Demirkan, yanındaki kadına eğilerek birkaç kelime fısıldadı ve ardından koltuğunda dikleşerek kadını başıyla sertçe uğurladı. Kadın belli ettiği keskin bir öfkeyle yerinden kalktı ve kalabalığın içine doğru salınarak kayboldu. Elimdeki kadehi sıkıca tutarak bu kısa sahneyi baştan sona izledim. Bakışlarımı kaçırmak istesem de gözlerim istemsizce Demirkan’ın üzerinde sabitlenmişti. Demirkan cebinden telefonunu çıkardı, ekrana birkaç saniye boyunca dikkatle baktı. Parmakları hızlıca ekranda gezindi. Ne yazdığı ya da kiminle konuştuğu konusunda bir fikrim yoktu ama beynimin içindeki o şüphe dolu ses susturulamaz bir şekilde yankılanıyordu: "Yanındaki kadını yolladı çünkü belki daha özel birini bekliyor. Belki onunla burada görüşecekler..." Düşüncelerim zihnimi ele geçirirken masanın üzerinde

