BÖLÜM 21

658 Kelimeler
Irmak: Sor bakalım bu benim şeyimde mi ımm umurum! Kimliksiz: Her zamanki gibi umurumda değil diyorsun ama Kimliksiz: Umurunda olmaması umurumda değil! Kimliksiz: O ne saçma bi cümle oldu öyle. Irmak: Baya. Kimliksiz: Konuyu değiştirme. O puştla konuşmayacaksın. Irmak: Pardon? Irmak: Kimle konuşup konuşmayacağımı sana soracak değilim. Irmak: Ayrıca çocuğun ne puştluğunu gördün? Mert'i savunduğumdan değildi ama haksız yere çocuğa ithamlarda bulunması hoşuma gitmemişti. Kimliksiz: Sınıfa geldiğinden beri seninle muhatap olma peşinde bu da onu pekâlâ puşt yapar! Irmak: Sen nereden biliyorsun bunu? Kimliksiz: Bu önemli değil. Irmak: Benim için önemli! Cevap ver nereden biliyorsun? Kimliksiz: Dershane de bir tanıdığım var ondan biliyorum oldu mu! Demek küçük ajanın dershane de bu güzel bir ipucu. Sen hep böyle sinirlen de ağzından laf alayım ben niha. Irmak: Oldu. Kimliksiz: Son kez söylüyorum muhatap olma! Irmak: İstediğim kişiyle muhatap olurum, sen buna karışamazsın! Irmak: Ya kendine gel yada saçma sapan kıskanma triplerine girip bana yazma! Telefonu kitleyip cebime attım. Birkaç dakika sonra evimin olduğu durağa geldiğimizde indim. Eve girip kendimi koltuğa saldım. Biraz dinlenip saati geldiğinde Işıl'ı almaya gittim. Son günlerde Işıl'ın gözlerini yaşartacak performanslar sergiliyordum ama iyi oluyordu kafa dağıtıyordum. Eve geldiğimizde geçen seferki yumurta faciasından sonra dışarıdan pizza söylemiştim. Zenginliq. Annemler gelene kadar kardeşimin ödevlerini yapmış televizyon izlemiştik. Onlar geldiğindeyse yemek yiyip salona geçmiştik. Annem meyve dolu tabağı almış, ikimizin oturduğu üçlü koltukta onları soyuyordu. Babam her zamanki yerini almış yanımızdaki tekli koltuğa oturmuştu. Işılsa yere sehpanın dibine oturmuş, vücudunun yarısı sehpanın üzerinde kalacak şekilde yayılmıştı. Ve ailecek O Ses Türkiye'yi izliyorduk. Annem soyduğu elmayı dörde bölerek hepimize uzatmış son parçayı da kendine bırakmıştı. "Işıl derslerin nasıl annecim?" Oh bu sefer küçükten başlanmıştı sorguya. Işıl yayıldığı yerden toparlanıp heyecanla konuştu. "Hepsi pekiyi anne. Bugün öğretmenimizin sorduğu soruyu bi tek ben çözdüm diye öğretmenim bana kurdele verdi. Hemde pembe." Pembe kurdele mi? Hala var mı onlardan ya? İlk okul bebesi nolcak. Lise de görcem ben seni. Annem uzanıp kafasını öptü. "Aferin benim minik tavşanıma." Bana döndü. "Kızım senin? Gerçi dün gördük ama." Gülümsüyor musun sen Ahsen Başkan? Ah bi bilsen benim yapmadığımı... "Mükemmel kızının dersleri tabiki de mükemmel anne." "İyi iyi böyle devam et kuşum." Uzanıp yanağıma sulu bir öpücük kondurdu. Teşekkürler anne. Acilen lakap takmayı bırakmalısın. Kuşummuş. Yok güvercinim. En son ve zorlu sınava gelmişti sıra. Annem elindeki mandalinayı sinirli sinirli soyarken babama döndü. Babamsa televizyona bakıyordu. "Gökhan!" Babam başını çevirmeden cevapladı. "Efendim hatun? Bana da derslerimi sormayacaksın herhalde. Malum baya bir oldu ben o yollardan geçeli." Seni şakacı baba. "Dersler eski de kaldı ama çapkınlıklar hala o günkü gibi. Kimdi bugün odana giren o patlıcan saçlı kadın?" Ovv mevzu derin. Gözlerin. Hayır. Kırmızı saçların. Neyse konuyu saptırmayalım. Babam biranda ilgisini çekmiş gibi anneme döndü kaşlarını çattı. "Çocukların yanında ne biçim konuşuyorsun Ahsen?" Biz bilmiyoruz çünkü bunları. Yani ben biliyorum, Işıl bilmese de olur zaten şuan bizi takmıyor. "Ayrıca bahsettiğin kişi bir hastamın eşi." Annem kaşlarını kaldırdı. "Demek kadının saç rengini aklında tuttun. Sorar sormaz cevap verdiğine göre!" Ahsen 1 - Gökhan 0 Her türlü annem açık ara farkla yenerdi çünkü o bir kadın! Her zaman haklıdır. Onların atışmasını takip etmeden meyvemi yerken televizyona döndüm. Elinde gitarıyla şarkı söyleyen bir çocuk vardı ve bu bana birini hatırlatmıştı. Bizimkilere yatacağımı söyleyip odama çıktım yatağıma girip telefonu elime aldım. Kimliksiz: Tamam haklısın. Kimliksiz: Gülüw gene nereye kayboldun? Kimliksiz: Sensiz ben nefes alaamaam buralarda hiç duramaam tek başıma yanlız kalaaamam Kimliksiz: Kaldım ya la. Kimliksiz: Irmak? Irmak: Efendim? Kimliksiz: O kadar şey yazdım sadece son mesaja cevap vermen beni üzer. Irmak: O zaman ağla. Kimliksiz: Üğühühühühğüğü Kimliksiz: Ağladım mutlu musun? Irmak: Çook. Kimliksiz: Canım ya ne kadar çok seviyorsun sen beni öyle. Irmak: Dimi dimi. Kimliksiz: Neyse nasılsın? Irmak: İyi. Kimliksiz: Bende iyiyim sağol sorduğun için. Kimliksiz: Napıyorsun? Irmak: Yatışş. Kimliksiz: Paralel mi? Irmak: Yok ben amuda kalkıp yatıyorum. Kimliksiz: Büyük yetenek. Irmak: Tabi herkese nasip olmaz. Kimliksiz: Nasip kısmet bu işler. Irmak: Hangi işler? Kimliksiz: Evlenme işimiz ;) Irmak: Ben nasibimde hayırlısını istiyorum hıyarlısını değil. Irmak: O yüzden nah sana evlenmek.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE