HELİN
Akşama doğru dakikalar geçmez olmuştu. Esra ile sahildeki restaurant'ta Ozan ve Ekin'i beklemeye başlamıştık. Benim ısrarımla yarım saat önce gelip buraya oturmuştuk. Heyecanlı ve gergindim.
Daha ne kadar bekleyeceğim diye düşünürken içeriye ilk Ozan girdi. Ardında da Ekin göründü. Onu gördüğüm anda kalbim hızlandı.
Size özlediğimden bahsetmiştim ama onu gördüğüm an o özlemin ne kadar derin ve korkutucu olduğunu anladım.
Ah kalbim.. uzun zamandır hasret kaldığım bu insan artık kanlı canlı buradaydı. Üzerine lacivert gömlek ve altına siyah pantolon giymişti.
Gözleri, parlak ve o kadar canlılar ki mavinin hangi rengi bu?
Bu şuh gözlerin içinde kaybolabilir bir insan. Ben kaybolmak ister miydim? Kesinlikle evet!
Ekin masaya geldiğinde ilk önce Esra'yı öperek selam verdi. Sonra yanıma gelerek bana sarıldı.
Gene çok güzel kokuyordu. Bende ona sarılırken tüm özlemimin yavaşça yatıştığını hissetim.
Yanımdaki sandalyeye geçti ve oturdu. Sonra kafasını eğerek 'Nasılsın? 'diye sordu. 'İyiyim. Sen nasılsın?' dedim. Ona mutlu bir gülümse verdim.
Gözlerimin içinin parladığını biliyordum. İtiraf etmesi zor hisleri kalbimden patlayacak gibiydi.
'Daha iyiyim' dedi. O da gamzelerini göstererek gülümsedi. Gömün beni o çukura..
Masada sohbete ederken yemeklerimiz geldi. Havadan sudan ve Ekin'in okulunu tamamlaması konusundan biraz konuştuk.
Ekin bu dönemden sonra duruma göre bakacağını söyledi. Ne yapacağına tam karar veremiyordu. Her şeyde düşünme aşamasındaydı.
Belki bir dönme askıya alma ihtimali vardı. Ya da sürekli işe gidip gelecekti. Bu durumda onu fazlasıyla zorluyordu.
Okan çatalıyla yemeğinden bir parça yedikten sonra 'Sizinkiler ne durumda? Evlilik konusunda baskı arttı mı ?' diye sordu. Sizinkiler derken ailesinden bahsediyordu.
Bu konunun açılmasını bekliyordum. Durumun ne olduğu konusunda çok meraklıydım. Ekin gerçekten evlenmek zorunda mıydı.
Ekin, bir yudum su aldı ve 'Gayet formundalar’ dedi ve sıkıntılı bir gülümsemeyle devam etti.
‘İdare diyorum merak etme. Hala savaştayım. Yenilmedim. Sıra umarım sana gelmez' dedi. Okan yerinde kıpırdanarak 'Sıra bana gelmeden bu işi halletmeyi düşünüyorum' dedi ve Esra'ya baktı.
Esra boğazını hafifçe temizledi ve konuyu değiştirerek 'Dönüş ne zaman ?' diye sordu.
Ekin 'Yarın sabah' dedi. Sonra bacağımın üzerinde ki elimin üzerine hafifçe elini koydu. Bu haraketini kimse görmemişti ama bende şok etkisi yaratmaya yetmişti.
Kendimi sakinleştirmeye çalıştım,
Ekin az önce ‘Eğer kalmam için bir sebep yoksa' demişti. Sonra elimi tutmuştu. Belli ki ona sebep miyim yoksa değil miyim öğrenmek istiyordu.
Pekala, sakin ol Helin.
Bu iş burada başlamadan bitmeli. Neden mi? Geçmişte yaşadıklarımın farklı nir versiyonunu yaşamak istemiyorum. Sebep bu.
Doğru olan bu.
Ayrıca onun için de sonuçta ailesi söz konusuydu. 'Ailen söz konusu tabi ki dönmelisin' dedim ve elimi yavaşça elinin altından sürükleyerek çektim.
Ekin gerildi ve kafasını başka tarafa çevirdi. Sert bir tavır sergilediğimi biliyordum ama buna mecburdum.
Esra bana kısa süreli kızgın bir bakış atsa da ne yapabilirim bu adamla sırf ailesi baskı yapıyor diye sevgili mi olayım evleneyim mi? Ne yapsaydım yani?
Zaten daha yeni bir adamın kurduğu hakimiyetten yeni kurtulmuştum. Birine daha sırf hislerim var diye nasıl göz yumabilirdim.
Bu gözlerin bana kinle nefretle baktığını görmek asla istemiyordum. Sonunda bu olacaktı. Bir gün bana kötü davranacaktı. Kalbimi kıracaktı. Beni incitecekti.
Bu güzel gözlerin bana öyle bakmasını istemiyordum. İstemiyordum işte. En azından unutmayacağım bakışları vardı. Bu bana yeterdi.
Ölürsek te aşkımızdan olsun, tutsaklığımızdan değil. Böyle düşünmek beni rahatlatıyordu.
Bana kötü davrandığını görmektense burada bitirmek doğru olandı.
Yemek bitince sessizce kalktık ve evlerimize gittik.
Esra içeri girer girmez 'Şuan sana öyle çok sinirliyim ki Helin ama bunu sabah konuşacağız' dedi ve üzerini değiştirip hışımla yatağa girdi.
Yatakta uzandım ve gözlerimi tavana diktim.
İç sesim ona koşmam için yalvarıyordu. Gidip Ekinle konuşmamak ve durumu düzeltmemek için tüm irademi kullandım.
Benim içinde bu durum zordu. Hatta çok zordu ama gene de korkuyordum. Her şeyden fazlasıyla korkuyordum.
Tekrara düşmekten korkuyordum. Bu kadar derin duygular hissetmekten korkuyordum.
Mete’ye eskiden aşık olduğumu sanıyordum. Ta ki Ekin ile karşılaşana kadar.. şu an bile biliyordum. Kimse ama kimse onun o dokunduğu yere bir daha dokunamaz.
Kaç saat düşüncelerimin sesini dinledim bilmiyordum. Sabaha doğru uyuyakalmıştım. Yaklaşık 2 saat sonra yandaki kapının açılıp kapanma sesiyle uyandım.
Adımları duydum. Bu Ekin olmalıydı. Gidiyordu. Ben ona kal diyemiyordum.
Gözlerime yaşlar birikirken göğsümün tam ortasına ayrılık acısı oturdu. Nefes alamıyordum. Bu adam beni işte tam olarak böyle etkilemişti. Geçeceğini söyleyerek kendimi telkin etmeye bile çalışmadım.
Çünkü bu asla geçmeyecekti,
O gitti bir daha geri gelmeyecekti. Bana elini bir kez uzatmıştı. Bende itmiştim.
Bir daha asla hissetmeyecektim bakışlarında ki sıcaklığı, bir daha hissedemeyecektim dokunuşundaki rahatlığı, bir daha asla böyle sevemeyecektim.
Bu kadar tamamlandığımı bir daha asla hissetmeyecektim.
Nefes almak için ayağa kalktım. Sonra dizlerim beni taşımadı ve yere düştüm. Esra sesimd uyanış olmalı ki kolları etrafımı sardı.
Hıçkırıklarımı kontrol edemiyordum. Bir süre böyle sarılı kaldık. Esra saçımı okşadı ve geçecek dedi.
Ben onun kucağında tekrar uykuya daldım. Uyandığımda Esra baş ucumdaydı.
Doğrulduğumda 'Neden bunu kendine yapıyorsun? Neden Ekin'e bunu yaptın? Anlamıyorum Helin? Gidip saçma sapan bir adamı sevdin. Mete adam bile değildi. Seni aldattı. Evet ama Ekin gibi birini sevemedin mi? Güvenemedin mi? Kalbini açmak bu kadar zor mu? Sadece gitme kal diyecektin. Adam tüm akşam bunu bekledi senden. Sen resmen defol git dedin. Tanıyamıyorum artık seni ben. Sonra ağladın. Çok üzüldüğünü biliyorum ama sebebini anlamıyorum’ dedi ve gözleri dolmaya başladı.
Ayağa kalktım karşısına geçtim 'Esra bilmediğin şeyler var. Ben bunu hak etmiyorum. O çok kusursuz ve bende onun bu kusursuzluğunu lekeleyemem' dedi.
Esra 'sırf seni aldatan bir pislik yüzünden sevilmeyi hak etmediğini düşünüyor olamazsın' dedi.
'Esra sadece bu değil sonrasında bana ya nefretle bakarsa yaşadıklarımı duyunca, ya gerçekten bunu hak ettiğimi düşünürse. İnanmıyorsun biliyorum ama yaşadım ben. O pislik adam beni öldürdü. Senin evinin önünde. Beni buldun ve baş ucumda ağlıyordun. Son nefesimde sen yanımdaydın. Sonra gözlerimi açtım ve burada uyandım. Şimdi psikolojik şiddetleri, aldatmaları her şeyi unut benim çocuğum vardı ve benden nefret ettiği için çocuğumu benden aldı’ dedim.
Bu yaşadığımın en acısıydı. Esraya baktım. Bana kafayı yemişim gibi bakıyordu. Gözlerimi kapattım. Sonra aklıma bir şey geldi.
‘Ne biliyor musun sana bunu ispatlayacağım. Geçtiğimiz hafta sonu teyzen büyük bir hastalığa kapıldı ve sen bu haberi normalde 2 hafta sonra alacaktın. Hadi ara sor ona 'dedim.
'Gerçekten artık ne dediğini bilmiyorsun' dedi. Israr ettim. Onu ikna edince telefonunu cebinden çıkartıp teyzesini aradı. 'Nasılsın teyze? Sağlığında bir sorun yok değil mi? ... Ne oldu teyze? Senin için yapabileceğim bir şey var mı? Merak etme söylemem.. görüşürüz seni seviyorum' dedi.
Telefonu kapattı. Sonra yatağa gidip oturdu. Kafasının karışık olduğunu biliyordum.
Gidip önünde diz çöktüm. Bana baktı. Sorma gözlerinden yaşlar akmaya başladı ve ben ona sarıldım. 'Anlattığın her şey gerçekti ve ben sana inanmadım. Anlayamıyorum Helin nasıl mümkün olabilir?' dedi.
Omzumu silktim 'berbat bir hayattı ve ben yeniden doğdum' dedim.