Est quaedam flere voluptas... (Ağlamanın da kendine has bir zevki vardır.) Devran, telefonun o sinir bozucu sesiyle ve aşağıdan gelen gürültülerle yerinden fırladı. Gece yarısını çoktan geçmişti ama gözüne uyku girmiyordu ki... Aklı fikri Leyli’yi o delikten söküp almaktaydı. Karşısına kim çıkarsa çıksın, bu uğurda dünyayı yakmaya çoktan yemin etmişti. Asel, sadece birkaç saat önce vaktin geldiğini söylediğinden beri Devran’ın damarlarında öfke değil, bildiğin barut kaynıyordu. Tetiğe basmak, kan dökmek, o intikam ateşini söndürmek için yanıp tutuşuyordu. Bütün geceyi silahlarını parlatıp bıçağını bileyleyerek geçirmesi de bundandı zaten. Telefonu kaptığı gibi odadan fırladı, kulak kabarttı. "Asel?" "Devran, iyi ki uyanıksın. Çocuklar yolda, birazdan yanında olurlar," dedi Asel; sesi

