Belçim kendine gelip soğuk su ile elini yüzünü yıkadıktan sonra oda kapısının kilidini istemeyerek de olsa açıp yatağına uzanmıştı. Gün o kadar hırpalamıştı ki onu dayanılmaz bir şekilde uyumak istiyordu. Fakat daha gözlerini kapatamadan telefonu çalmıştı. Arayan Büşra’ydı. Genç kız hiçbir açıklama yapmadan “Sadece dinle,” demişti. Belçim hattın öteki ucundan duyduğu sesleri hemen tanıdı. An be an halası ile Meriç’in konuşmasına şahitlik ederken yattığı yerde boşta kalan sol eli yumruk oldu. Telefonu tutan eli de sinirden terlemişti. Telefonu kapattığında yalnızca “Geçecek…” diye fısıldadı. Çok az kalmıştı. Hislerinde yanılmıyorsa büyük çarpışma yakındı. * Yiğit tekrardan şirkete döndüğünde gözü hiçbir şeyi görmüyordu. Belçimle yaşadıkları o kısacık yakınlaşmadan sonra yaşananlar adam

