BÖLÜM 20

462 Kelimeler
Sabah mutlu bir şekilde dershaneye gitmiş ödevimi teslim etmiştim. Hem ödevi yapmış olmam hemde fazladan 2 sayfa daha olması hocayı baya şaşırtmıştı. Hocaya ne sandın moruq bakışı atıp yerime geçtim. Kimliksiz: Günaydın? Irmak: Geçcisin bugün. Kimliksiz: What dedin gülüw? Irmak: Erkencisin deniyor da geçcisin neden denmiyor? Irmak: Her neyse geç yazdın bugün ondan bahsediyorum. Kimliksiz: Uyuya kalmışım. Irmak: Niye dün akşam beşik mi salladın? Kimliksiz: Evet. Irmak...Sana söylemem gereken bir gerçek var... Irmak: ? Kimliksiz: Ben aslında bir babayım. Irmak: Sektir! Çok kibar küfrederim demiş miydim? Demediysem de görmüş oldunuz. Irmak: Dalga geçiyorsun değil mi? Kimliksiz: Hayır. Üzgünüm. Beni böyle de kabul eder misin? Kimliksiz adlı kişi engellendi. Ciddi olduğunu düşünmüyordum ama ciddi olduğu taktirde benimle böyle oynadığı için eşek sudan gelinceye dek onu dövmek istiyordum. Görürsem! Telefon titrediğinde ekrana baktım. Mesaj SMS'dendi. Gönderen: Kimliksiz Şaka yapmıştım engeli galdır gülüw. Engeli kaldırıp yazdım. Irmak: Salak mısın o nasıl şaka? Kimliksiz: Yüreğine mi indi kız? Irmak: Biraz daha devam etseydin sana bir şeyler inecekti ama neyse. Kimliksiz: Ne inecekti vahiy mi? Irmak: Hee vahiy. Tövbe tövbe ya. Kimliksiz: Demek bebem olsa beni kabul etmeyecektin aşk olsun gülüw. Irmak: Seni bu halinle kabul ettiğime dua et. Birde bebek diyor! Kimliksiz: Merak etme yüzde yüz bekarım üzerine gül koklamadım. Irmak: Ne koklarsan kokla umurumda değil! Aptal şakalarını kaldırmak zorunda değilim! Kimliksiz: Ovv anlaşılan sinirlendirdik küçük Mika'yı. Kimliksiz: Neyse ben ufaktan yaylanayım. Sinirin geçince konuşuruz. Irmak: Yürü git gereksiz! Kimliksiz: Koşarak gitsem? Irmak: Engel atsam? Kimliksiz: Tamam ya gittim elin ayağın rahat dursun. Hiçbir şey demeden çıktım uygulamadan. Bir dakika sonra tekrar titrediğinde bildirim çubuğundan okudum. Kimliksiz: Oh be bugün de engellenmedim şükür. Salak. Gülümseyerek telefonu cebime koydum, derse döndüm. Sıkıcı bir dershane gününü daha atlatmıştım ve çıkmıştım. Durağa doğru ilerlerken tanıdık o sesi duydum. "Irmak!" Gene mi? Yanım geldiğinde durup yüzüne baktım. "Efendim?" "Bugün seni bir kibar gördüm." "Şansını zorlama istersen." Mert yine o çirkin gülümsemesiyle gülümsedi. Belki de gülüşü bazılarına güzel gelebilirdi ama bilmiyorum bana itici geliyordu. "Haklısın. Şey diyecektim. İşin yoksa kafeye gidip çay içelim mi?" "Neden?" Sorduğum soruya biraz şaşırmış gibiydi. "Bilmem. Sohbet muhabbet falan?" Omuz silktim. "Neden çay?" Durağa geçip oturdum. Yanımdaki teyzenin tuhaf bakışlarına aldırmadan. Bendeki de ayak benimki de ağrıyor ne var yani? "İstersen başka bir şey de içebiliriz ama senin hergün kantinden çay aldığını görünce..." Röntgenci! "Seninle çay içeceğimi düşündün öyle mi?" "Yani neden olmasın? Aynı sınıftayız sonuçta arkadaş sayılırız." Bir gözüm otobüsün gelmesini beklerken diğeri Mert'teydi. "Seninle birlikte sınıfta 14 kişi var ve hiçbiriniz benim arkadaşım değilsiniz." "Yabanisin ondan olabilir mi?" "Hayır arkadaş canlısı değilim ondan." Otobüsün geldiğini görünce ayaklanıp akbilimi çıkardım. "Anlayacağın hayır, seninle bir kafe de oturup çay içmem." Otobüse binip onu arkamda bıraktım. Boş bir yer bulup oturduğumda cebimdeki telefonun titrediğini hissettim. Çıkarıp gelen mesaja tıkladım. Kimliksiz: O çocuğun etrafında dolaşması hoşuma gitmedi, Irmak.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE