Koruyamadınız

1014 Kelimeler
Ateş Zeynep taksiye binip gittikten sonra eve geçtim. Koltuğa oturdum, düşünmeye ve anlamaya çalışıyordum. Beni merak etti ve kontrol etmek için buraya kadar geldi değil mi? Keyfim o kadar yerindeydi ki... Gülmeden edemiyordum. Yüzümdeki gülümseme silinmiyordu. Ancak bu mutluluğum çok uzun sürmedi. Bir süre sonra Murat beni aradı. Zeynep'in babası eve gelip olay çıkarmasın diye, Zeynep'in evinin etrafına bir iki adam yerleştirmişti. Evde bir karışıklık olduğunu söyledi. Kapılar kırılmış, polis olan komşuları eve girmişti. ''Neler oluyor Murat? Zeynep iyi mi?'' ''Evet efendim, çocuklar arayıp haber verince ben de oraya doğru yola çıktım zaten hemen. Ancak babası değil olay çıkaran.'' ''Kimmiş?'' ''Caner oradaymış.'' ''Caner mi?'' ''Evet efendim, bugün bazı şeyler öğrenmiştim ama emin olmadan size haber vermek istemedim. Sanırım söylemem gerek.'' ''Ne öğrendin Murat, neden hemen bana söylemedin?'' ''Dediğim gibi emin olmak istedim Ateş bey, ancak Caner, uzun zamandır Zeynep Hanım'ın peşindeymiş.'' ''Ne demek peşindeymiş?'' ''Aşıkmış efendim, babasını da kumar borcuna sokmuş kasıtlı olarak. Zeynep Hanıma'a ulaşmak için olduğunu düşünüyoruz. Zeynep Hanım'a gerekli parayı babanız vermiş.'' Öfkeden delirmek üzereydim. ''Sen vardın mı eve? Ben de çıkıyorum hemen geleceğim.'' ''Ben vardım efendim ama buraya gelmenize gerek yok. Tuğçe Hanım alıp götürdü Zeynep Hanım'ı.'' Tuğçe ya kendi evine ya da babama götürüyor olmalıydı. Baba sen ne işler çeviriyorsun böyle? Zeynep'i yalnızca beni kontrol etmesi için yollamadın demek ki buraya. Caner'i de yakalamak istedin. Bu yaptığın şeyin ne kadar tehlikeli olduğunu göremedin mi sahiden? Zeynep'i nasıl böyle bir tehlikeye atarsın? ''Takip et Murat. Nereye gidiyorlar bana haber ver.'' Dedim ve telefonu kapattım. Hemen hazırlanıp evden çıktım. Murat takipteydi ve gittikleri yer babamların eviydi. Ben de oraya doğru yola çıktım. Bunun hesabını önce babama soracaktım! Eve vardığımda bile sakinleşmemiştim. Zeynep'e bir şey olma ihtimali beni çıldırtmıştı. Babam nası böyle bir şey yapar aklım almıyor. Zeynep'i resmen Caner'in önüne mi attı yani? Ben bunun farkında bile değildim. Kızı sadece bir ajan olduğunu ve işinin benim yaptıklarımı babama anlatmak olduğunu sanıyordum. Öfkeyle eve girdim ve çalışma odasına çıktım. Sert bir şekilde kapıyı açıp içeri girdim. İlk önce Zeynep'e baktım. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu ve hala titriyordu. Onu böyle görmek, beni daha da öfkelendirdi. Gözlerimi onun üzerinde tuttum. Ne demek istediğimi anladı ve başını sallayarak iyi olduğunu söyledi. Artık babamla yüzleşmeliydim, ona döndüm ve bağırarak konuşmaya başladım. ''Siz neler yapıyorsunuz? Benden gizli neler oluyor baba?'' Öfkemin geçmeyeceğini anlayınca anneme döndüm. ''Zeynep'i al, benim odama götür anne. Onunla sonra konuşacağım. Önce babamın bana anlatacaklarını dinleyeyim.'' ''Oğlum, biraz sakin ol...'' ''Anne, lütfen dediğimi yap. Seninde kalbini kırmayayım.'' Annem,Zeynep'i alıp odadan çıkardı. Tuğçe'de odadan çıkıyordu ki onu durdurdum. ''Sen de kal. Seninle de görülecek bir hesabım var.'' Tuğçe, babamın yanına geçti. Tekrar babama döndüm. ''Beni oyalama baba, her şeyi duymak istiyorum.'' Babam olayları anlatmaya başladı. Zeynep'in babasının kumar borcunu, Caner'in yaptıklarını. Caner'in Zeynep'e olan takıntısını... Gerçekten her şeyi biliyorlardı ve bile bile Zeynep'i Caner'in karşısına çıkarmışlardı. Caner'i tanımıyor olsalar bile öfkelenirdim ama hem onun hem de babasının ne olduğu belliydi. Sinirimi çıkaracak bir şey aradım. Masada duran eşyaları, duvara fırlatmaya başladım. Bir yandan da bağırarak konuşuyordum. ''Siz delirdiniz mi? Bu yaptığınız mantıklı mı yani? O kızı, nasıl Caner'in önüne atarsınız!?'' Öfkem asla azalmıyordu.Etrafa zarar vermek beni sakinleştirmiyordu. ''Ateş, artık sakinleş oğlum. Ailemi korumaya çalışıyordum.'' ''Aileni korumak mı? Zeynep'i tehlikeye atarak mı? Ya o herif Zeynep'e zarar verseydi? O zaman ne olacaktı baba?'' ''Ateş, elbette buna izin vermezdim.'' ''Gördük baba, gerçekten izin vermiyormuşsun! Kızın komşusu polis olmasa ne olacaktı? Bunu hiç düşündün mü?'' Benimle dalga mu geçiyorlardı? Herif kimseye görünmeden eve girmiş, Zeynep'i beklemiş. Zeynep'i gerçekten koruyorlar mıydı yani? ''Ateş, Zeynep'i de korumaya çalışıyorduk. Tek başına, hiçbir şeyden haberi olmadan Caner ile mücadele edemezdi. Biz onu yem olarak Caner'in önüne atmadık. Böyle bir şey yapacağımızı nasıl düşünürsün?'' ''Koruyamadınız ama! Korumayamadınız. Tuğçe, seninle hesabım daha büyük. Şu an konuşma. Beni daha da sinirlendirme!'' Babam ve Tuğçe'de Zeynep için endişelenmişti. Elbette bunu gözlerinden bile anlıyordum ama yine de bunları düşünmeleri gerekiyordu. ''Ayrıca gerçekten Zeynep'i korumak isteseydiniz, bunu yapardınız. Zeynep'i bu işin içine hiç sokmadan da yapabilirdiniz. Biriniz ailemi koruyacağım bahanesinin arkasına saklanıyor, biriniz intikam peşinde!'' ''Ateş yeter artık. Sen baştan beri laf dinleseydin, hiç bunları yapmamıza gerek kalmayacaktı.'' ''Suçlu ben miyim yani baba?'' ''Suçlusun demiyorum. Senin sorumsuz davranışlarını engellemek için bir şeyler yapmak zorundaydım diyorum.'' Sinir krizi geçirmeme o kadar az kalmıştı ki... Büyük bir kahkaha attım, bu krizin eşiğinde olduğumu gösteriyordu. Babam yeniden konuşmaya başladı. ''Ayrıca hesap sorması gereken kişi de benim. Seni yıllardır, dedenin pis işlerinden korumak için neler yaptım? O dünyadan çıkmak için ne mücadeleler verdim? Sen nasıl oraya geri dönersin? Bir de haber salmışsın, Ateş Şanlı artık masada diye!'' ''Sen bana hesap soracak durumda değilsin. O şansını kaybettin. Bu saatten sonra siz hiçbir şeye karışmıyorsunuz. Ben halledeceğim. Hangi masaya oturmam gerekirse de otururum. Sizin bu saçma oyunlarınız, burada son buluyor. Sabah sekizde herkes kahvaltıda olsun.'' Sertçe kapıyı çarptım ve çalışma odasından çıktım. Bu evdeki odama doğru yürümeye başladım. Daha Zeynep ile konuşmam gerekiyordu. Kapıyı çaldım ama içeriden bir ses gelmedi. Biraz bekledim ve odaya girdim. Banyoya, giyinme odasına her yere baktım ama Zeynep odada yoktu. Hemen annemin yanına gittim. ''Zeynep nerede?'' ''Misafir odasında, uyuyor. Kız zaten yeterince korkmuştu Ateş. Senin eline bırakamam şu anda o kızı.'' ''Sen de biliyordun. Öyle değil mi anne? Tüm bu işlerden haberin vardı? Peki ya Karan? Tek bilmeyen ben miydim yani?'' ''Karan da bilmiyor. yalnızca benim haberim vardı, baban Zeynep'i koruyacaktı Ateş.'' ''Ama koruyamadı anne ve sen bir kadını göz göre göre böyle bir tehlikeye attın. Bir de benden mi koruyorsun yani? Hepiniz delirmişsiniz.'' Annemin yanından çıktım ve bahçeye geçtim. Üst üste sigaralar yakıyor, ışığı yanmayan misafir odasına bakıyordum. Babama olan öfkem geçmiyordu. Kıza böyle iyilik mi yapıyorlardı sahiden? Bunu düşünmüş olmaları bile beni delirtmeye yetiyordu. ''İzin vermeyeceğim Zeynep, ne senin bu işin içinde olmana ne de Caner ile bir daha yüz yüze gelmene. Asla izin vermeyeceğim. Ben halledeceğim. Ne gerekirse yaparım senin için. Kaçtığım o dünyaya bile girerim.'' dedim kendi kendime. Arkamdan gelen ses ile oraya döndüm. ''Ben her zaman aşkın yanındayım.'' Gülümseyerek yüzüme bakıyordu Karan. ''Olanları öğrendin mi?'' Diye sordum. ''Tüm ev öğrendi sayende abi.'' ''Yanımda olmak zorunda değilsin Karan. Bu işe girmeni istemiyorum.'' ''Senin değil zaten abiciğim, aşkın tarafındayım ben.'' Dedi ve bir kez daha gülümsedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE