Dün gece beklediğim adam gelmiş beni yalnız bırakmamıştı. Gece 1 gibiydi camı tıklattığında. Çok bekletmeden açıp odama aldım. Bu yaptığımız riskliydi. Sokağı çok görmüyordu bu cam ama yine de riskti. İkimiz de bu riski alıyorduk. Ortaya çıktığında bizi zor duruma sokacağını bile bile hem de. Gece Kerim defalarca öpmüş beni yatıştırıcı öpücükleri ile uyutmuştu. Ona göre benimle uyuduğu 2 saatlik uyku 10 saatlik uykuya eşitmiş. Sabah normalden erken kalkıp evine gidiyor oluşu bile umurunda değilmiş. Bu durumu da uzatmak istemiyormuş. Konu yine bir şekilde evliliğe gelmişti. Henüz erken olduğunu söyleyip kapatmıştım. Her gece gelmesinin tehlikeli olduğunu da belirtip bunu sık yapmamasını rica etmiştim.
Rahatsız olduğum için değildi bu. Her gece risk almak istemeyişimdi.Kerim’de anladığı ve onayladığı için uzatmadı. Huzurla uyuduğum uykumdan işe kalkmak için uyanmıştım. Günlerim sıradandı işe git gel, akşamları aile ile otur, sevgili ile konuş sohbet et, kalan vakitte ev işleri yap derken normal geçiyordu. Hafta başı normal geçmese de haftanın sonuna huzurla ve sakin gelmiştik. Yarın yengemle alışverişe gidecektim. Ela’nın gelmesinde sorun olmayacağını söylediği için onu da sürüklüyordum yanımda. Onun kıyafeti çoktan hazırdı. Zaten basit şeyler giyecekti. Mesaimin bitmesini bekliyordum. İşlerim bitmişti ama henüz vakit dolmamıştı. Bu hafta Hüseyin benimle konuşmak istemişti ama ben her seferinde kaçmıştım. Buse de bana yardımcı olmuş ne zaman Hüseyin bana yaklaşsa onu kovar gibi göndermişti. Bu kız gerçekten arkadaş gibi arkadaştı. Kerimle olanları oda biliyordu. Detayları Ela’ya anlattığım gibi anlatmamıştım. Beni anlamış yargılamamıştı. Ona göre ilişkimi herkese duyurmam gerekiyormuş. Ortalıkta çiyanlar sırtlanlar varmış. Düğüne davet etmiştim oda gelecekti. Hatta belki birini bulurum gibilerinden bir şeyler bile demişti. Olabilirdi. Mahallemizde yakışıklı ve düzgün bir sürü genç vardı. Ağabeyimin arkadaşları gayet efendi çocuklardı.
Biten mesaim ile çıkmıştım. Havalar iyice ısınmıştı. Kerim beni alamayacaktı bu yüzden otobüsle eve döndüm. Yoruluyordum şirkette. Mental açıdan yorucu bir işim vardı. Eve geldiğimde kimseyi beklemeden yemeğimi yemiş odama çıkmıştım. Bu gece Kerim’le ağabeyim arkadaşlarıyla buluşacaktı. Kerim’in dediğine göre mahallede bizi duymayan kalmamış. Arkadaşlar olara da dertleşmek istemişler. Gece de gelmesini beklemiyordum. En son dünürlerimizin geldiği gece gelmişti.
Tüm işlerimi halledip yatağıma geçtim. Yarın çok yoğun olacağım için bakım işlerini bugüne bırakmıştım. Yatağa girdiğimde hafiflemiştim. Daha mutlu ve huzurluydum. Kadınlar olarak bakımın bizi neden bu kadar mutlu ettiğini bazen çözemiyordum. Üzerinde çok durmadım ve kendimi uykunun huzurlu kollarına bıraktım. Uyumadan önce de sevgilime mesaj atmayı unutmamıştım.
Sabah annemin sesiyle uyanmıştım. Kahvaltıya kaynanam geliyormuş ben hala yatıyormuşum. Bu halimi görüp beni almazmış gözüne girmem gerekiyormuş. Anne 24 yıldır tanıyorlar beni sence de geç kalmadılar mı ? Hem oğlu deli oluyor annesi olmasa ne olur. Bunları düşünürken kıkırdamıştım. Anneme saçmalama gibi şeyler söyleyip yardım ettim. Zaten normalde de anneme yardım eder yemek yapardım. Annemin bize öğrettiği ilk şeylerden biriydi bu. Kendimizi doyuracak ve muhtaç etmeyecek kadar yemek ve temizlik bilgisi. Tabi bunlar zamanla artmıştı. Çoğu yemeği yapar temizlikte bal dök yala kıvamına getirirdim. Ağabeyim bile bu şekildeydi.
Masaya baktığımda kuş sütü eksikti. Saat çok erken değildi ama geçte değildi. Tam kahvaltı masasında sohbet edip çay içmelik saatlerdi. Babam kadın kadına olacağımızı duyup Murat Amca ile çıkmıştı. Annem ablamı da çağırmıştı. Evleneli neredeyse 1 sene olan ablam henüz çocuk düşünmüyordu. Enişteme sorsak hemen isterdi ama ablam evliliğin tadını çıkarmaktan yanaydı. Annemlerin torun hevesi ağabeyime kalmıştı.
Çalan kapı ile son bardağı da masaya koydum. Kapıyı annem açmıştı. Gülfidan Teyze mutfağa girdiğinde elinde börek vardı. Sabah kalkıp yapmış olmalıydı. Hoş geldiniz faslını geçip masaya oturduk. Büyük bir keyifle kahvaltımızı yaptık. Kaynanacığım beni sürekli utandırdı ve ablamın eline malzeme verdi. En son dediklerinden sonra utanıp gidiyorum ben diye çıkmıştım. Vay efendim Kerim’in yüzüne can gelmiş benimle olduktan sonra. Birde evlensek koynuna girsem neler olurmuş, bir an önce evlenip torun vermem gerekiyormuş. Allahtan ablam beni kurtarmış henüz daha küçük olduğumu söylemişti. Tabi annem buna sinirlenmiş evde kaldığımı belirtmişti. Daha fazla dinlemeden odama çıktım.
Hazır bir şekilde aşağı indiğimde ablama da tekrar söylemiştim gelmesi için. Hanımefendimiz kocasıyla gezip almış elbisesini ve çok yorgunmuş hiç uğraşamazmış. Şu sıralar halsizlik varmış üzerinde, annemin şefkatli kollarına ihtiyacı varmış. Kızları daha fazla bekletmedim ve dışarı çıktım. Ela arabayla gelmişti. Hikmet ağabeyi bugün evdeymiş o yüzden arabayı almış gelmişti. İşime gelirdi otobüslerle uğraşamazdım. Ağabeyim çalıştığı içinde teklif edememiştik zaten. Çok özlediğim arkadaşımı öptüm ve arabaya bindim. Yengemlere gidene kadar bir sürü şey konuşmuş gülüşmüştük. Biraz sonra yengem de binmiş onunla da bol kahkahalı bir yolculuk geçirip alışveriş malzemesine gelmiştik. Vakit kaybetmeden önce gelinlikçiye gittik. Yengem A kesim bir gelinlik tercih etmişti. Üzerinde çok fazla motif yoktu. Üst kısmı dantel işlemelerden oluşuyor etek kısmına doğru da azalıyordu. Etek kısmında kumaşı parıl parıldı. Düğün salonunda inanılmaz güzel dururdu. Eteğin en alt kısmında da yine üstteki dantellerden bir şerit vardı. Tarlatanı fazla kabalık değildi. Göğüs dekoltesi veriyordu bir tık ama sorun edilecek gibi değildi. İnce askılar ile omzunu açığa çıkarmıştı. Bayılmıştım. Çok hoş duruyordu. Ela da beğendiğini söylemişti. Son rötuşları da halledip çıktık. Sıra benim elbisemdeydi.
İlerleyen saatlerde bana elbise aramıştık. Bir türlü içime sinen bir şey bulamamıştım. Çok güzel modeller vardı ama ya çok sade oluyordu ya da çok abartı. Ben hem şık hem sade olmak istiyordum. Son kata geldiğimizde vitrinde bir elbise gözüme çarptı. Mankende çok şık durmuyordu ama kendi üzerimde hayal ettim. Kızları da içeri soktum ve hemen bedenini istedim. Giyinip çıktığımda aynada gördüğüm kadına aşık olmuştum. Hayır hayır narsist değildim asla. Sadece elbise muhteşemdi. Fiyatı ne olursa olsun alınmayı hak ediyordu.
Göğüs dekoltesi abartı değildi. İnce askılı üst kısmı tamamen oturan, kan kırmızı renginde kırlangıç yaka bir modeldi. Normalde küçük göğüslü birinde asla sıkıntı olmayacak dekoltesi benim göğüslerimde belki bir tık belli olabilirdi. Sorun etmedim. Alta doğru derin bir yırtmacı vardı. Yerlere kadar uzanan eteği ile düğün içinde gayet uygundu. Yırtmacı sağ bacağımı tamamen açıkta bırakıyordu. Kasıklarıma kadar çıkıyor çok abartılı hareket etmem halinde beni zor duruma sokacak gibi duruyordu. Yine sorun etmedim. Düğünlerde fazla oynamazdım. Bu elbiseye Kerim’in tepkisini şimdiden merak eder olmuştum. Eminim gördüğünde delirecekti. Ağabeyim bir defa evlendiği için bu korkumu bir kenara bıraktım. Kızlar da çok beğenmişlerdi. Hatta yengem “Gelinden rol çalınmaz Asya, bu kadar güzel olursan kimsenin gözü beni görmez” demişti. Tabi ki şaka yaptığını biliyordum. Ela ise düğünden sonra sağ kalmamı dilemişti. Gülmüştüm yorumuna. Çok düşünmeden hemen satın aldım. Fiyat olarak bütçemi çok zorlamamıştı. Şimdi sıra kına için bir şeyler bakmadaydı.
Kına içinde ultra mini bir elbise almıştım. Sırt dekoltesi vardı ve yakanı v şeklindeydi. Elbisenin yaka ve askı kısmı tamamen taşlardan oluşuyordu. Hatta ince ikili askıları vardı ve tamamen taştı. Sırtı belime kadar iniyordu. Göğüs dekoltesi ise göğüs oluğumun baya bir aşağısındaydı. Yine her yerden dekolte verdiğim bir elbise seçmiştim. İkisi elbisemde inanılmaz hoşuma gitmişti. Kızlarında onayları ile almıştık ve yemek katına çıkmıştık.
Her birimiz ayrı ayrı yerlerden yemek istediğimiz için siparişlerimizi verip orta bir masada buluştuk. Öyle sohbet edip konuşurken yanımda ki sandalye çekildi. Sağıma döndüğümde boş olan sandalyeye Mert oturmuştu. Kolunu sandalyemin üzerine atmış bana yakınlaşmıştı. Bu hareketi beni son derece rahatsız etmişti. Yengeme baktığımda onunda bu durumdan hoşnut olmadığını gördüm. Sandalyemi Ela’ya doğru çektim ve uzaklaştım. O sırada Ela hemen telefonuna sarılmış birine bir şeyler yazmıştı. Kaş göz yaptığımda sorun yok der gibi baktı.
“Ece’yi almaya gelmiştim. Seni gördüğüme çok sevindim Asya. Yine her zaman ki gibi harika görünüyorsun.” Sussam ayıp olur muydu yengeme acaba ? Eminim Kerim duysa Mert’i gömerdi buraya.
“Sağ ol Mert Ağabey”
“Ahahah ilahi Asya. Ağabey demene gerek yok aramızda o kadar yaş farkı yok hem de beni ağabey olarak görmeni istemiyorum.” Ne diyordu bu salak. Cidden derdi delirtmek miydi beni.
“Böyle iyi Mert Ağabey.”
“Ağabey sana kızlarla gelirim demiştim. Zahmet etmeseydin.” Yengem haberi olmadığını anlatmaya çalışıyordu.
“Düğüne az kaldı güzel kardeşim seninle olan tüm fırsatları değerlendirmek istiyorum. Hem Asya’yla olduğunu bilmek bu isteğimi kamçıladı. Ee Asya anlatsana neler aldın. Çok merak ediyorum. Eminim inanılmaz güzel olmuştur.” Dümdüz yavşıyordu bana ve aşırı rahatsız olmuştum. Kerim’in sevgilim olduğunu bildiği halde bu yaptığı çok saygısızcaydı.
“Aldım işte bir şeyler.Düğünde görürsünüz.” Üstü kapalı cevaplar verip geçiştirmeye çalışıyordum.Of gerçekten bu günü berbat etmek için gelmişti bu çocuk. Çok durmadan kalkmak istiyordum. Mert benden yüz bulamamış Ela ile konuşmaya çalışmıştı.
“Sessizsin Asya. Sesini de mi esirgiyorsun ?” Aramıza giren yüzle neye uğradığımı şaşırdım. Kerim önce aramıza girmiş ve Mert’i tuttuğu gibi kaldırmıştı sandalyeden. Benden uzaklaştırmış karşı karşıya gelmişti.
“Sen kimsin de Asya senden sesini esirgeyecek lan. Ne işin var oğlum burada senin. Ben seni uyarmadım mı kaşınıyor musun illa sen he ?.” Yüksek perdeden sesi etraftaki bakışları de bize çevirmişti. Kerim’in kolunu tutup sakin olması gerektiğini fısıldıyordum. Haklı olabilirdi ama yeri değildi. Yengemde ağabeyinin yanına koşmuş her hangi bir kavga da ayırmak için hazırda bekliyordu. Kerim’in buraya nasıl geldiğini kimin haber verdiğini düşünmek dahi istemiyordum. Cevap belliydi ve keyifle izliyordu şu an.
“Bu kabadayı hallerin bana sökmez Kerim. Asya için savaşacağım ve benimle olması için elimden geleni yapacağım.” Eminim ki yengem olmasaydı arada çoktan Mert’in cenazesi kalkmıştı. Kadınlar olarak bu iki adamı durdurma şansımız yoktu.
“Lan ! Seni buraya gömerim Mert. Benim kadınımdan uzak dur. Senin savaşını sikerim, Asya değil senin olmak seninle aynı havayı bile soluyamaz keserim soluğunu senin.”
“Kerim sevgilim sakin olur musun? Hadi gidelim lütfen, insanlar bize bakıyor yengemde çok üzülüyor hadi.”
“Bırak Asya kıracağım kemiklerini bunun. Lan it sen kimsin de benim sevgilime yürüyorsun. Ali ve Ece durdurur mu sanıyorsun beni, feriştahı gelse elimden alamazlar seni siktir git bir daha sevgilimden uzak dur. Bu sana son uyarım.”Son sözleri bunlar olmuştu. Yumruğunu Mert’in omzuna geçirmiş öfkesini esirgememişti. Elimden tuttuğu gibi çekiştirmişti beni. Poşetlerimi bile alamamıştım. Öylece bırakıp çekiştirmelerine izin verdim. Söve saya otoparka inmiştik. Patlamaya hazır bir bomba gibiydi Kerim şu an. Uzak durmak en iyisiydi.
Arabaya bindiğimizde derin derin nefesler alan bir Kerim vardı. Hala daha küfür ediyor sabır diliyordu. Arada ağabeyime de kızıyordu. Sakinleşir umuduyla ona doğru yanaştım. Uzanıp yüzünü sevdim yumuşak yumuşak öptüm. İş yarıyordu, yaramazsa yolardım zaten onu. Durmadım öpücüklerimi dudaklarına, boynuna, saçlarına, yanaklarına, tüm yüzüne değdirdim. Hoşuna gittiği her halinden belli oluyordu. Geri çekildiğimde ensemden tutup dudaklarıma yapışmıştı. Hırsında ve sinirinden olsa gerek fazlasıyla sert bir hal almıştı. Canımı yakıyordu ama sustum. Sert hallerini ayrıca seviyor oluşumdu belki de susturan. Hem ortamın müsait olmayışı hem de ilerlemesinin ikimize de sorun olacağından sebep geri çekildi. Alnını alnıma yasladığında durulmuştu. Sürekli benimsin diye fısıldıyordu. Karşılık verdim ve onun olduğumu onunla birlikte tekrar ettim.
“Bebeğim sakinleştin mi?” Asya senin de derdin unutturmak mıydı sahiden.
“Hayır Asya. Hala çıkıp kafasını koparmak istiyorum. Ece’ye dua etsin o. Düğün öncesi olay çıkarmak babana karşı mahcup olmak istemiyorum.Şükretsin ki düğün var yoksa sikerdim onun belasını.” Küfrü ile dudaklarına vurdum. Hoşuma gitmiyordu sürekli küfür etmesi.Anlamış olacak ki vurduğum elime derince bir öpücük kondurdu.
“Sevgilim, sakin kaldığın ve olay çıkarmadığın için teşekkür ederim. Bu arada senin nerden haberin oldu ?” Biliyordum ama sormasam olmazdı.
“Ela mesaj attı. Arabaya nasıl atlayıp geldiğimi hatırlamıyorum.” Telefonu alıp mesaja baktım. Ela gerçekten çok fenaydı.
Baldız 2: Enişte kırmızı alarm. Mert burada ve Asya’ya yürüyor. Kolunu sandalyesine de atmış olabilir. Merak etme akıllı arkadaşım tersliyor onu.Acele etmelisin bence.
Kaydetme şekline ayrıca güldüm mesajına ayrı. Resmen çocuğu kudurtmak için yazmıştı. Şimdi de bana mesaj atıyordu. Allahtan telefonumu alabilmiştim.
