Günlerden Çarşambaydı, Kerim’le beraber dikişlerini aldırmaya gidiyorduk. Tüm ısrarlarına rağmen arabayı ben sürmüştüm. Kendisi inatla iyi olduğunu ve araba sürmeyi özlediğini söylüyordu. İyileşmişti görüyordum ama korkuyordum. Hala üzerimden bu korkuyu atamamıştım. “Sevgilim, tamam en iyi sen sürüyorsun arabayı. Ben pratik yapmak istiyorum. Ondan başka bir sebebi yok.” Yolcu koltuğunda astığı suratıyla bana bakıyordu. Çok tatlıydı şu an. Eve geldiğimiz günden beri Kerim baya toparlanmıştı. Eski formuna kavuşmuştu. Hatta işe bile gidiyordu. Her ne kadar bu duruma laf etmesem de gönlüm razı değildi. “Yavrum çocuk gibi oturttun buraya beni. Hızlı sür çabuk gidelim hastaneye.” Laf dalaşlarımızla birlikte sonunda hastaneye gelmiştik. Doktorla görüşüp dikişleri almasını beklemeye başladık. Ba

