Yemeğin ardından Can, gitmesi gerektiğini söyleyip ayağa kalktı. Masanın etrafındaki tabakları toplarken ona teşekkür ettim. Can, her zamanki rahat tavrıyla yanıma yaklaşıp yanağıma hafif bir öpücük kondurdu. “Sen iyi ol, gerisi önemli değil patron,” diye fısıldadı. Bu küçük jest beni hem şaşırtmış hem de içten bir şekilde rahatlatmıştı. Can’ın samimiyeti, onun en sevdiğim yanlarından biriydi. Selin ve Gökhan oturmaya devam ederken, Eylül çoktan salondaki koltukta derin bir uykuya dalmıştı. Küçük yüzü yastığa yaslanmış, elleri yana düşmüştü. Gözlerim ona kaydığında içimde tarifsiz bir huzur hissettim. O sırada Demirkan yerinden kalktı. Sessizce Eylül’ü kucağına aldı, dikkatle başını omzuna yasladı ve hiçbir şey söylemeden odasına doğru yürüdü. Onu izlerken, bir anlığına Demirkan’ın sert g

