Bölüm.3. "Dönüm Noktası"

1145 Kelimeler
İnsan kendi kıyametini, kendi eliyle başlatır… Mahir, karısının elinden tutup gerdek için girdikleri odadan çıkarken, birden fazla şeyi aynı anda düşünüyordu. Evet, Güldeste’ye söz verdiğini de, onu evliliğe bu şekilde ikna ettiğini de biliyordu. Ancak bir yanı, duymaktan bile korktuğu şeyleri görecek olma ihtimalinden deli gibi korkuyordu. İçinde bir volkan patlayıp, ortaya saçılan lavlar acı verici bir yangın başlatmışken, karısının elini sıkıca tutuyordu. Sanki o eli bir anlığına dahi bırakmış olsa, Güldeste’yi, bir daha bulunmayacak şekilde kaybedecekmiş gibi hissediyordu. Onun üzerinde damatlık, karısının üzerinde gelinlik… Olduğu gibi duruyordu. Oysa o… Bu an gelip çatıncaya kadar, istese de istemese de Gül’ünü, ikna edebilirim belki diye umuyordu. Onu vazgeçirebilirim, unutturabilirim… Düğün gibi karmaşık bir süreçten çıkmış olan Doğanlı konağı, helan bazı misafirleri ağırlıyor, düğünden sonra oluşan gerekliliklerle uğraşıyordu. Gelin ve damadın odadan çıktığını fark eden ilk kişi, Mahir’in annesi, Nazlı olmuştu. Avluda bulunan Nazlı, merdivenlerden inerken gördüğü gelini ve oğluna baktı. Oturduğu yerden hızlı bir şekilde kalkıp, seri hareketlerle onlara doğru adımladı. Çatık kaşları altında duran telaşlı bakışları, kahvenin en koyu tonuna sahip alacalı gözlerini titretecek kadar saftı: “Mahir?” Sesi alabildiğine yüksek, kap atışları ise çok hızlıydı. Oğlunun bu kızla evlenme sebebinden emin değildi fakat gönlü, olası bir eziyete tamamen karşıydı. Anneydi Nazlı, oğlunun yüreği titrese hissederdi ve o an, onun yüzündeki sıkıntıyı da alenen yakalamıştı. “Oğlum? Hayır olsun?” diye sorduğunda, aklının kıyılarına birden çok düşünce yayılmıştı. Gerdek, adetlere ve örfe göre çok önemli bir konuydu. Fakat oğlu ve gelininin kıyafetlerinin henüz bozulmamış dokusu, o tür bir sorunu düşünmesini engellemesine neden olmuştu. Mahir’in, intikamına bu kızı karıştırmış olma olasılığı ise, içini acıtacak kadar üzücü bir durumdu… Mahir, annesinin seslenmesi üzerine hızla attığı adımlarını durdurup, derince nefeslendi. Kısacık bir zaman dilimi kadar olduğu yerde bekledi ve hemen ardından dudaklarını birbirine kenetleyerek gülümsedi: “Acıktık,” dedi, yüzünü annesine dönüp: “Biz, yemeğe gidiyoruz.” Diye de ekledi Sesini sakin tutuyordu fakat tınıları, tatsız, renksiz ve griydi… Aklına o an başka bir şey gelmemişti. Nazlı, gözlerini şüpheyle kısarken: “Gecenin bu saatinde mi? Böyle bir günde mi?” diye söylendi. “Acıkmanın vakti, saati mi olur?” Mahir, gerilen yüz hatlarını yumuşatmaya çalışırken, gülümsemesini genişletmeye girişti. Gözleriyle karısını işaret ederken, annesinden onu, salmasını rica eder gibiydi: “Peki… Dikkat edin…” Nazlı, düşünceli bir şekilde ses etmeden gitmelerine izin verirken, İsra, Büşra, Kübra ve Yazgül, annelerinin hemen arkasındaki şark köşesinde onları izlemekteydi. İsra, bu durumu çok yadırgamamıştı. Düğün karmaşasında gelin ve damadın aç kaldığı her zaman olan bir şeydi. Ne olacaktı yani, gidip yemek yiyip dönseler? İsra, abisinin karısının elini tutuşunu izlerken, hafifçe gülümsedi. Anladığı kadarıyla onun derdi, intikam falan değildi. Görünen oydu ki o, nasıl Arjen’e Kıraç’a gönlünü vermişse, abisi de Güldeste Kıraç’a vermişti. Yeni ve kırıcı bir his kalbini sızlatmaya başladığında, geçmişi değiştiremeyeceği gerçeğiyle yüzleşti. Şimdi olsa her şey çok farklı olabilirdi belki ama o zamanlar… Mahir, annesinin sözlerini başıyla onaylayıp, yeniden çıkış kapısına yöneldi. Güldeste, çok sessizdi… Konağın ahşap kapısının sessiz gıcırtısı arasından geçip, dışarıya çıktıklarında, arabaya binip, deponun önüne vardıklarında da bu sessizliği devam etmişti. Mahir’de, o andan sonra tek bir kelime etmemiş, içindeki karmaşanın derinliklerine çekildikçe çekilmişti. Onu, uzun zaman sonra ilk kez o gün, görmüştü. İki yıl önce… Gül’ün, abisi için çok da güzel şeyler düşünmeyerek çıktığı o yolun sonunda, şimdi karısı olan kadın, davetsizce önce zihnine, sonrada kalbine düşmüştü. İki yıl… Dile kolay, tam iki yıl boyunca onu düşünmüştü. Başta kendisi bile onu düşünme sebebinin intikam hırsı olduğunu sanmıştı. Ancak zamanla her şey değişmiş, Gül, kendinin