Gözlerimi araladığımda derin bir nefesle irkilip yatağın içinde telaşla hareket ettim. Üzerimdeki hastane kıyafetlerinin soğuk dokunuşu ve oda ışıklarının beyaz parlaklığı beni bir anda sarstı. Yatağın kenarında bir hemşirenin durduğunu fark ettiğimde bedenim ansızın hareketsizleşti. Elleri nazikçe havada sakinleştirmeye çalışan bir hareketle bana yaklaştı. "Sakin olun, hastanedesiniz," dedi, yumuşak ve güven veren bir ses tonuyla. Sözleri zihnime ulaştığında derin nefesler alarak etrafıma bakmaya başladım. Gerçekten de bir hastane odasındaydım. Duvarlar bembeyaz, steril hava her yeri kaplamıştı. İlaç kokusu ağırdı. Buraya nasıl gelmiştim? Kabus ne zaman bitmişti? Yaşananlar gerçek miydi? Kaç saat ya da kaç gün geçmişti? Hiçbirini bilmiyordum. Gözlerim istemsizce doldu. Ağlamaya başladı