ELAM: Kankam poşetleri geçerken size bırakırım. Ece yenge ile ağabeyi fena tartıştı. Benimle gelmek istediği için önce onu eve bırakacağım sonra da size geçerim. Eve gitmem gerekiyor o yüzden rahatça takıl.
Canım arkadaşım her zaman arkamı toplardı. Gerçi bunların sorumlusu oydu ama yine de arkamı toplamıştı. Yarın düğünde görüşecektik zaten.Kerim’e döndüğümde merakla bakıyordu. Ela’dan gelen mesajı gösterdim. Dudağını kenarı kıvrıldı ve aracı çalıştırıp her zamanki tepemize doğru sürdü. Yol boyunca dönüp dönüp bana bakmış arada Mert’e sövmüştü. Neyse ki uzun sürmemiş gelmiştik tepeye. Hava aydınlıktı ama kimseler görünmüyordu. Arabadan indiğimde yine kalçamı kaputa yaslamıştım. Oda yanıma gelip kolunu omzuma atmış sarılmıştı bana. Kıkırdayıp doğruldum. Ona doğru döndüm ve bacaklarının arasına girdim. Oturuyor gibi olduğu için yüzlerimiz eşit sayılırdı. Gözlerinde ki ışıltılarla beni izliyordu. Dayanamadım ve öptüm. Biliyordum ki fırsatı değerlendirecekti. Amacım bu değildi. Sadece çok canım istemişti. Güldü ve oda bana karşılık verdi. Öpüşü derinleşip sertleştiğinde otoparkta ki hali aklıma geldi. Kıkırdadım yine. Ayrılıp baktığında ne oldu der gibiydi gözleri.
“Aşkım otoparktaki hırçın hallerin aklıma geldi. Çok ateşli görünüyordun.” Birazcık kudurmaktan zarar geleceğini düşünmüyordum. Ki zaten bu laflarım onu kudurtmuş harekete geçirmişti. Şimdi dudakları boynuma doğru yol almış ve yarın sadece yüzüme makyaj yapmayacağımı bağırıyordu.
“Aşkım diyen ağzını yerim senin. O ateşi söndürmemiz gerekiyor Asya.” Neler diyordu böyle ay. Beni de bir ateş basmıştı. Boynumu emmesi de cabasıydı. Dudaklarının arasındaki etim morarmıştı emindim. Durmadı yakası açılan tişörtümü fırsat bilip dudaklarını göğüs çatalıma doğru indirdi. Öpücükleri başımı döndürüyor ayaklarımı yerden kesiyordu. Beni ayakta tutan oydu şu an. Durması gerekiyordu ama duracak gibi değildi. Ki benim tepkilerim de buna izin verecek gibi değildi.
“Keriiimm.” Birileri duyar diye düşünmeden çığlık atmıştım. Adını haykırmış hoşuma gittiğini belirtmiştim. Şu an dili sağ göğüs ucumdaydı. Ne ara sütyenden çıkarmış ne ara emmeye başlamıştı anlamamıştım. Elleri rahat durmuyor diğer göğsümü yoğuruyordu. İnanılmaz bir zevkin kucağındaydım. Dolmuştum ve patlamam gerekiyordu. Yeri olmadığını bilmek çıldırtıyordu beni. Kerim ufak ufak ısırıklar bırakıp işkencesine son vermişti. Boynuma doğru yol almış uzun uzun öpmüş emmiş en son da dudaklarıma sayısız öpücük kondurup çekilmişti.
“Delirtiyorsun beni Asya. Teninden ayrılmak zulüm gibi. Evlenmek istiyorum yavrum ayrı kalamam artık senden.” Konu yine aynı yere gelmişti. İyiydik böyle evlilik bu kadar önemli miydi.
“Kerim evlenmeyelim demiyorum ama biraz zamanı var sevgilim.”
“Tamam sustum.” Gün içinde neler yaptığımı aldığımı sormuş ben söylemeyince de inşallah delirtmezsin Asya beni demiş susmuştu. Yarın için de uyarılarını yapmıştı. Umarım kızmasın Kerim deyip sustum. Tekrardan araca binip mahalleye dönmüştük. Arabanın aynasından baktığımda neyse ki görünen yerlerimde morarmalar yoktu ama göğsüm fena haldeydi. Kerim tişörtü indirmiş bakmıştı. Arsızca süzen halleri utandırmıştı beni. Uzatmadan indim arabadan ve eve doğru yürüdüm.