bile haberi olmadan adamın her bir zerresini uğraşsız bir halde fethetmişti. Gün geçtikçe Mahir’in, içindeki aşk büyüsü büyümüş, bir daha Gül’ünden başka kimseye kalbini açmamak üzere mühürlemişti. Evet, düşman ailelerin çocukları oldukları su götürmez bir gerçekti. Mahir’in, Kıraç soyadını taşıyan herkesten nefret ettiği ise, onu tanıyan insanlarca bilinirdi… Ama Gül? Adam, bunun bir tür delilik olduğunu daha ilk anda fark etmişti. Zamanla ona olan arzusunu kabul edip, ‘Güldeste, Kıraç değil’ yalanını bile uydurmuştu… Ona göre sevdiği kadın, Mahir’in, Gül’ü olarak doğmuştu… Mahir için başta her şey net görünüyordu. Ona aşık olduğunu kabul etmesi öyle kolay olmuş gibi durmuyordu. Cinsel arzu… Ötesi yoktu. Fakat Gül, bir hata yapıp, ona koştuğunda ve o hatanın sonunda ölümü göz aldığında, kedini kandırmaktan kurtulmuştu… Seviyordu. Hem de öyle böyle değil. O gün anlamıştı, Gül ‘Öl’ dese düşünmeden öleceğinden emin olmuştu… Zilan’ın, düğün günü, ona dokunduğu an, Mahir’in, sonunun adeta başlangıcı olmuştu. Söz de arsızlık ediyordu ama sanki eliyle eştiği kuyuya, gözü kapalı, isteyerek düşüyordu… Mahir, Gül’e olan sevgisi uğruna gururunu ayaklar altına almış, ‘Yapmam!’ dediği ne varsa yapmıştı. Kolay değildi hani… Köpek gibi sevdiğin bir kadının sana gelip ‘Namusumu başkasına verdim,’ demesi… Yine de hiçbir şey, Gül’ünün, ölüm acısını tadacak kadar önemli gibi gelmemişti. Hepsini yok saymıştı Mahir, hepsini ötelemiş, onu, kimsenin üzmesine izin vermeyerek kendine; şanıyla, şerefiyle, gelin etmişti. Her ne yaşandıysa hepsini Gül’üne ulaşmak için ruhunun derinliklerine gömmeyi adeta kendine görev bilmişti. Her ne kadar hayallerinde sevdiği, gözünde devleştirdiği kadının o halini, gerçeğinde bulamasa da, zamanla bunu değiştireceğine inanmayı seçmişti. Güldeste’nin, ruhunun yaralı olduğunu da, kalbinin o piç için attığını da, Mahir’e, halen düşman gözüyle baktığında biliyordu. Fakat ya gerçekten onun kendini seveceğine inanıyor, ya da görmezden geldiği aptallığıyla kendini kandırmaya devam edecekmiş gibi duruyordu… Sonunda en büyük zaferini kazanmıştı… Gül, tam da istediği gibi artık onun, karısıydı. Gerçekten… Fakat değişmeyen tek bir gerçek vardı. Bu noktaya gelmek için birbirlerine verdikleri sözleri, şu saatten sonra yaşayacakları dönemi dada net bir hale getirmek için tutmaları lazımdı. İkisinin de… Mahir, sanki bunca zaman Fırat, gerçeği ortada yokmuş gibi davranmıştı. Ama görünen oydu ki, bundan kaçabileceği minicik bir alan bile kalmamıştı. Zira Gül, dünya üzerinde Fırat’ı, görmekten daha önemli hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çok fazla odaklanmıştı… Mahir, az sonra yaşayacağı dönüm noktasına kendini hazırlamak için uğraşırken, direksiyonu tutan ellerini sıkabildiği kadar sıktı. Usul susul nefes aldı. Bir süre öylece, boş boş tek bir noktaya baktı. Ardından arabadan inip, karısını da çıkardı. Ona son kez yalvarır gibi baktı ancak bu yalvarmayı diline ulaştırmadı. Güldeste, ne olduğunu anlamak ister gibi etrafı incelerken, gözlerinin Fırat’ı, aradığı çok açıktı. Mahir, arabanın kapısını açıp, sigara paketini eline aldı. Elleri titriyordu. İçi, sinir ve korku karışımı bir duygunun hamağına yatmış, sallanıyordu. Titreyen parmakları bir dal sigara çıkarıp, dudakları arasına koydu. Yaktı. Bakışlarını ayakuçlarına düşürüp, kısa bir an daldı. Ardından, sessiz, fısıltılı bir gülüş, omuzlarını sarstı. Başını kaldırdı. Üzerindeki beyaz gelinlikle dünyanın sekizinci harikası gibi güzel görünen, ışıldayan, karısına baktı. Başını sol omzuna doğru yatırıp, dudaklarındaki sigarayı parmakları arasına aldı. Bedenini araca yaslayıp, çenesini az ötede duran ürkütücü binanın, giriş kapısına doğru uzattı: “Hadi, siktir git! Seninki içeride. On dakikan var. Elini çabuk tut. Sabaha kadar seni bekleyemem.” Dedi. Oysa içi, yangın yeriydi… Gül, çenesi sıkılı halde onu izlemeye devam ederken, sanki bir şey unutmuş gibi kaşları havaya doğru yekindi. Bir hamlede aracın kapısını açıp içeriye eğildi ve elinde tuttuğu silahla tekrar dikleşti: “Al,” dedi sırıtırken: “İşini, hızlı bitirmene yardımcı olur.” Diye de ekledi...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE