Gözlerimi açtığımda dünya resmen başıma yıkılmıştı. Kafam bin parça, her yer dumanaltı... Sersemlemiştim, hem de nasıl. Tüm vücudum karıncalanıyor, damarlarımda gezen o uyuşturucu zıkkımı ruhumu bile uyuşturuyordu. Altımdaki betonun sertliği etime batıyordu; yatacak yer diye önüme bir karton parçası fırlatmışlardı, şaka gibi. Havadaki o leş gibi rutubet ve insanın iliğini donduran soğuk, nerede olduğumu yüzüme vuran ilk tokat oldu. O lanet olası amcamın ayağıma sıktığı an... O sahneler, beynimin içindeki o puslu havaya rağmen bir kor gibi taze ve netti. Ve ayağım... Allah’ım, o ayağım! Normalde acıdan yeri göğü inletmem gerekirdi ama ayağımda garip bir hissizlik vardı; sanki o bacak benim değilmiş gibi. Bir anlık korkuyla o cani herifin, Ferhat’ın ayağımı kestiğini falan sandım. Acı du

