
Kimliksiz: Hey adamım nasılsın?
Irmak: Adamım?
Kimliksiz: Bir şey dinliyordum da ordan aklımda kaldı neyse napıyon?
Irmak;
-market arabası-
Kimliksiz: Yarış arabasını süremeyince alışveriş arabasını sürmeye mi karar verdin?
Irmak: Yoo.
Kimliksiz: Alışveriş mi yapıyorsun?
Irmak: Yok halay çekmeye geldik markete?
Kimliksiz: Oo markette halay mı? Konum at geliyorum.
Irmak: Gel gel babam da öyle diyordu.
Kimliksiz: Babanla da tanışırım işte fena mı?
Irmak: Babamın tüfeği var ama yine de sen bilirsin.
Kimliksiz: Aa ben söylemeyi unuttum eltimi hastaneye kaldırmışlar hadi by.
Bu nasıl bir kıvırma şeklidir ya? Eniştem doğuruyor dese daha inandırıcı olurdu.
Irmak: Saçmalama gerizekalı senin eltin yok.
Salak cidden çevrimdışı olmuştu.
"Ah!" Önümden gelen sesle kafamı telefondan kaldırıp cebime attım. Arabanın dibinde kalçasını tutup sinirle bana bakan bir kız vardı. Sarışın kızı sima olarak bir yerden tanıyor gibiydim ama bilemedim de şimdi.
"Önüne baksana!" Sinirle başladığı cümlesi yüzümü görmesiyle değişmişti. "Aa Irmak?" Gülümseyerek yanıma geldi. Biliydim bir yerden tanıdığımı al işte kız adımı biliyor.
"Aa sen?" Kızın adını bilmediğim için sen demiştim. Napayım isim hafızam iyi değil.
Kız, az önce ona çarpan ben değilmişim gibi gülümseyerek bana sarılmıştı. Şaşkınlıkla ellerim iki yanımda dururken geri çekildi. "Hatırlamadın sanırım. Malum baya bir evrim geçirdim. Masal ben. Liseden. Kafası kadar gözlükleri olan hani."
Şimdi hatırlamıştım. 10.sınıfın sonlarına doğru bizim sınıfa gelmişti. O zamanlar yakın arkadaşım dediğim biri vardı onunla takıldığım için diğerleriyle pek takılmazdım ama o adı lazım değilin gerçek yüzünü gördükten sonra arkadaşlığımı bitirmiştim. Masal da o sıralar benimle arkadaş olmuştu. Fazla yakın olmasak da iyi anlaşmıştık, 12.sınıfın sonuna kadar da beraber takılmıştık. Liseden sonra herkes farklı yerlere dağılınca bizde konuşmayı kesmiştik ve o zamandan bu zamana dediği gibi baya değişmişti. Güzelleşmişti. Liseden çıkan herkes Adriana Lima oluyordu ben hala Adana Limanı gibi dolaşıyordum etrafta.
Gülümsedim. "Şimdi hatırladım. Cidden değişmişsin ama dış görünüş olarak onun dışında hala güler yüzlü ve sıcak kanlısın."
"Sende hala," Baştan aşağı süzdü ve gülümsedi. "Sensin işte. Soğuk nevalem." Evet taktığı saçma lakabı hala unutmamıştı. "Ee napıyorsun? Üniversite falan?"
"Ben ve üniversite? Hayır tabiki. Dershaneye gidiyorum."
"Bende," dediğinde şaşırmıştım. Çünkü Masal lise de zeki bir kızdı. Biraz daha konuştuğumuzda istediği bölümü tutturamadığı için gitmediğini ve aynı dershane de olduğumuzu öğrenmiştim.
"Irmak! Bize yetişmeyi düşünüyor musun?!"
Annemin uyarısıyla fazla oyalandığıma karar vererek hızla görüşürüz demiş, yanından ayrılmıştım. Gitmeden önce dershane de konuşalım demişti ama görürsem neden olmasındı.
Bizimkiler marketi boşaltmayı kafaya koymuş gibi hunharca alışveriş yaptıktan sonra kasadan geçip eşyaları poşetlemiştik. Hepsini alıp dışarı çıktık. Biz öküz gibi ağır olan poşetleri taşırken Işıl Hanım yalnızca ekmek poşetini taşıyordu. Canım ya kıyamam!
Eve yürüyerek 10 dakika da geldiğimiz yol bana 10 sene gibi gelmişti. Poşetleri salona attığım gibi bağırarak odama çıktım. "Bugün karılı kocalı bana iyi yüklendiniz. Bir hafta elleşmeyin bana uyuyacağım!"
Pijamalarımı giyip yatağa girdim telefonu elime aldım. Kimliksizin mesaj attığını gördüm.
Kimliksiz: Nerden biliyorsun olmadığını?
Irmak: Erkeklerin eltisi olmaz da ondan.
Kimliksiz: Bu doru mu?
Irmak: Cidden bilmiyor muydun?
Kimliksiz: Elti ne onu bile bilmiyorum abgshshsh
Irmak: Bilmediğin şeyleri niye kullanıyorsun?
Kimliksiz: Ne bileyim yazdım öyle aceleyle.
Irmak: Farkettim nasıl kıvıracağını şaşırdın. Lafa gelince yok evlenme yok bilmem ne hepsi tüfeği duyana kadarmış.
Kimliksiz: Tüfekten korksaydık karadenizli kıza sevdalanmazdık.
Kimliksiz: Dur kendi efektimi de yapayım; vay delikanlı gönlüm vay ben bu kurşunu yine mi yedim
Irmak: Gördük.
Irmak: Ayrıca sevdalanmak derken?
Kimliksiz: Irmak her şeyi şakaya vuruyor olabilirim ama bu konu da ciddiyim.
Güldük eğelendik şimdi zurnanın zort dediği yere mi geldik yani? İçten içe beni sevdiğinin farkındaydım çünkü öyle olmasa bana neden yazsındı? Yaklaşık üç haftadır konuşuyorduk ve bu süre zarfında bana bir kötülüğünü görmemiştim ama ben bırak sevmeyi onu tanımıyordum bile. Oysa beni sevecek kadar tanıyordu. Bir dakika!
Irmak: Şimdi sana bir soru soracağım kıvırmadan kaçmadan cevaplayacaksın tamam mı?
Kimliksiz: Tamam sor.
Irmak: Senin tabirinle bana ne zamandan beri sevdalısın?
Cevap vermedi önce, birkaç dakika bekledi, sonra yazmaya başladı.
Kimliksiz: 2 seneden hallice.